Modern binaların sakladığı tarih YELKİ

Bir zamanlar ünlü taş ustalarının maharetlerini sergilediği taş evler, yükselen çok katlı yapıların arasında anılarıyla baş başa, zamana tanıklık ediyor Yelki'de...

SELAMİ KALAY
İzmir kent merkezine 25 km uzaklıktaki Yelki, Güzelbahçe'ye bağlı tarihi bir köy. Güzelbahçe'den Seferihisar yönüne döndükten hemen sonra karşımıza çıkan Yelki, şimdilerde modern villaları ile emlak piyasasının cazibe merkezi olmuş. Ancak her yerde olduğu gibi bu gelişmeler köyün tarihi dokusunu gözlerden saklamış. Bir zamanlar ünlü taş ustalarının maharetlerini sergilediği taş evler, yükselen çok katlı yapıların arasında anılarıyla baş başa, zamana tanıklık ediyor. Köyde kalan birkaç yaşlı dışında, 650 yıllık olduğu tahmin edilen Yelki'nin yakın tarihi bile unutulmaya yüz tutmuş. Buna rağmen Akçakaya tepesine doğru uzanan ilk yerleşimin sokak aralarında tarihin izlerini görebiliyorsunuz. Güzelbahçe Belediyesi, yıllar önce imece usulüyle yapılmış olan muhtarlık binasını ve köy kahvesini yenileyerek sosyal amaçlı merkez haline getirmiş. Köy kadınları bu merkezde el işi hünerlerini sergilerken, kültürel etkinliklere de katılıyorlar. Kısacası Yelki'de köy yaşamı ile modern yaşam yan yana varlık bulabiliyor. Parke taş döşeli sokak aralarında, eski taş duvarların önünde radika ayıklayan, sohbet eden kadınlar bir yanda, özel kolejlerde okuyan öğrenciler, lüks villalarda oturan şehirliler bir yanda.
İster özel aracınızla, isterse Üçkuyular'dan kalkan 320 numaralı belediye otobüsleriyle gidin, 15- 20 dakika sonra Yelki'ye ulaşıyorsunuz. Eski dokunun başlangıcındaki köy kahvesinde bir çay içip dinlendikten sonra mutlaka sokak aralarına girmenizi öneririm. İzmir'in yanı başında, sayıları gittikçe azalan taş evlerin duvarlarından sarkan limon, portakal kokuları arasında dolaşırken sohbet ettiğim köylülerin anılarını birlikte dinleyelim;
Ömer Zeybek: "1936 doğumluyum, Yelki'de doğdum büyüdüm. Babam ben küçükken vefat etmiş, hatırlamıyorum, annem de buralı, 1914 doğumlu olması lazım. Eskiden bizim şu aşağıda bir köy varmış, Karaman Köyü. Orada salgın hastalık olmuş onun üzerine buraya göç etmişler. Burada yel değirmenleri varmış o zaman, ondan Yelki denmiş buraya. Dedem Konya'dan gelmiş, burada beni Konyalı Ömer diye tanırlar. Bir tane 1926 doğumlu erkek kardeşim vardı, o da vefat etti. Burada tütüncülük, hayvancılık yapardık. Esas palamut vardı, çok toplar satardık. Alanlar yurt dışına götürüp oto boyası yapıyorlarmış palamuttan. Zeytinimiz vardı, buğday, arpa, yulaf ekerdik, şimdi artık bir şey kalmadı, her yer bina oldu. Peynirimiz, yağımız bol olurdu, satacak yer bulamazdık, şimdi arıyoruz bulamıyoruz. Eski adamlar da kalmadı haliyle. Osman Hasan, Ayan Mehmedi, Behçet, Makinist Hasan vardı hatırladığım. Bu köye devlet bir radyo vermiş, bir tek Makinist Hasan açıp kapatırmış radyoyu, kimse bilmezmiş, elini sürmezmiş. Makinist Hasan'ı beklerlermiş gelsin radyoyu açsın diye. Bunun içinde insan var o konuşuyor derlermiş. Benden önce olmuş bunlar. Eskiden İzmir-Güzelbahçe yolu köyün içinden geçer Seferihisar'a giderdi, şimdi aşağıya aldılar. Köyde eski taş ustaları