İzmir Devlet Klasik Türk Müziği Korosu, seçkin bir kurum... Türk Sanat Müziği'nin sevilmesinde, o birbirinden özel eserlerin unutulmamasında, bestecilere sahip çıkılmasında, etkin bir rolü var.
Bunu sadece koro konserleriyle değil, zaman zaman düzenlediği etkinliklerle de ortaya koyuyor.
Kent kültürü için eşsiz bir kaynak...
***
İşte aynı kurum, 25. kuruluş yılı nedeniyle bir kitapçık hazırlamış... Kitapta, ilk kurulduğu günden bugüne yaşanan etkinlikler, yer alıyor. İlk açılış davetiyesi, devlet büyüklerinin kutlama yazıları, tarihi; Kültür ve Turizm Bakanı Günay'ın görüşleri, ilk kurucusu Teoman Önaldı'dan başlayarak, şefleri Hayati Çiftçi, Erhan Parlak'la onların duygu ve düşünceleri, ünlü İzmirli bestekarlar, koroya ses veren, yüreklendiren koristlerin kısa özgeçmişleri hepsi bu kitapta...
***
Koro sanatçılarını bilmeden, tanımadan izlemek, insana bir şey ifade etmiyor, o zaman "Menemen testisi gibi dizilmişler" diye ifade ediyorsun. Ancak onları tanıyınca, farklı bakıyorsun olaya...
Bu kitapçık, onun bir başlangıcı...
Devamı da gelmeli, örneğin her konserde basılan davetiyelerde koro sanatçılarının da adı yer almalı, derim ben...
***
Çünkü koro sanatçısı olmak emek ister, "tepeden inme" değildir.
İşte o zaman hiçbir sanatçı, arkadaşları söylerken kendisi dudak kıpırdatmaz.
Davetiyede isminin yer alması, ona sorumluluk yükler.
Kim olsa, kaytaramaz. çünkü onuru söz konusudur.
SÖZÜN ÖZÜ
İnsan ancak sevdiğinden bir şey öğrenir.
Goethe
Bu acıya yürek dayanmaz
Her ölüm acı verir insana, birden yürek daralır, isyan etmek ister, acı içinde kabına sığamaz..
İşte bu durumda, birkaç satır yazı, birkaç satır dize, yüreğin öfkesini alır, pişmanlıklar, anılar, özlemler öfkenin yerine geçer.
Duygular yazı olur, resim olur.
Tıpkı, bir okul gezisi dönüşünde, genç yaşta hayatını kaybeden Pakize Ecem Korkmaz'ın yaşattığı acı gibi...
Ve Ecem'in, uzaktan yakını olan Bergamalı şair İbrahim Ormancı'nın yüreğinde yaşadığı sızı gibi...
Allah, Ecem'in tüm sevenlerine sabır versin. Hayatı zamansız terk eden bu genç yüreğin mekanı da cennet olsun.
ECEM
Yaşamak varken daha,
Şimdi nereden çıktı bu ölmek?
Aşkolsun sana aşkolsun,
Böyle var mıydı bizi bırakıp gitmek...
Belki dünya yine dönecek,
Belki zaman yine geçecek,
Kimse unutmayacak seni,
Kimse dolduramayacak yerini...
Güneş sensiz her gün doğacak belki,
Ama ''Bu dünyadan Ecem geçti'' diyerek!..
İbrahim Ormancı
Her engel bir fırsat
Eski zamanlarda bir kral, saraya gelen yolun üzerine kocaman bir kaya koydurmuş, kendisi de pencereye oturmuştu. Tepkileri beklemeye başladı...
Ülkenin en zengin tüccarları, en güçlü kervancıları, saray görevlileri birer birer geçti oradan... Hepsi kayanın etrafından dolaşıp saraya girdi. Pek çoğu kralı yüksek sesle eleştirdi. Halkından bu kadar vergi alıyor ama yolları temiz tutamıyordu. Sonunda bir köylü çıkageldi. Saraya meyve ve sebze getiriyordu. Sırtındaki küfeyi yere indirdi, iki eli ile kayaya sarıldı ve ıkına sıkına itmeye başladı. Sonunda kanter içinde kaldı ama kayayı da yolun kenarına çekti. Tam küfesini yeniden sırtına almak üzereydi ki, kayanın eski yerinde bir kesenin durduğunu gördü. Açtı.. Kese altın doluydu. Bir de kralın notu vardı içinde.. "Bu altınlar kayayı yoldan çeken kişiye aittir" diyordu kral. Köylü, bugün dahi pek çoğumuzun farkında olmadığı bir ders almıştı; "Her engel, yaşam koşullarınızı daha iyileştirecek bir fırsattır.."
