Konuk yazar Selahattin Gezer yazdı...
Eğer dünyanın büyüklüğünde bir su deposu olmuş olsaydı ve 8 milyar insan her gün kendisi için takılmış olan o musluklardan ihtiyacı için kullanmış olsaydı, belli bir süre sonra o su deposundaki su bitmiş olacaktı. Ve yine eğer dünya büyüklüğünde bir ekmek olsaydı ve her gün 8 milyar insan o ekmekten yeseydi o da belli bir zaman sonra bitecekti. Demek ki insanoğlu dünyada var olduğundan beri yiyip içtiği şeyler gayb hazinesinden geliyor; sebepler değil, Allah bizleri besliyor...
YARDIMLAŞMA VE İKRAM
Mevcudatta muazzam bir teavün yardımlaşma ve adeta birbiriyle konuşturulma ve de birbirine ikramda bulunma vardır. Bulut yeryüzüne yağmuruyla, yeryüzü nebatatı ile canlılara, toprak ağacın köküne; ağaç dala, yaprağa, çiçeğe, meyveye ikramda bulunuyor; İlahi yardımlaşma gösteriyor. Güneş ışığı ve sıcağıyla dünyaya; dünya ise hikmetli hareketi ile üzerinde yaşayanlara ikramda bulunuyor. Bütün bu yardımlaşma ve ikramlaşmayı Allah bizim için yaptırıyor. Adeta tüm mevcudat aralarında bizim için hediyeleşiyor. İşte bu hediyeleşmek büyük bir misafir olan insan içindir... Ve yine Allah her şeye insan için hamallık yaptırıyor: Arı balı taşıyarak hamallık yapıyor, güneş ışığı ve sıcaklığı ile hamallık yapıyor. Çiçek kokusuyla, rengiyle; içindeki hususiyetiyle bizler için hamallık yapıyor. Ağaç meyveyi taşıyarak hamallık yapıyor vs. Bütün bunlar kıymetli bir misafir olan insan için ve bütün mevcudat heyecanla insanı rahat yaşatmak için hamallık yapmadan dolayı lisanı hal ile Allah'a şükrediyor. İnsan ise hakiki imanı yaşayarak, taşıyarak hakikat ve iman hamallığı yapması lazım ki teşekkür olabilirsin; Allah'a karşı kulluk vazifesini yapmış olsun...
MADDİ KALIPLAR
Bir de İlahi kalıplar vardır: Allah'ın varlığını ve birliğini ilan eden. Farz edelim ki manevi kalpler yok. Yaratılan her şeyi sebeplere ya da tabiata istinat etsek misal: Sadece bir çiçek için onun topraktan ilk filiz verme halinden en son vaziyetine kadarki o değişik hallerine maddi kalıplar gerekirdi. Aynı zamanda ağacın bir kalıbı olan çekirdekten tutun, o çekirdekten baş verip çıkan filizin, fidanın ve ağaç olmasının, dal ve budak olmasının, yaprak ve çiçeğe kavuşmasının; meyve olmasına kadarki hallerine maddi kalıplar gerekirdi ki o zaman dünyanın yanında bir de kalıplar dünyası gerekirdi... Kalıplar dünyasından o kalıpları alacaksın, elma yapacaksın; buğday yapacaksın. Peki, o kalıplar dünyasına nasıl gidilecekti ve o kalıplar oradan nasıl getirilecekti? Yani o kadar müşkülatlı bir iş olacaktı ki! Hadi ağacı bırak, sadece bir tek buğday tanesi için onun ilk halinden son haline kadarki geçirdiği her evresine bir kalıp gerekecekti ve yeryüzünde kalıp koyacak yer bulunamayacaktı! Bu durum bile Allah'ın varlığını, birliğini ve kudretini ilan ediyor ve bizlere de sonsuz şükürler olsun dedirttiriyor ki elimizi oynatsak ya da yürüsek kalıplara çarpmıyoruz... Ya yeryüzünde kalıplardan dolayı adım atacak yer kalmasaydı? Evet, şükürler olsun ki Allah, manevi kalıplarla hem zerreyi, hem nebatatı, hem insanı, hem de kâinatta ne varsa manevi kalıplarla üstelik maddi kalıplardan çıkmış gibi halk ediyor. Eğer insanın yaradılışı için maddi kalıplar oldaydı; analarımız sadece çocuğa hamile kalıp, onu taşımayacak; maddi sayısız kalıplar taşıyacaktı. Sadece anne mi? Hayır! Eğer maddi kalıplar kullanılsaydı, Allah'ın iradesi dışında bir irade olsaydı; babalar da bir sürü kalıpları karnında taşımış olacaktı. Ana rahmine düştükten sonraki haline başka bir kalıp, orada yumurta ile birleşmesine ayrı bir kalıp v.s. İlk teşekkülüne ve yavaş yavaş büyümesine ayrı ayrı kalıplar; dünyaya teşrif etmesinden önceki haline ayrı bir kalıp, dünyaya geldikten sonra büyümesine kalıplar ve bütün uzuvlarına kalıplar gerekecekti! Allah'ın varlığına sadece bu görünmez ve kalabalık etmez manevi kalıplar delil olarak yetmez mi?
İMTİYAZ MEVCUT
Allah'ın manevi kalıplarla yarattığı her şeyde husussan insanda bir imtiyaz alâmetifarika mevcuttur. Bakınca: Ahmet diyorsunuz, Ayşe diyorsunuz; uzaktan bile görseniz tanıyorsunuz. Çünkü onun bir manevi kalıbı var: Sesinin, yüzünün; parmak izinin manevi kalıpları var. Hiç bir kalıp deposuna dünyasına ihtiyaç kalmadan, fazlalığı ve kalabalığı başımıza dert olmadan; yerimizi dar etmeden... Allah bizlere manevi kalıplarla kudretini gösteriyor ve bizlerin de bu manevi kalıplara bakıp, ibadet teşekkürü etmemizi; şükretmemizi bekliyor. Allah bizlere bu manevi kalıpları görmeyi ve kudretini ilmini anlamayı ve de tefekkür etmeyi sonsuz şükürlerle başımızı secdeye götürmeyi nasip etsin âmin...

