İzmir'de büyüyen genç sanatçı Nursel Toprak, tarih eğitimiyle harmanladığı akademik bir birikimi sanatla buluşturarak kendine özgü bir üretim dili geliştirdi. Tuval çalışmalarında doğadan, tarihsel figürlerden ve çağdaş yorumlardan ilham alan Toprak, resimlerini yalnızca üretim süreciyle değil, izleyiciye bıraktığı özgür yorum alanıyla da dikkat çekiyor. Genç sanatçı, İzmir'in müze ve galerilerinden aldığı ilhamla, akrilik boya ve net çizgilerle güçlü ve sade bir ifade dili yaratıyor. Toprak ile yaptığımız söyleşiyi ilginize sunuyoruz...
Öncelikle kendinizden bahseder misiniz?
Ben Nursel Toprak, 27 yaşındayım. Sinop doğumluyum ancak tüm yaşamımı İzmir'de geçirdim. İzmir'in çok katmanlı yapısı ve sanata olan yakınlığı, üretim sürecimde her zaman ilham verici oldu. Dokuz Eylül Üniversitesi Tarih Bölümü mezunuyum. Mezuniyetimin ardından Cumhuriyet tarihi alanında yüksek lisansa başladım ve ders dönemini tamamladım. Ancak akademik yolculuğumu sürdürmek yerine, beni asıl tatmin eden alan olan sanata yönelmeye karar verdim. Bu süreçte İzmir'deki müze ve sanat galerilerini gezerek, kendimi en güçlü hissettiğim alanı keşfetmeye çalıştım. Bu süreçte eşimin de desteğini her zaman yanımda hissettim; üretmeye devam etmem konusunda bana güç verdi. Tuval çalışmalarımı her koşulda sürdürdüm; bugün odam benim için adeta küçük sergi alanı. Sanat dışında farklı bir sektörde çalışıyor olsam da, ilk kaçış noktam her zaman resim ve üretim süreci oluyor. İzmir'deki müze ve kütüphaneler, yalnızca gezdiğim alanlar değil; düşünceyle temas ettiğim, üretimimi besleyen mekanlar oldu. Tarih eğitiminin kazandırdığı araştırma disipliniyle, sanatı yalnızca üreten değil aynı zamanda yorumlayan ve aktaran bir yerde konumlandırmayı önemsiyorum. Sanata temas eden kurumsal yapılarda bulunmanın zihnimi beslediğini düşünüyorum. Bir ömrü tam anlamıyla bu satırlara sığdırmak zor tabi ki içten hissedebilirsiniz ki insan sürekli düşünen ve sürekli üreten bir canlıdır. Her anlamıyla içten gelen en saf duygular ile sanat ortaya çıkmaktadır.
'ÜRETMEK BENİ MUTLU ETTİ'
Resim yapmaya ne zaman başladınız?
Net bir yaş vermem zor ama resim hayatımın çok erken bir döneminde başladı. En büyük destekçim annemdi. Abimle birlikte, yer ve zaman fark etmeksizin resim yapabileceğimiz bir alanın varlığı, hayal dünyamı özgürce kurmamı sağladı. Çok sosyal bir çocuk değildim; kendi köşemde üretmek ve düşünmek beni her zaman daha mutlu etti. Okul yıllarımda resim ve teknoloji tasarım dersleri benim için yalnızca bir ders değil, kendime ait bir alan gibiydi. Üretmenin ve hayal kurmanın bana ne kadar iyi geldiğini o dönem fark ettim. Kaç yaşımda olursam olayım, defterlerimin kenarları çizimlerle doluydu diyebilirim. Tuval çalışmalarına ise lise döneminde resim öğretmenimin öncülüğünde başladım. İlk tuval resmim halen odamın duvarında asılı durur. O ilk resme karar vermek ve yaratım sürecine başlamak şuan ki tüm tuval çalışmalarının çıkış noktası oldu. Başta üç yapraklı bir lale ile başlamış olduğum tuval çalışmalarım süreç içerisinde kendi kişiliğimi yansıtan ve dönem dönem birbirinden farklı olan somut örneklere dönüştü.

Her sanatın bir ilhamı oluyor, sizin renkler ile dans ederken ilhamınız ne ya da neler?
Sanatımda her zaman farklı ilham kaynaklarım oldu ancak en temel ilham kaynağım doğa. Doğadan aldığım ilhamı birebir aktarmaktan ziyade, duygusal olarak dışa vurmayı ve kendi bakış açımla yorumlamayı tercih ediyorum. Renkler benim için yalnızca bir araç değil, aynı zamanda duygu aktarımının en güçlü yolu. Figürleri gerçekçi bir biçimde ele almaktan çok, ilgimi çeken parçalar üzerinden yeniden kurguluyorum. Bu yaklaşım, çalışmalarımda hem kişisel hem de dönemsel bir anlatım dili oluşturmaktadır. Zaman zaman bir atın özgürlüğü, bir büstün zamansızlığı ya da monstera yaprağının formu, eserlerimde anlatmak istediğim duygunun taşıyıcısı haline geliyor.
