;
BESİM KAZADO TÜM YAZARLAR
Müzeyyen Senar, oğlumun sünnetine 5 faytonla geldi
29.11.2009 | Arşiv

"Müzeyyen Senar, oğlumun sünnetine 5 faytonla geldi"

besim.kazado@yeniasir.com.tr

O İzmir'in efsane isimlerinden biri: Erol Birkan... İzmir'in efsaneleşmiş meyhanesi Erol'un Yeri'nin sahibi. Dönemin en ünlü sanatçılarının yakın dostu... Müzeyyen Senar'ın yerinin bambaşka olduğunu söyleyen Birkan: İki kızımın da nikah şahidi oydu. Oğlumun kirvesiydi. Hiç unutmam 5 fayton çağırmıştı. Hepsini de süsletmişti. Trafik durdu. Şoförler Muzo'yu görünce kızmak yerine alkışlamaya başladılar

Bugünkü konuğum İzmir'in çok değerli kişisi Erol Birkan. İzmir'in gönül adamı. Kendisini Emel Sayın- Muazzez Abacı- Seçil Heper üçlüsünün İzmir galasında solistlerimizin ısrarlarıyla sahnede yaptığı konuşmayla tanıdım. Görüşmemizden çok keyif aldım ve çok heyecanlandım. Röportajın bitmemesi için yeni yeni mevzular çıkarttım. Derin deniz gibi bir kişi Erol Ağabey...
-Herkesin dilindeydi Erol'un yeri. Babamlarla İzmir'e geldiğimizde günlerce evvel yer ayırtırdık. Balık yerken o çok kadar ünlüyü bir arada görürdük ki...
Beni o günlere geri götürüyorsun...
Nereye? Erol'un Yerine!
-Erol'un yerinin tarihçesini şöyle bir geçelim mi?
Önce Basmane'de Toros Lokantası'nı işletiyordum ki mal sahibiyle bir anlaşmazlığımız çıkınca Kordon'daki yerimize taşındık. 1957 yılıydı. Balık lokantasıydı ama köftemiz de ünlenmişti. Toros'un müşterisini çekelim diye "NEREYE?", "EROL'UN YERİNE" diye bir laf çıkarmıştık. Bu kısa zamanda İzmir'de slogan oldu. O dönemde bir İmbat vardı bir de biz.
- İzmirli dostlarınızın tabii ki yardımları olmuştur.
Olmaz mı? 1963' te Ahmet Sevil, Ahmet Ünveren ağaçlara çıkıp pankartlar astılar. Zeki Çırpıcı, Özdemir Boyer, Muhittin Ekiz, Haşmet Uslu baş destekçilerdi.
- Lokantacılık nereden geldi?
Babam İzmir'in, ünü Avrupa'ya taşmış Şükran Lokantası'nın şefiydi. Atatürk İzmir'e geldiğinde Karantina semtinde bir köşkte ağırlanırdı. Babam da Atamıza servis yapardı.
Futbolculuk yılları...
- Başka bir iş yaptınız mı?
1950'de İzmirspor'un santraforuydum. Sümerspor'a transfer olunca Aydın, Gar Gazinosu'nu işletmeye başladım. İsmet Sezgin, Belediye Başkanı'ydı. Bir gün bonfileye 75 krş yerine 1 lira yazınca kapatma aldık. Bu benim İzmire dönüşüme sebep oldu.

- Futbolla ilgili bir anın vardır...
Olmaz olur mu? Ben Göztepeliyim. Atletico Madrid- Göztepe maçı yapılmıştı. Bizim takım büyük bir farkla maçı alınca Kordon, şenlik yerine döndü. Kadri Kalkan (Kör Kadri) silahını çıkarıp havaya sıkınca koskoca Haşmet Abi caddenin ortasına yere atıverdi kendini. Uzun zaman espri olmuştu bu.
- İzmirli sanatçılardan kimlerle görüşürdün?
Sevim Tuna İzmir'in en güzel kızlarından biriydi. Şimdiki Şato'nun olduğu yerde Damlacık semti vardır. İsmet Yazar oradandır. İzmir'in büyük nimetiydi. Türk Sanat Müziği'ni İzmir'e tanıttı diyebilirim. Gönül Yazar onunla evlendiğinde çok küçüktü. Sevgili kızımızdır o... Buralara gelip gittiğinde keşke bir yerlerde okusa diyorum. Bir de haftaya Dario Moreno'nun anma günü varmış duydum. İzmir'e ve Türkiye'ye çok hizmeti olmuş bu dostumu havaalanında kaybedinceye kadar çok sık görüşürdük.
- Mesala neler yapardınız?
Konak'ta Ankara Palas Oteli vardı. Karşısında ayakkabı boyacıları çalışırdı. Pırıl pırıldılar. Biz de Dario ile Kemeraltı'na çıktığımızda mutlak boyacılara uğrar, onları çıldırtırdı. Ordaki muhabbetleri önrüm bitse unutamam... Hele Müjdat'la (Gezen) çok eğlenirdik. Müjdat, hastalık hastasıdır. Durup dururken "Müjdat'çım gözlerin sararmış" derdim. Arabaya atlar doktor doktor dolaşırdı.

