Bazı insanlar gittikleri yerlere yalnızca ayak izlerini bırakır, bazıları ise hayatları değiştirir... Yeşim Meço Davutoğlu'nun Tanzanya yolculuğu da tam olarak böyle başladı. Bir coğrafyaya misafir olarak gitti, ama zamanla oradaki çocukların annesi, umudu ve sığınağı haline geldi.
"Mama Turkey" adı bugün sadece bir lakap değil; fedakarlığın, şefkatin ve karşılıksız iyiliğin sembolü olarak anılıyor.
Kurduğu yetimhane, dokunduğu hayatlar ve yıllardır sürdürdüğü yardım çalışmalarıyla yüzlerce çocuğun kaderine ışık olan Davutoğlu, yaşadığı zorluklara rağmen geri adım atmamış.
O, bazen bir çocuğun gülümsemesinde yeniden güç bulan, bazen de insanlığın kaybetmeye yüz tuttuğu vicdanı hatırlatmaya çalışan güçlü bir kadın. Bu röportajda yalnızca bir yardım hikâyesini değil; adanmışlığın, merhametin ve insan olmanın gerçek anlamını okuyacaksınız.
Sizi ilk kez tanımayan biri için kendinizi nasıl anlatırsınız?
Kendimi her zaman doğal ve samimi biri olarak tanımlarım. Hayatta hiçbir zaman olduğumdan farklı görünmeye çalışmadım. İnsanlarla ilişkilerimde de duygularımda da hep içimden geldiği gibi davranırım. Ben ne isem oyum; doğallığın ve içtenliğin insanı en güzel anlatan şey olduğuna inanıyorum.
Hayatınızın dönüm noktası olduğunu düşündüğünüz an neydi?
Eşim Ali ile dünyaevine girdiğim gün benim için hayatımın en özel ve anlamlı anlarından biriydi. O gün sadece bir evlilik değil, aynı zamanda bambaşka bir hayatın başlangıcıydı. Bugün dönüp baktığımda, hayatımın yönünü değiştiren en önemli dönüm noktalarından biri olduğunu hissediyorum.
Tanzanya'ya ilk gittiğiniz günü hatırlıyor musunuz? İlk hisleriniz neydi?
Çok iyi hatırlıyorum. İlk indiğimde hava inanılmaz sıcaktı ama o coğrafyanın enerjisi beni hemen etkiledi.
Doğası, insanları ve atmosferiyle çok farklı bir dünyaya adım atmış gibi hissettim.
Bir yanım şaşkındı, bir yanım ise büyülenmiş gibiydi. O ilk günün hissi hâlâ içimde çok canlıdır.
Mama Turkey" olarak anılmak size ne hissettiriyor?
Bu benim için gerçekten büyük bir onur. Böyle anılmak bana hem çok özel hem de çok kıymetli hissettiriyor.
İnsanların kalbine dokunabilmiş olmak ve onların gözünde böyle bir yere sahip olmak benim için büyük bir nasip. Bu unvanın manevi değeri benim için tarif edilemez.
'HAYATIMIN PARÇASI'
Yardım etmek sizin için bir görev mi, vicdani bir çağrı mı?
Ben yardım etmeyi hayatımın bir parçası olarak görüyorum. Bu benim sadece görevim değil, aynı zamanda var olma sebebim gibi hissettiğim bir duygu. İnsanlara dokunmak, onların hayatında bir umut olabilmek benim ruhumu besleyen en büyük kaynaklardan biri.
Bir çocuğun hayatına dokunduğunuzu hissettiğiniz unutamadığınız bir an var mı?
Aslında bu artık benim için tek bir anıdan ibaret değil. Benim hayatım tamamen bunun üzerine kurulu. Çocukların gözlerindeki değişimi görmek, umutlarını yeniden kazanabildiklerini hissetmek artık yaşamımın bir parçası haline geldi.
Yetimhane kurma fikri nasıl doğdu?
Oradaki çocukların yaşadığı zorlukları gördükten sonra onların zulümden uzak, insani şartlarda yaşayabilecekleri bir alan oluşturmak istedim. Amacım sadece bir bina yapmak değildi; kendilerini güvende hissedebilecekleri bir yuva kurabilmekti.

İnsanların görmediği ama sizin sahada en çok mücadele ettiğiniz konu ne?