'SANATIN SINIRLARI YOK'
Sizi sanata yönlendiren şey neydi?
Açıkçası bu soru benim için oldukça derin. Sanat, benim gözümde sonradan seçilmiş bir yol değil; insanın içinden gelen, zamanla fark ettiği bir alan. Resim yaparken harcadığım süre, yaratım sürecinin kendisi ve sonunda ortaya çıkan emeğin somut hali beni en çok besleyen noktadır. Sanat benim için sınırları olmayan bir alan ve bu alanın içinde kendime ait bir yer bulmuş olmak büyük bir mutluluk. Resim yaparken hissettikleriniz nelerdir? Ben "sanat ruh içindir" sözünü benimsiyorum. İnsan ruhunun sanatı beslediği gibi sanatın da ruhumuzu beslediğini savunmaktayım. Resim yaparken zihnimde ki yaratım süreci de devam ettiği için yoğun içsel bir süreç yaşıyorum diyebilirim. Bu yoğun ve kusursuz işlemesini istediğim süreçte, kendimle baş başa kalabildiğim ve üretmenin verdiği içsel huzuru hissettiğim için mutlu oluyorum.
Sanatseverlere ne anlatmayı amaçlıyorsunuz?
Sanatımda izleyiciye net ve tek bir mesaj verme gibi bir amacım yok. Resimlerim genellikle anlık esinlenmelerle, duygularımın yönlendirdiği bir süreçte tamamlanıyor. Elbette her çalışmanın bir duygusu var; ancak bunu belirli kalıplara sıkıştırmayı sevmiyorum. Özgür ruhlu bir yapım var ve bu özgürlük, üretimlerime de yansıyor. İzleyicinin kendi duygusunu ve yorumunu resimle kurduğu bağ üzerinden oluşturmasını önemsiyorum.
Sanatınızda tarih eğitiminizin etkisi var mı?
Sanatım, kişiliğimi ve ilgi alanlarımı doğrudan yansıtıyor. Zamanla tarih eğitiminin de çalışmalarımın bir parçası haline geldiğini söyleyebilirim. Tuvale yansıyan çeşitli büstler ve figürler, eski çağlar ve Antik Mısır gibi tarihsel ilham kaynaklarından besleniyorum. Tarihi yalnızca okuyarak değil, hissederek ve detaylarına hakim olarak resmetmek benim için çok özel ve tatmin edici bir duygudur.
Etkilendiğiniz sanat akımları ve ressamlar kimlerdir?
Sanat açısından kendimi şanslı hissediyorum; çünkü beslenebileceğim çok sayıda kaynak var. Çalışmalarımın dili, ekspresyonist ve sembolist yaklaşımlara yakın duruyor. Figürleri birebir gerçeklikleriyle değil, daha çok duygusal halleriyle ele almayı tercih ediyorum. Son dönemde ise tarihsel referanslar ve geçmiş uygarlıklara ait formlar üretimimde daha belirgin bir yer tutmaya başladı. Antik dönemden, özellikle heykel ve büstlerden aldığım ilham, resimlerimde çağdaş bir yorumla yeniden karşılık buluyor diyebilirim.

'HİSLERİMLE KARAR VERİYORUM'
Resimlerinizde uyguladığınız teknikleri anlatır mısınız?
Resimlerimin büyük bir kısmı serbest çalışmalardan oluşuyor. Bu özgür üretim sürecinde net renkler ve belirgin çizgiler zamanla benim imzam haline geldi diyebilirim. Akrilik boya ile çalışmam, yüzeyde keskin hatlar ve güçlü kontrastlar oluşturmama imkan tanıyor. Beyaz şeritler, net çizgiler ve kusursuz hat arayışı, çalışmalarımın temel teknik özelliklerini oluşturuyor. Renkleri ve çizgiyi bir arada kullanarak güçlü ama sade ifade yakalamayı önemsiyorum.
Üretim sürecinizde sizi ayakta tutan şey nedir?
Üretim sürecimde beni ayakta tutan en önemli şey, resmin tamamlanma anından çok üretim halinin kendisidir. Tuvalin karşısında geçirdiğim zaman, kendimle temas ettiğim bir alan yaratıyor. Bu alan benim için yeniden kendime dönme halidir. Bir resmin bittiğine nasıl karar veriyorsunuz? Bir resmin bittiğine teknik olarak değil, his olarak karar veriyorum. Sonu gelmeyen derya deniz bir çalışmada bittiğine karar vermekte zorlanıyorum tabi ki. Müdahale etme isteğim durduğunda ve resim kendi içinde sessizleştiğinde tamamlanmış olduğunu hissediyorum. Bitmiş bir çalışmaya fazlasını eklemek resmi biraz zorlamak oluyor. Bu röportaj aracılığıyla üretim sürecimi paylaşmama olanak sağlayan bu değerli alan için teşekkür ederim.