
Tarım ve Orman Bakanlığımızın, halk sağlığı açısından yıllardır sürdürdüğü gıda denetimleri yurt genelinde aralıksız devam ederken hileli gıdalar veya tağşişli ürünler üreten firmalar da halk sağlığıyla oynamaya ne yazık ki devam ediyor. Yetkililerin her gün bir başkasını ortaya çıkardığı sahte veya sağlığa zararlı gıda ürünlerinin başta Ege olmak üzere birçok marka kentimizin imajına ve ekonomisine büyük zararlar verdiğini biliyor muydunuz? Yeni Asır, gıdada sahtecilik ve hileli üretim yapanların marka kentlerimize nasıl zararlar verdiğini mercek altına aldı.
DARBE ÜSTÜNE DARBE
Evet, ne yazık ki, Ege başta olmak üzere hileli gıdalar ve tağşişli ürünler, şehirlerin yıllar içinde inşa ettiği "marka kent" imajına ve gastronomi mirasına en büyük darbeyi vuruyor. İzmir'den Aydın'a, Afyon'dan, Denizli ve Balıkesir'e kadar marka kentlerimizin en ünlü gıda ürünlerinin sahtesini üreten fırsatçılar aynı zamanda hiç düşünmeden halk sağlığı ile de oynuyor. Tarım ve Orman Bakanlığı'nın düzenli olarak yayımladığı taklit-tağşiş listeleri, sadece usulsüzlük yapan firmaları değil, o ürünle özdeşleşmiş coğrafi işaretli kentleri de ekonomik ve prestij açısından doğrudan etkiliyor.
GÜÇ KAYBEDİYORUZ
Gıda sahteciliğinin kent markaları üzerindeki yıkıcı etkileri ve yarattığı krizleri şu şekilde sıralayabiliriz. En başta güven erozyonu ve küresel imaj kaybı geliyor. Coğrafi İşaretlerin zedelenmesi örneğinde ise Gaziantep fıstığı, Kayseri pastırması veya Aydın inciri gibi tescilli ürünlerde tağşiş tespit edilmesi, o kentin yüz yıllık gastronomi kimliğine gölge düşürüyor. Bunun sonuçlarından bir tanesi de turizm potansiyelinin azalması olarak göze çarpıyor. Yabancı ve yerli turistlerin gözünde "lezzet başkenti" olarak konumlanan şehirler, gıda güvenliği endişeleri nedeniyle cazibesini kaybetme riskiyle karşılaşıyor. Ve son olarak uluslararası itibarımız. UNESCO tescilli gastronomi şehirleri, küresel standartlarda denetim zafiyeti algısı oluştuğunda uluslararası pazarda çok büyük güç kaybedebiliyor. Bir başka konu başlığı ise ekonomik ve sektörel darbe... Hileli gıda üretenler o şehirdeki yaşayan ve şehirle özdeşleşen yerel esnafı veya markaları aslında cezalandırıyor. Birkaç firmanın yaptığı hile, kentteki işini düzgün yapan yüzlerce esnafın ve üreticinin de satışlarının bıçak gibi kesilmesine yol açıyor.
SORUNLAR MASAYA YATIRILDI
Hemen hemen her gün bu konuda yapılan operasyonlarla çok sayıda ürün ele geçiriliyor. Öte yandan yılda yaklaşık 50 bin ton tağşişli zeytinyağının satıldığı ve bu sahte ürünlerde en çok Ayvalık adının kullanıldığı belirtildi. Ayvalık zeytini ve zeytinyağıyla bu kadar öne çıkarken sahtekârları da doğal olarak kendine çekiyordu. Ayvalık'ta bu yıl 21'incisi düzenlenen Uluslararası Ayvalık Zeytin Hasat ve Turizm Festivali'nde zeytinyağı sektörünün en büyük sorunlarından biri olan taklit ve tağşiş masaya yatırıldı. Değerlendirmelerde, Ayvalık zeytinyağının adı kullanılarak piyasaya sürülen sahte ürünlerin hem üreticiye hem de tüketiciye verdiği zararlar tüm yönleriyle ele alındı.

