
Başkan Erdoğan'ın konuşmasından öne çıkan satır başları:
"Birleşmiş Milletler 81. Genel Kurulu'nun başta mazlumlar olmak üzere tüm insanlara hayırlı olmasını Rabb'iimden niyaz ediyorum.
Öncelikle bir üzüntümü ifade etmek isterim. Üye ülkelerin resmen tanıdığı Filistin Başkanı Sayın Mahmut Abbas iki yıldır bu salonda yer alamıyor. Bu haksızlık vicdanları yaralamaktadır. Sayın Abbas burada bulunamasa da özgür ve egemen Filistin'in sesi olacağız. Bu vesileyle Filistin'i henüz tanımamış ülkeleri bu kararlarını gözden geçirmeye davet ediyorum.
Öyle çok uzağa gitmeye gerek yok sadece son bir yıldaki tabloya bakmak kafidir. 60'a aşkın çatışma ve savaşla son 30 yılın en kanlı dönemi olarak tarihe geçti. 250 bin insan hayatını kaybetti. Çok daha fazlası tarifsiz acılar yaşandı. Yüz binlercesi doğduğu büyüdüğü toprakları terk etmek zorunda kaldı.
Başkan Trump'ın gayretleri ve bizim de dahil olduğumuz ülkelerin katkılarıyla varılan ateşkes sonrasında bile katledilen Gazzelilerin sayısı bin 500'ü aşmıştır.

Filistin Direniş Hareketi, barış planının ikinci aşamasına geçişi kabul ettiği halde İsrail Hükümeti, işgali durdurmaya yanaşmıyor. Batı Şeria'da ise yerleşimci terörünün en ağır dönemi yaşanıyor. Kudüs'te, Müslüman ve Hristiyanların kutsal mekânlara erişimi engelleniyor. Hepimizin ortak girişimi olan UNRWA yok edilmek isteniyor.
Gazze'deki hastanelerde yakıt sıkıntısı nedeniyle hastanelerin yüzde 70'i çalışamıyor. Bir baba, bir dede olarak kürsüden şunu ifade etmek isterim; Gazze bugün sadece dünyanın en büyük çocuk kabristanı değildir, aynı zamanda dünyada en yüksek çocuk ampute oranına sahip bölgedir.
Kimse kusura bakmasın. Bu Tayyip Erdoğan'ın şahsi meselesi değildir. Hepimiz için insani bir meseledir. Karşımızda öldürmeye doyamayan soykırımcı bir şebeke var. Yüreğinde merhamet ve şefkat olan hiç kimse bu tabloya gözlerini kapatamaz.
Barış ve güvenlik için kurulan Birleşmiş Milletler, bu görevi icra edemez hale gelmiştir. Teşkilat kan kaybetmeye devam etmektedir.
Bugün kendimizi refah içinde hissedebiliriz. Fakat yarın ne olacağını, başımıza ne geleceğini hiçbirimiz bilemeyiz. Bunun için uluslararası sisteme duyulan güvenin bu seneki temasını fevkalade isabetli buluyorum. Bu reform ifadesinin sürdürülmesini istiyoruz.

Eğer BM'ye olan güven gerçekten artırılmak isteniyorsa yapılması gerekenler bellidir. Gazze'de çocuklar, güven içinde olacak. Filistinli yavrular gökyüzüne bakınca savaş uçaklarını, İHA'ları, SİHA'ları değil; özgürce süzülen uçurtmaları görecek. Lübnan'da çocuklar gecenin bir vaktinde bomba sesleriyle uyanmayacak. Asyalı emekçilerin alın teri, vahşi kapitalistler tarafından sömürülmeyecek.
Afrikalı kardeşlerimiz, geleceklerine en az müreffeh ülkelerin vatandaşları kadar güvenle bakacak, umutla bakacak. Birleşmiş Milletlere güven, ancak bu şekilde yeniden sağlanabilir. 190'dan fazla ülkenin iradesinin 5 ülkenin keyfine bağlı olduğu bir yapı, kabul edelim ki, ne âdildir, ne de güveni tam manasıyla tesis edebilir. Güvenlik Konseyi 'DÜNYA 5'TEN BÜYÜKTÜR' ilkesine göre mutlaka reforme edilmelidir.
BM 190'dan fazla ülkenin iradesinin 5 ülkenin keyfine bağlı olduğu bir yapı kabul edelim ki ne adildir ne de güveni tam manasıyla tesis edebilir.
Uluslararası hukukun güçlüye farklı zayıfa farklı uygulandığı mevcut anlayışı değiştirmek zorundayız. Yapanın yanına kar kaldığı sistem çürümeye mahkumdur.
Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsü tesis edilmelidir. Dünyayı KKTC'yi tanımaya davet ediyorum.
Türkiye gelişen savunma sanayisiyle, şoklara karşı gelişen ekonomisiyle bölgesinin yükselen yıldızı olmaya devam etmektedir. Türkiye'nin dışa itildiği bir güvenlik mimarisi mümkün değildir. Ülkemiz Avrupa'nın ayrılmaz parçası olarak kıtanın refah ve güvenliğinin temininde önemli görev üstlenmekte.
Balkan Barış Platformu'nda birliğimizi derinleştirecek adımlar atıyoruz. Yapıcı haraket edildiği takdirde her türlü sorunun çözümü mevcuttur. Bu konu Afrika Kıtası için de geçerlidir.
Libya'da istikrar ve sükunetin korunması önceliğimizdir. Gündemdeki uzlaşı sürecinin, Libyalıların liderliği ve sahipliğinde yürütülmesi zaruridir. Biz de Türkiye olarak bu sürecin başarısı için desteğimizi sürdürüyoruz. Yeniden Asya girişimi ile ilişkilerimizi geliştirmeye devam ediyoruz.
Sıfır Atık önemli bir köprüdür. Bir tarafta tonlarca yemeğin çöpe atıldığı, diğer tarafta yüz milyonlarca insanın çöpten yemek topladığı bir dünyada adaletten bahsedilemez. Türkiye olarak gerek israfın, gerekse küresel gıda israfının önlenmesi adına her türlü katkıyı yapmaya hazırız.

Batı'da veba gibi yayılan İslam düşmanlığı devam etmektedir. Artan yabancı karşıtlığı zehirli adımlardır. Küresel cinsiyetsizleştirme, aileleri ve çocukları hedef alan bir kuşatmaya dönüştüğünü bilmek lazım. Türkiye lobilerin saldırılarına rağmen ailelerin korunmasında insiyatif almaya devam edecektir.
Tayyip Erdoğan olarak, vicdanıyla, tarihiyle, büyük bir ülkenin Cumhurbaşkanı olarak, Rabb'im ömür verdikçe kimsesizlerin sesi olmaya, mücadele etmeye devam edeceğim. Biz gerekirse sıkıntı çekeriz, bedel öderiz ama haksızlığa, zulme asla razı gelmeyiz."
Bizleri dinleyen tüm insanları bu ortak gelecek adımına destek olmaya davet ediyorum. Sizleri en kalbi duygularımla selamlıyorum."