;
BESİM KAZADO TÜM YAZARLAR
Muhteşem bir pazar
8.12.2009 | Arşiv

Muhteşem bir pazar

besim.kazado@yeniasir.com.tr

Yarın güzel bir röportajını sunacağım Enrico Macias'ın pazar günkü etkinliğinden bahsetmek istiyorum. Geçen hafta anlattığım gibi cumartesi sevgili Ajda ile dünya çapında önemli olan Dario Moreno Ödülü'nü İstanbul'da aldıktan sonra Dario Moreno evinin önünde bir anma yapılmasının daha mühim olduğunu düşündüğüm için İzmir'e davet ettik. Sayın Konak Belediye Başkanı Hakan Tartan inanılmaz güzellikte bir hazırlık yapmış. Enrico Macias haricinde dünyanın dört bir yanında sayısız etkinliklere katılan Erkan Özerman çok duygulandı. Muhteşem bir kalabalık vardı. Hepsi birbirinden şık, birbirinden heyecanlıydı.
Sokak adeta bezenmişti. Pamuk helvacıdan Paris sokaklarındaki şölenlerde çalan orkestra ve şarkı söyleyen güzel sesli kızlara kadar her şey ama her şey vardı. Çok yakında İstanbul'daki Fransız Sokağı'ndan da daha renkli bir sokak olacağına inandığım (Sayın Tartan ve ekibi sayesinde) bu sokakta böyle bir güzel bir güne katıldığım biraz da olsa katkım olduğu için ne mutlu bana....
Başkanımızın yaptığı duygulu konuşma arasında Fransızca mırıldandığı Enrico Macias şarkısı, sanatçıyı ve kalabalığı çok etkiledi. Sanatçı, verilen güzel ödülü saklamak için birkaç kişiyi görevlendirdi. Dario Moreno'nun ve kendinin Akdeniz çocukları olduğunu ve de Ege'nin bu en güzel şehrinde, güzel bir kitleyle bu manalı vazifeyle çok heyecan duyduğunu defalarca söyledi. Erkan ÖZerman'ın konuşmasını tercüme edeceğini bildiği halde Fransızca bilen ve bilmeyenlerin bakışlarından kendisini çok iyi anladıklarını hissettiğini dile getirdi. "Bu da dostluk" dedi. "Burası bence dünyanın dostluk şehri" dedi. Otele dönerken arabada ezanı duyar duymaz müezzine aynı ses tonuyla aynen eşlik etmesi bizi şaşırttı ve çok hislendirdi. Cezayir asıllı sanatçı akşam da işletmesini yaptığım Lavanta'ya geldi. Herkesle tek tek fotoğraf çektirdi, konuştu, dertleşti. Hatta ekip halinde fotoğraf çektirmek isteyen servis ekibine "tek tek çektirelim ki hani ileride elinizde özel bir sanatçıya servis yaptım dersiniz, priminiz artar" diye de espriler yaptı. Eeee her zaman dediğimiz gibi insan kolay kolay, sindire sindire bir yere gelemiyor. İşte Macias, bu köklü kişiliklerden biri. Sağol Erkan Özerman 50 yılı aşkın süredir sadece Türkiye'ye değil birçok ülkeye yaşattığın sanat şölenleri için....

Oya, İzmirli kadınları bilinçlendirdi
Geçen akşam bizde yemek yerken Savaş Karagözlü ile çevredeki aktivitelerden konuşuyorduk ki Oya Başar'ın o gece son uçakla İzmir'e geleceğini öğrendim. Oya, çok sevdiğim eski bir dostumdur. Sabahına hemen bulunduğu Kordon Oteli'ne gittim. Kendimi çok önemli bir organizasyonun ortasında buldum. Meme kanseri için tertiplenmiş bir toplantıydı. Çeşme ve Güzelbahçe Rotary klüplerinin beraberce bir yılı aşkın süredir bu mevzuda büyük bir aşama kaydettiklerini orada öğrendim. Ülkemizde diğer ülkelerde olduğu gibi bu hastalığın artış yüzdesinin son zamanlarda çok büyük bir oranda büyüdüğünü öğrendim. Bunun en kolay tedavi yolunun erken teşhis olduğu ve belli bir yaştan sonra hanımların mutlak suretle kendi kendilerini nasıl kontrol edecekleri görüşüldü. Oya'cım böyle bir hastalığı atlattığı için hazırladığı konuşmasını önce ekrandan sundu. Sonra da kendi eklemelerini yaptı. Böyle faydalı bir şey için geldiğinden dolayı ona teşekkür ediyoruz tabii. Ve büyük geçmiş olsun diliyorum.

Güney Afrika'dan haberler geldi
Bayramda ayrı kaldığım can arkadaşım Şenay'ım nihayet Güney Afrika'dan döndü. "Sensiz bir daha hiçbir yere gitmem. Oraları harikaydı ama tabii ki seyahat arkadaşım seni çok özledim. Hasretini safarideki cipimizin üstüne oturan kaplanlar ve yolumuzu kesen fil sürüleriyle giderdim" dedi. Bu arada çok 'in' olan Güney Afrika turunda, Sadi Şener ve eşi, Cem Hakko ile Ronit Gülcan, Hamdi Akın ile eşi, Melih Turan, Korkmaz Yiğit'in eşi varmış. Çoğu Hey Travel ile giden Güney Afrika'cılar bol bol safariye gitmiş. Güney Afrika'da 2 milyona yakın Türk yaşıyormuş. Yaşam çok şık ve çok ucuzmuş. 150 bin euroya ev alıp bir iş kurabiliyormuşsunuz. Mesela Ahmet Turgut büyük bir turizm şirketinin sahibiymiş. Mehmet Müderrisoğlu'nun Comodor Oteli karşısında Portaki diye çok güzel bir restoranı varmış. Emre Erol Michelangelo Oteli içinde "Efendi" adında çok güzel bir deri mağazasının sahibiymiş vs. vs... Bir an evvel yanına gideceğim canım arkadaşım Yüksel Uzel harika bir taş fırın yaptırmış ve bütün çevresinin Ramazan'da pide diğer zamanlarda pizza ihtiyaçlarını karşılıyormuş. Yani oralar bu zamanın en keyifli tatil yeri olmuş. Bu arada Ebru Gündeş'in devamlı Suncity'e gittiğini, Palace Otel'de kaldığını ve Kıbrıs'ta oynayamadığı kadar bol bol kumar oynadığını öğrendim. Böylece kendim gidemediğim zamanlarda bile size yurt dışı haberlerini vermeye devam etmiş oluyorum.