İnsanların yapılan yardımların sadece fotoğraf vermekten ibaret olmadığını anlaması en büyük mücadelelerden biri oldu. Samimiyetinizi, sürekliliğinizi ve gerçekten orada olduğunuzu insanlara hissettirmek zaman alıyor. Bugün bana duyulan güvenin en büyük sebebi de sanırım bu mücadele.
Farklı coğrafyalarda kadın olmayı nasıl gözlemlediniz?
Nerede yaşarsa yaşasın kadınların özünde birbirine çok benzediğini düşünüyorum. Kadın her yerde fedakâr, cefakar ve güçlü. Aynı zamanda bulunduğu şartlar ne olursa olsun kendine özen göstermeyi bilen özel bir ruh taşıyor.
Sizce kadın şefkati gerçekten dünyayı değiştirebilir mi?
Kesinlikle değiştirebilir. Kadının sevgisi, şefkati ve merhameti birçok şeyi dönüştürebilecek kadar güçlü. Dünyanın bugün en çok ihtiyaç duyduğu şeylerden biri de bence bu vicdan duygusu.
Güçlü görünmek zorunda hissettiğiniz zamanlar oldu mu?
Oldu elbette. Özellikle insanların size umut bağladığı yerlerde güçlü durmanız gerekiyor. İçiniz ne kadar yorulursa yorulsun, karşınızdaki insanlara destek olabilmek için ayakta kalmak zorunda hissediyorsunuz.
Sizce Türk insanını diğer toplumlardan ayıran en güçlü özellik nedir?
Bence en güçlü yönlerimizden biri aile bağlarımız ve yardımseverliğimiz. Türk insanı zor zamanlarda birbirinin yanında olmayı bilir. Bu dayanışma kültürü bizi çok özel yapan değerlerden biri.
Hiç "Artık yapamayacağım" dediğiniz bir an oldu mu?
Bir gün odama fare girdiğinde gerçekten "Acaba geri mi dönsem?" diye düşündüğüm bir an olmuştu. Şimdi gülerek anlatıyorum ama o an bulunduğum şartların ağırlığını çok derinden hissetmiştim.
Yardım ederken aslında sizin de değiştiğinizi hissettiğiniz oldu mu?
Kesinlikle oldu. Tüm bu yaşadıklarım beni hem ruhsal hem de mental olarak çok güçlendirdi. İnsan, başkalarının hayatına dokundukça aslında kendi içinde de büyük bir dönüşüm yaşıyor.
En çok hangi görüntü geceleri aklınıza geliyor?
Çocukların gözlerinin içinin gülmesi... O mutluluğu görmek bütün yorgunluğumu unutturuyor. Bazen sadece bir çocuğun gülümsemesi bile her şeye değer dedirtiyor.
Yoğun yardım çalışmalarında kendi ruhunuzu nasıl koruyorsunuz?
Aslında ruhumu korumaya çalışmıyorum; sadece ayakta kalmaya çalışıyorum. Çünkü bu yaptığım şey benim yaşam enerjim gibi. İnsanlara yardım etmek beni hayata bağlıyor.
Yardım etmek isteyen ama nereden başlayacağını bilmeyen insanlara ne önerirsiniz?
Hiç beklemeden başlamalarını öneririm. Büyük şeyler yapmak gerekmiyor. Küçük bir destek, küçük bir dokunuş bile bir insanın hayatını değiştirebilir.
Davutoğlu, 2020 yılında Başkan Recep Tayyip Erdoğan'ın elinden, 'Dışişleri Bakanlığı Üstün Hizmet Ödülü'nü aldı.
'İYİLİK VE MERHAMET' Sizden sonra nasıl bir iz bırakılmasını istersiniz?
En büyük isteğim çocuklarımın bu bayrağı devralması. Yardım etmeyi, paylaşmayı ve insanlara dokunmayı sürdüren bir miras bırakmak istiyorum.
Eğer bugün tüm dünyaya tek bir cümle söyleme hakkınız olsa ne söylerdiniz?
İnsanlara yardım etmenin Allah'ın en sevdiği ibadetlerden biri olduğuna inanıyorum. Dünyayı değiştirecek en büyük gücün iyilik ve merhamet olduğunu düşünüyorum.

