
İzmir tarihinin en ilginç ayrıntılarından biri kentin bugünkü yerine bir anda kurulmamış olması. Antik Smyrna'nın ilk önemli yerleşimi Bayraklı-Tepekule bölgesiydi ve burada M.Ö. 3000'lerden itibaren yerleşim izlerine rastlanıyor. Kent, Helenistik dönemde bugünkü Kadifekale eteklerine taşındı. Geleneksel anlatıya göre Büyük İskender, Pagos Tepesi'nde gördüğü rüya üzerine yeni kentin burada kurulmasını istedi. Ancak İskender'in İzmir'e gelip gelmediği ve rüya hikayesi tarihçiler arasında kesinleşmiş bir gerçek olarak kabul edilmiyor. Edinilen bilgiye göre; yeni Smyrna, bugünkü Kadifekale ile iç liman/Kemeraltı arasındaki bölgede gelişti. UNESCO'nun Geçici Listesi'ndeki İzmir dosyasına göre kent, M.Ö. 4. yüzyılın sonları ile M.Ö. 3. yüzyılın başlarında Pagos Tepesi ile iç liman arasındaki bölgede gelişmeye başladı ve Hellenistik, Roma, Bizans, Beylikler ve Osmanlı dönemlerinin izlerini bugüne taşıdı. Bugün Kemeraltı'nda alışveriş yapan bir İzmirliden birkaç yüz metre ötede, binlerce yıl önce kentin siyasi, hukuki ve ekonomik hayatının kalbi atıyordu. Bu merkez ise Smyrna Agorası'ydı.

ROMA YENİDEN KURDU
İzmir tarihinin önemli dönüm noktalarından biri olan M.S. 178 depremi, Smyrna'da büyük yıkıma yol açtı. Kent, Roma İmparatoru Marcus Aurelius'un desteğiyle yeniden inşa edildi. Bugün Agora'da görülen yapıların önemli bölümü bu döneme ait. Faustina Kapısı'ndaki Marcus Aurelius'un eşi Faustina'ya ait kabartma da kentin yeniden kuruluşunun izlerinden biri olarak kabul ediliyor. Smyrna Agorası, antik çağın yalnızca bir çarşısı değil, kentin idari, siyasi, adli ve ticari merkeziydi. Burada ticaretin yanı sıra devlet işleri, mahkemeler ve kamusal faaliyetler yürütülüyordu. Bazilika, ticari alanlar ve kent meclisi gibi yapıların bulunduğu Agora'daki Bouleuterion, dönemin siyasi hayatının önemli merkezlerinden biriydi. İzmir'in tarihiyle ilgili en şaşırtıcı ayrıntılardan biri de şu; bugün antik kent olarak ziyaret edilen Agora, Bizans ve Osmanlı dönemlerinde mezarlık olarak kullanıldı.
SU YOLLARI HALA YAŞIYOR
İzmir'in tarihi yalnızca taş binalardan ibaret değil. UNESCO'nun Tarihi Liman Kenti dosyasına göre Smyrna Agorası çevresindeki modern yapıların altında iki su yolu bulunuyor. Bu su sistemlerinin Roma döneminden başlayarak Bizans ve Osmanlı dönemlerinde de kullanıldığı belirtiliyor. Daha da ilginci, bu su yollarından birinin 19. yüzyılda ibadet mekânı olarak kullanıldığı kaydediliyor. Yani bugünkü İzmir'in modern binalarının altında, binlerce yıllık su altyapısının izleri bulunuyor.