Harika Avcı'nın şakası
- Bu gezmeyle aile yaşantınız ne durumda?

1957'de evlendim. Yani 52 senelik evliyim. Acı, tatlı, romantik, tabii ki azıcık da meceralı bir evlilikti. Hanımım dünyanın en güzel, en asil hanımefendisidir. Sayesinde başarılı bir işadamı oldum. Bu güzel mutluluğumu tüm dostlarıma da temenni ederim. Hiç unutmam Amerika'daydık. Telesekreterde "Erol'cuğum beni ara" diye bir not... Tüm aile günlerce benimle dalga geçti. Hanım güldü geçti. Notu yollayan kızımız Harika Avcı'ydı.

"İlk hesaplar benden!"
- İşadamlarıyla da güzel dostlukların vardı tabii..
.
Olmaz mı? Haşmet Ağabey (Uslu), "İlk hesabı ben ödeyeceğim gerisi size ait" derdi. Biz de bu gece iyiyiz diye sevinirdik. Fuar'a giderdik. Girişleri öderdi. "Göl Gazinosu v.s sizin" derdi. Çoğu arkadaşımın çocuğunun sünnetini, düğününü, evlilik yıldönümünü büyük zevkle yaptım. Onlar da bana hep güzellikle döndü.
- Peki en çok sevdiğin dostun kim?
Müzeyyen (Senar) tabii ki... Yaptıklarını hiçbir zaman unutamam. Biraz sıkışsam "Muzo, cumartesi bendesin, sana gece yapacağım" derdim. Lokanta ağzına kadar dolardı. İki kızımın da Efes'te nikah şahidi oydu. Oğlumun sünnet düğünü kirvesiydi. Hiç unutmam 5 fayton çağırmıştı. Hepsini süsletmişti. Trafik durdu. Şöförler Muzo'yu görünce kızmak yerine alkışlamaya başladılar. Bülent Ersoy'un kıpkırmızı yüzüyle çekinerek geldiği günü unutamam. "Ablam'la oturabilir miyim? Sesimi dinlemek ister mi? diye sorduğu zaman Müzeyyen dinlemekle kalmamış, bir de ona eşlik etmişti. Birgün öğlen uykusuna yatmıştım ki kucağımda bir kaplan yavrusuyla uyandım. Baygınlık geçiriyordum. Erol Simavi'nin kaplanıyla beni uyandıran yine Müzeyyen'di.

Kelepçede rakı bardağı
- Müzeyyen abla sana geldiğinde ne içerdi?

Genelde boynumda gümüş bir zincir vardı ve gümüş bir kelepçeyle birleşirdi. Kelepçenin içinde de rakı bardağım dururdu. Lokantada yürüyordum ki ağzına kadar dolu olan rakı bardağını Müzeyyen kaptı, fondip... "Erol senin kadehinde rakının tadı daha da güzelleşiyor." dedi.
- Peki şimdi neden devam etmiyorsunuz?
Nasıl ben babamdan aldımsa bu işi, kızım da benden aldı. Bizim en meşhur mönümüz, balık, börülce salatası, ahtapot ve radikaydı. Kızım Filiz de Radika'yı seçti. Alsancak'ta ev yemekleriyle devam ediyor şanımıza... Benim için en büyük mutluluk oraya gitmek, torunum Diba'yla oynamak... Bir de bu yazıyı okuyan eski dostlarımla araşıp görüşürsek çok mutlu olurum.
- Bilmez miyim... Bir de orada şu paha biçilmez fotoğraflarınızı sergileseniz...
Çok mutlu olurdum. Gelip gelip bir duvar boyu arkadaşlarımı görüp anmak beni ve herkesi mutlu edecektir.

"Zeki Müren otelinden önce bize uğrardı"
- Ünlüler geçidiydi Erol'un Yeri değil mi?

Evet. Rahmetli Zeki Müren, Çiğli havaalanından otele gitmeden, doğru bize gelir, hoş geldin içkisini içer, neler yaptığını anlatır, akşam tekrar gelmek üzere dinlenmeye giderdi. Her gece masası özel hazırlanırdı. İnsanlar karşımızdaki dalgakıranın üzerinde oturur, Paşa'nın çıkmasını beklerdi. Her gece 100 adet peçete hazırlardık. 100 imza atardı peçeteler bitince "devamı yarıııın" derdi. Herkesin gönlünü alır, sohbetler ederdi.