Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Muammer Karadeniz, Hashimoto tiroiditi ve beslenmeye ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Hastalığın yalnızca antikor değerleriyle değil; tiroid fonksiyonları, ailevi yatkınlık, tedavi uyumu, gebelik, beslenme ve eşlik eden hastalıklarla birlikte ele alınması gerektiğini vurguladı. Hashimoto tiroiditinin, bağışıklık sisteminin tiroid dokusuna saldırdığı kronik otoimmün bir hastalık olduğunu belirten Karadeniz, anti-TPO veya anti-Tg pozitifliğinin tek başına hipotiroidi anlamına gelmediğini söyledi. Ailede Hashimoto, Graves veya diğer otoimmün hastalıkların bulunmasının riski artırdığını ancak hastalığın mutlaka gelişeceği anlamına gelmediğini ifade etti.
'YAKIN TAKİP ÖNEMLİ'
Aşikâr hipotiroidide temel tedavinin levotiroksin olduğunu belirten Karadeniz, tiroid hormonları normal olan hastalarda yalnızca antikor yüksekliği nedeniyle tedavi başlanmadığını kaydetti. İlacın genellikle sabah aç karnına alınması, kahvaltıdan önce 30-60 dakika beklenmesi ve demir ile kalsiyum takviyelerinin farklı saatlerde kullanılması gerektiğini söyledi. Gereksiz yüksek doz hormon tedavisinin kalp ritim bozukluğu ve kemik kaybı riskini artırabileceğini belirten Karadeniz, kalp sağlığı açısından kolesterol, kan basıncı, glukoz metabolizması ve genel risk durumunun da takip edilmesi gerektiğini vurguladı. Gebelikte anne tiroid hormonlarının özellikle ilk üç ayda bebeğin beyin ve sinir sistemi gelişimi için kritik olduğunu belirten Karadeniz, tedavi edilmemiş aşikâr hipotiroidinin gebelik kaybı ve erken doğum gibi risklerle ilişkili olduğunu söyledi. Gebelik planlayan kadınlarda TSH'nin önceden değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Karadeniz, gebelik oluştuğunda levotiroksin ihtiyacının artabileceğini ve doz değişikliğinin hekimle planlanması gerektiğini kaydetti. İyot gereksiniminin de dikkate alınması, ancak Hashimoto hastalarında yüksek doz iyot ve deniz yosunu ürünlerinden kaçınılması gerektiğini belirtti. Hashimoto hastalığını ortadan kaldırdığı kanıtlanmış özel bir diyet bulunmadığını vurgulayan Karadeniz, sebze, meyve, baklagil, tam tahıl, zeytinyağı ve balık içeren Akdeniz tipi beslenmenin genel sağlığı destekleyebileceğini söyledi. Çölyak veya başka bir tıbbi gerekçe olmadıkça glutensiz beslenmenin rutin olarak gerekli olmadığını belirterek, "Laktoz intoleransı olmayan hastalar süt ürünlerini tüketebilir. Brokoli, lahana, karnabahar gibi sebzeleri normal porsiyonlarda tüketmek yeterli, yasak bulmuyoruz" dedi. Selenyum ve diğer mikrobesin takviyelerinin yalnızca antikor yüksekliği nedeniyle kullanılmaması gerektiğini ifade eden Karadeniz, demir, B12, D vitamini ve çinko eksikliklerinin klinik bulgulara göre araştırılıp tedavi edilmesini önerdi. Demir veya B12 eksikliğinin tekrarlaması ya da levotiroksin ihtiyacının beklenmedik şekilde artması durumunda emilim sorunlarının araştırılması gerektiğini belirten Karadeniz, uygun hastalarda çölyak ve otoimmün gastrit açısından değerlendirme yapılabileceğini söyledi. Testler tamamlanmadan glutensiz diyete başlanmasının tanı açısından hata olabileceğini vurguladı.
HASTALARA ÖNERİLER
Hastaların tiroid ilaçlarını önerilen saat ve koşullarda kullanması, gebelik planlayan kadınların ise TSH kontrolünü gebelik öncesinde yaptırması gerektiğini belirten Karadeniz, iyotlu tuzun tamamen bırakılmamasını ancak yüksek doz iyot ve yosun ürünlerinin kontrolsüz kullanılmamasını önerdi. Hashimoto tiroiditinin bütüncül değerlendirilmesi gerektiğini yineleyen Karadeniz, "Beslenme, tedavinin alternatifi değil, bütüncül izlemin tamamlayıcı unsurudur" dedi.

