Şimdi sorun çevrenize, "yeni yıldan ne bekliyorsunuz" diye... Çoğu "para ve kariyer" diye yanıtlar, sağlık ikinci plandadır; sevgi, hoşgörü ise kaf dağındadır.
İçinde yaşadığı toplumu, insanları sevmeyi isteyeni çok az görürsünüz, bulunduğu konuma şükretmeyi, insanlara öryargısız yaklaşmayı umut etmeyi de...
Çünkü bunlar emek ister, özveri ister; uzun vadelidir, geri dönüşü zahmetlidir. Bu yüzden değeri biulinmez, akla gelmez.
Oysa, insanların tüm dileklerinin gerçekleşmesi, önyargıdan uzak bir toplumda, insanların birbirine saygı beslediği bir ortamda yaşamakla mümkündür.
***
Oysa son birkaç yıldır, bir "bencillik" yarışındayız sanki... Bende olsun, onda olmasın; benim çocuğum en büyük başarıları kazansın, beriki tökezlensin; benim param olsun, komşum aç yatsın; benim son model arabam olsun, arkadaşım ne hali varsa görsün...
Ne dayak yiyeni görürüz sokak ortasında, ne de el avuç açanın niyetini...
Tam aksi, yardıma koşanı bile şüpheli gören, tartışmada biraz farklı fikirler üreten biri varsa, altında bir neden arayan, kuşkuyla bakan insanlar topluluğu olduk, farkında mısınız?
Öfkeli, önyargılı ve insan sevgisinden yoksunuz.
Ruhumuzu besleyen ise önyargı...
***
İşte bu yüzden, benim 2013'ten beklentim, önyargısız bir toplum... Çünkü o zaman, yetiştirdiğim çocuklarımın; binbir emekle büyüttüğümüz çocuklarımızın, daha sağlıklı, daha aydınlık bir geleceği olacağına emin olabilirim, olabiliriz.
Yoksa, onlara öfke ve kin bırakacağız. İşte en kötüsü de bu...
Herşeye önyargıyla, kuşkuyla yaklaşan bir toplumun tohumu, "kin"den oluşur, "nefretle" beslenir. Geleceği yoktur, karanlıktır.
Pazarlıklara açıktır, her daim "satışa" gelir.
O yüzden yeni yıldan "paradan" önce, sağlıklı bir toplumda yaşamayı dileyin. Elbette para en büyük ihtiyaç ama "onurun" değil...
Para amaç değil araç, oysa onurun geleceğin...
Araba çocuğundan önce geliyorsa...
Adam yeni aldığı arabasını yıkarken, 5 yaşındaki oğlu yerden bir taş alır ve arabaya bir şeyler yazar. Bu duruma çok öfkelenen baba, çocuğunun yazdıklarına bile bakmadan, oğlunun elinden tutar, vurur da vurur.
Hastanede, elindeki sayısız kırık yüzünden çocuğun parmaklarının hepsi alınır. Ameliyattan sonra çocuk, oldukça üzgün olan babasını gördüğünde, "Baba parmaklarım ne zaman çıkacak" diye sorar.
Adam bu soru karşısına biter, ses çıkaramaz, bakışları donuklaşır. Arabasına döner, kafasını arabaya vurur da vurur. Öfkeyle motor kaputuna oturmak ister. İşte o zaman oğlunun yazdıklarını görür:
"Seni seviyorum baba.
"***
Öfke ve sevgide hiçbir sınır yoktur. Nesneler kullanılmak, insanlar ise sevilmek için yaratılmıştır.
En büyük tehlike öryargıdır.
GÜNÜN SÖZÜ
İnsan her gün biraz müzik dinlemeli, biraz şiir okumalı, güzel bir resim görmelidir ki, dünyevi kaygılar Allah'ın insan ruhuna aşıladığı güzel duygusunu silip yok etmesin.
Goethe
