
Afrika'da Çad'ın Abeşe bölgesinde yaşayan, Türkay soyadını taşıyan ve 48 aileden oluşan yaklaşık 200 kişilik bu asırlık Türk topluluğunun duygu yüklü hikâyesini biliyor musunuz? Kökleri yüzyıllar öncesine, Osmanlı askerlerine dayanan Türkay ailesi, aradan geçen zamana ve değişen yaşam koşullarına rağmen atalarından miras kalan kültürel kimliğini ve geleneklerini yaşatmaya devam ediyor. Türkçe konuşmasalar da her yıl 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'nı kutlayan, sofralarından mercimek çorbasını eksik etmeyen topluluğun geçmişten günümüze uzanan hikayesi dikkat çekiyor. İşte Osmanlı mirasını beşinci kuşağa taşıyan Türkayların kendi ağızlarından anlattıkları, geçmişe ışık tutan çarpıcı detaylar...
SARAY YAPMASI İÇİN DAVET EDİLDİ
1600'lü yılların başlarında bölgede hüküm süren Müslüman Vaday Sultanlığı kendisine yeni bir saray yaptırmak üzere adı Atik olan bir Türk mimarı davet etti. Türk mimar ve ekibi, kili pişirerek dolu tuğla yapımını bölge halkına öğretti ve Sultan için görkemli bir saray, üst düzey idareciler için lojmanlar, çalışma odaları ve bir camiden oluşan külliyeyi inşa etti. 1800'lü yılların başlarına gelindiğinde Sultanlığın başkenti olan Vara şehrinde kuraklık baş gösterdi. Bu nedenle 1850'li yıllarda başkent, yaklaşık 70 kilometre güneydeki, şimdiki Abeşe şehrinin bulunduğu bölgeye taşındı. Burada ilk inşa edilen mescide, eski başkentteki saray mescidinin adı olan ve Türk mimarın adını taşıyan Atik Mescidi ismi verilir ve şehir, mescidin etrafında yerleşip gelişerek büyüdü. Osmanlı Devleti, 1850-1900 yıllarında Çad'daki Müslüman topluluklarına Fransızlara karşı kendilerini müdafaa edebilmeleri için destek verdi, dönemin modern silah yapım teknikleri ve savaş yöntemlerini öğretmek amacıyla Abeşe'ye küçük birlikler gönderdi. Görevleri bittiğinde çölü yeniden geçmek istemeyen 8 Osmanlı askeri, kalıp Çad'da yaşamak istediler. Öte yandan bu askerlerden bazıları bir süre sonra hayatını kaybederken bazıları ise Fransızlar tarafından ajanlık bahanesiyle uzun yıllar hapis cezasına çarptırıldılar. Manisalı Mehmet ve Mahmut adlarındaki iki Osmanlı askeri Abeşe Sultanı'nın kendilerine tahsis ettiği araziye yerleşerek tarım ve bahçecilik ile uğraşmaya başladılar aynı zamanda yerel halkla da bilgi ve becerilerini paylaştılar. Trablusgarp'tan getirdikleri üzüm asmaları ve Çad'da bulunmayan çeşitli meyvelerle çölün ortasında yemyeşil bir vaha oluşturdular. Günümüzde halen bu bölge, Abeşe Belediyesi kayıtlarında "Türk Bahçesi Mahallesi" olarak geçiyor.
OSMANLI TÜCCARI REMZİ BEY
Öte yandan 1900'lü yılların ortalarında Çad'a gelen bir Osmanlı tüccarı olan Remzi Bey de buraya yerleşti. Remzi Bey'in torunları da Çad'ın başkenti Encemine'de yaşıyor. Ailenin şu anki temsilcisi Cemal Remzi olarak biliniyor. Afrika kıtasının ortasında, Çad'ın tarihi Abeşe kentinde yaşayan ve kökenlerini asırlar önce bölgeye gelen Osmanlı askerleri ile tüccarlarına dayandıran Türk topluluğu, Fransız sömürge döneminin tüm unutturma çabalarına rağmen kültürel kimliğini korumayı başardılar.
'TÜRK BAHÇESİNE HOŞ GELDİNİZ'
Çad'ı ziyaret eden ilk Türk Cumhurbaşkanı olarak Başkan Recep Tayyip Erdoğan'ın, 2017'deki Çad ziyaretinde Türk kökenli Çadlı aileler havaalanında kendisini, "Çad'daki eviniz Türk Bahçesi'ne hoş geldiniz" pankartıyla karşıladı.

ASKERLERİN MEZARLARI YAPTIRILDI
TİKA ise Çad'daki Türk kökenli ailelerin mirasının gelecek nesillere aktarılması ve unutulmaması için 2019'da Abeşe'de bir proje hayata geçirerek 8 Osmanlı askerinin mezarlarını yaptırdı. Etrafı koruma altına alınarak bir kitabe yerleştirilen bu askerlerden 6'sının kabri Türk bahçesi mezarlığında ve ikisi kendi evlerinin bahçesinde bulunuyor. Aynı proje kapsamında Türk Bahçesi Mahallesi'nin merkezine bir çeşme ve Abeşe şehrinin ilk mescidi olan Atik Mescidi'nin önünde Osmanlı mimarisinde bir şadırvan ile şadırvanı besleyecek güneş enerjili bir su deposu yaptırıldı.
KÖKENLERi OSMANLI'YA DAYANAN TÜRKAYLAR
BEŞİNCİ kuşağı temsil eden Osmanlı torunlarından Muhammed Ahmet Yusuf Türkay, aile büyüklerinden dinledikleri anlatımlara göre ilk Türk gruplarının 16'ncı yüzyılda Mısır ve Sudan üzerinden Abeşe bölgesine ulaştığını belirterek, "O dönemde bölgede çeşitli karışıklıklar yaşanıyordu. Yerel yöneticiler Osmanlı Devleti'nden yardım istedi. Bunun üzerine İstanbul'dan Osmanlı askerleri bölgeye gönderildi. Bu askerler daha sonra Abeşe'de bugün de 'Türk Bahçesi' olarak bilinen bölgeye yerleşti." bilgisini paylaştı. Abeşe'deki Türk kökenli ailelerin nesiller boyunca varlıklarını koruduğunu dile getiren Türkay, "Biz de Türküz ancak burada uzun yıllardır yaşadığımız için Türkçe bilmiyoruz. Bugün yaklaşık 48 aile ve 200 kişilik bir topluluğuz. Şu anda beşinci kuşağı temsil ediyoruz. Bizden önce Mehmet Türkay, Hüseyin Türkay, Ahmet Türkay ve Sadiye Türkay kuşakları vardı" diye ifade etti.
29 EKİM VE MERCİMEK ÇORBASI GELENEĞİ
MUHAMMED Ahmet Yusuf Türkay, sömürge döneminde Osmanlı izlerinin silinmeye çalışıldığını ancak geleneklerini nesilden nesile aktardıklarını belirtti. Türkay, "Burada bir Türk ailesinden biri vefat ettiğinde sadece Türk ailelerine ait özel mezarlığa defnediliyor. Ayrıca her yıl 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'nı kendi imkanlarımızla gururla kutluyoruz. Çad genelinde hiç çorba geleneği olmamasına rağmen, biz atalarımızdan gördüğümüz mercimek çorbasını hala soframızdan eksik etmiyoruz" diye konuştu.