SAHİPLERİNE CEZA YAĞDI
Bir başka haber de Aydın'dan... Aydın'da üç ilçede düzenlenen 7 ayrı operasyonda, sağlıksız koşullarda saklanan 15 ton kuru incir ile etiketsiz yağ ve sucuk ele geçirildiğini belirterek, piyasa değeri 7 milyon 847 bin 500 lirayı bulan ürünlerin sahiplerine toplam 1 milyon 173 bin lira ceza kesildiğini ifade ediyordu... Bu örnekleri çoğaltmak mümkün...
ÖNLEM ALINMALI KENTLERİMİZE GÖRE HİLELİ ÜRÜNLER
- TARIM ve Orman Bakanlığı'nın en son yayımladığı taklit-tağşiş verilerine göre, Ege Bölgesi'ndeki şehirlerde en sık rastlanan hileli gıda türleri zeytinyağında tohum yağı karışımı, et ürünlerinde sakatat, kanatlı eti veya tek tırnaklı (at/eşek) eti kullanımı ve baharatlarda izinsiz gıda boyasıdır. Bakanlığın güncel Güvenilir Gıda Portalı listelerinde bölge şehirlerine göre öne çıkan uygunsuzluklar ise şöyle sıralandı.
İZMİR
- ZEYTİNYAĞI Hileleri: "Natürel Sızma" adı altında satılan pek çok zeytinyağı markasında ucuz ve kalitesiz tohum yağlarının karıştırıldığı tespit edilmiştir. Selçuk ilçesindeki bazı numunelerde ise zeytinyağına gıdada kullanımı yasak kimyasal boyalar eklendiği ortaya çıkmıştır. Et ve Et Ürünleri: Çiğli ve çevresindeki bazı döner ve pide harcı üreten işletmelerde dana eti yerine at/ eşek eti (tek tırnaklı) veya kanatlı eti karışımlarına rastlanmıştır. Baharatlar ve Kuruyemiş: Menemen ve Konak'taki bazı üreticilerin toz biber ve sumak ürünlerinde canlı kırmızı renk elde etmek amacıyla izinsiz gıda boyası kullandığı belirlenmiştir.
AYDIN
- ZEYTİNYAĞINDA Tağşiş: Zeytinyağı üretiminin merkezlerinden Aydın'da, özellikle Köşk ve Efeler ilçelerindeki bazı yerel firmaların (Vlkn Tarım, VKB Tarım, EAT Tarım gibi) zeytinyağlarına başka bitkisel tohum yağları karıştırdığı bakanlık raporlarında geniş yer bulmuştur.
MANİSA
- HAZIR Yemek ve Pideler: Alaşehir ve Salihli gibi ilçelerde kıymalı pide iç harçlarında dana eti yerine kalp ve taşlık gibi sakatatlar ile kanatlı etleri (tavuk/hindi) tespit edilmiştir. Salça ve Baharatlar: Turgutlu'daki bazı üreticilerin tatlı biber salçalarında ve baharatlarında mevzuata aykırı gıda boyası kullandığı saptanmıştır. Bitkisel Ürünler: Salihli'de bazı baharatçılarda veya ilaç firmalarında yasaklı/izinsiz ilaç etken maddeleri bulunmuştur.
AFYONKARAHİSAR
- SUCUKLARDA Kanatlı ve Sakatat Hilesi: Afyonkarahisar genelinde üretim yapan çok sayıda yerel markanın (Koca Sinan, Mustafa Yüksel, İsmail Dönmez, Bollez, Mando, Ceylaner gibi) piliç ve dana sucuklarında izin verilmeyen mekanik ayrılmış kanatlı eti ve sakatat (baş eti, dil) kullandığı ifşa edilmiştir.
DENİZLİ
- ZEYTİNYAĞI ve Bal: Denizli merkezli bazı bitkisel yağ firmalarının "Ayvalık" ibareli sahte etiketlerle sattığı natürel sızma zeytinyağlarında tohum yağları bulunmuştur. Ayrıca süzme çiçek ballarında taklit/ tağşiş yapıldığı raporlanmıştır.