vardı, taşa ismini yazdırırdı valla, o derece ustalardı. Ömer usta, Refik usta bunlar öldü ama Mahmut usta sağ. Buradaki evleri hep onlar yaptı. . Meydandaki taş ev Ömer Usta'nın, şimdi oğlu gelip gidiyor. Refik usta çamlı köyündendi, bak taşları nasıl koymuş, şimdi yapamazlar aynı şekilde. Şu muhtarlık binası var ya, o imece ile yapıldı. Paran yoksa çalışacaksın, araban varsa taş getireceksin, işte böyle o ustalar yaptı binayı. Öyle taş ustası yok artık. Muhtarlığın bir tarafı ilkokuldu, üçüncü sınıfa kadar, gerisi Güzelbahçe'de tamamlanırdı. Bez çanta sırtlarında çocukların, her gün 5 km git, 5 Km gel, ayakkabı nerede, kim görecek, takunyalarla yalınayak giderdik okula. Çarık, lastik sonradan çıktı. Vardı da, para yoktu ki alacak. Düğünlerimiz üç gün olurdu. İzmir'den meşhur davulcu Sinan gelirdi. Meydana sinilerle yemek gelir, şarap, rakı bol gençler sabaha kadar zeybek oynarlardı. Gelin atı mutlaka siyah olacak, al koşumlarla süslerlerdi çok güzel olurdu.''
Ali Mol: 1942 doğumluyum, Yelkiliyim. Babam Arnavut, annem buralı. Eskiden aşağıda çay vardı oraya gider kamyonlara taş yükler para kazanırdık. Herkes işine bakardı. İzmir'den ama çalgıcılar gelirdi, akşamları çalarlardı gençler dinlerdik. İlk kahveciliği burada yaptım, iki çay 25 kuruştu. Buranın tütünü meşhurdu. Karşı Kocadağ'ın yamacında üzüm bağları vardı, Rezaki, Efes Siyahı çeşitleri halen Kavacık, Efem Çukuru taraflarında yetiştiriliyor. Yelkililer daha eski, Konyalılar daha sonra gelmişler. Babalarımızla konuşamazdık, bize anlatmazlardı bir şey.
Mustafa Ali Çakıroğlu: 1954 doğumluyum, ben de Yelkiliyim. Ninem Ziynet Çakıroğlu anlatırdı, 40 sene önce vefat ettiğinde 90 yaşındaydı, burada yel değirmeni varmış, yellik derlermiş buraya. Şimdi yüksek binalar yapılıyor köyün içine, bunlar hem görüntüyü bozuyor, hem de köyün rüzgarını kesiyor, köyümüzde yüksek bina istemiyoruz.
Hatice Dağlıoğlu: 74 yaşımdayım, Yelki'de doğdum büyüdüm. Büyük ninemize Kazıma Nine derlermiş. Yelki'de birkaç kişi varmış o zaman. Aşağıdaki Karaman Köyü'ne salgın hastalık gelmiş. Sabah şuradan bakıyorlarmış köye, filanın evi tütmüyor, gider bakarlarmış ki hepsi ölmüş vebadan. Yakındaki Körkuyu Deresi Mezarlığı'na gömerlermiş. Huri annemler, Halil İbrahim babamlar anlatırlardı orada evleri varmış. Sonra Karaman Köylüleri buraya gelmişler. Aslında köyün başlangıcı Kavaklının oradaymış, Derepınar çeşmesi var orada. Düğünlerde gelin bindallı giyer, yüzü pullarla yazılır, başına da kırmızı serpme örterlerdi. Keşkek, Çırakma, Düğün Çorbası, Nohut Yemeği, Dolma, Katmer meşhurdu. 14 Ağustos'ta köyde kimse kalmazdı, sahile pikniğe giderdik. Sahiller boştu o zaman. Güzelbahçe'den Kum Denizi'ne kadar hep insan dolardı. Bir de 9 Eylül'e Konak'a giderdik. Süvarileri gördükten sonra Fuar'a giderdik, şarkıcıları dinlerdik. O zaman Zeki Müren, Yıldız Ayhan, Gazi Ayhan, Neşe Karaböcek, Gülden Karaböcek, Zehra Bilir, Müzeyyen Senar, Sihirbaz Zati Sungur'u hatırlıyorum.
Yelki'deki gezinizi tamamladığınızda, aracınızla yanına kadar gidebileceğiniz İnkaya Mağarası'nı da görmenizi öneririm.

X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.