Geçtiğimiz günlerde Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanarak İslam dünyasında yeni bir askeri eksen oluşturan Mekke Ortak Savunma Anlaşması, bölge başkentlerinde yankılanmaya devam ederken çarpıcı bir yorum ABD Başkanı Trump'tan geldi. Trump, "Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın imzalamış olmalarını görmekten büyük mutluluk duyuyorum "diyerek, destek açıklaması yaptı. Trump, Mekke Savunma Anlaşması'nın Orta Doğu'nun bir araya geldiğini ve ülkelerin kendilerini daha etkili bir şekilde savunabileceklerini ortaya koyduklarını gösterdiğini belirtti. ABD Başkanı, "Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın büyük liderlerini tebrik ediyorum. Bu büyük, cesur ve önemli bir ilk adım. İnanılmaz" değerlendirmesini yaptı.
FELAKET TELLALLARI
Anlaşma, Başkan Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki Türkiye'nin İslam dünyasının birliğine giden yolda çok önemli olacak. Mekke Savunma Anlaşması imzalanınca beynini batıya kiralayanlar ortaya çıkmış "Amerika ne der?", "Washington bu işe ne icazet verir?" diye felaket tellallığı yapmışlardı. Kendi coğrafyasının iradesine güvenmek yerine gözünü sürekli Batı'ya diken, içerideki her bağımsız adımı "küresel güçler ne der" korkusuyla sabote etmeye çalışan bu zihniyet bir kez daha açığa düştü. Batıya yıllarca beynini kiralayanlar, Türkiye'nin bölgesel barış ve uzlaşı adımlarını küçümseyenler, statükonun değişmeyeceğine inanan teslimiyetçi odaklar kaybetmeye mahkumdur. Büyük Türk milletinin dinamiklerini yok sayıp sürekli dış icazet arayanların samimiyetsiz korkusu, dünyanın en tecrübeli 4 liderinin başında gelen Başkan Erdoğan'ın güçlü iradesi ve gelen uluslararası kabulle birlikte boşa çıktıklarını göreceklerdir.
PERDE ARKASI
Trump'ın Mekke Anlaşması'na destek çıkışının perde arkasını ve jeopolitik anlamını analiz edelim. Yeni dünya düzeni inşa ediliyor. (2015- 2035) Türkiye'nin merkezinde olduğu Avrasya'da jeopolitik dengeler yeniden kuruluyor. Trump'ın siyasi karakterini ve "Önce Amerika" (America First) doktrinini yakından incelediğimizde, Mekke Savunma Anlaşması'na desteğin arkasında pragmatik bir hesap yattığı açıkça görülüyor.
1. "Önce Amerika" ve Avrupa 'da / Ortadoğu'da bölgesel güç paylaşımı Trump için bu anlaşma, bölge ülkelerinin nihayet kendi güvenlik sorumluluklarını üstlenmesi anlamına geliyor. ABD, Orta Doğu'daki askeri varlığını azaltmak isterken, Ankara-Riyad-İslamabad aksının güvenliği devralmasını kendi stratejik vizyonuyla uyumlu görüyor.
2. Anlaşmanın resmi olarak hiçbir ülkeyi hedef almadığı açıklansa da, sahadaki en büyük jeopolitik gerçeklik NATO'nun en güçlü üyelerinden birisi olan Türkiye'nin etkin bölgesel güç konumuna gelmesini görmesidir. Bölgenin en güçlü 3 aktörünün bir araya gelmesi yapısal bir caydırıcılık özellıiği taşıyor. Çünkü, Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan ile yakın iş birliği içinde ve NATO'ya rakip değil.
3.Savunma Sanayii işbirliği Trump olaylara bir iş insanı gözlüğüyle bakıyor. Türkiye'nin büyüyen savunma sanayii kapasitesi, Suudi Arabistan'ın finansal gücü ve Pakistan'ın askeri insan kaynağı birleştiğinde, bu pakt büyük bir askeri pazar yaratacaktır. ABD, bu üç ülkenin ortak savunma altyapısını Amerikan savunma sanayiinon de güçlendırmesine devam edeceğini öngörüyor.
4. Mekke Anlaşması'nın küresel hegemon olan ABD tarafından bu denli güçlü bir meşruiyetle desteklenmesi, paktın diplomatik elini güçlendiriyor.
ERDOĞAN'IN AÇIKLAMASI
Başkan Erdoğan, dünya çağında yayın yapan kanallara ve gazetelere Mekke Savunma Anlaşması'na yönelik açıklamalarını sürdürüyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Londra merkezli Şarku'l Avsat gazetesine verdiği mülakat, İngilizce ve Arapça olarak yayımlandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan üçlü Mekke Anlaşması fikrinin nasıl ortaya çıktığı ve bu anlaşmaya giden süreçte hangi gelişmelerin etkili olduğunu şu sözlerle açıkladı; "Mekke Ortak Savunma Anlaşması fikri, bölgemizde yaşanan gelişmeler karşısında ortaya çıkan yeni şartların ve ortak sorumluluk anlayışının bir neticesidir. Biz her zaman bölge meselelerinin bölge ülkelerince sahiplenilmesi ve çözüme kavuşturulmasından yana olduk. Bizim temel yaklaşımımız hep buydu. Bölgenin meselelerini bölgenin kendi aktörleri çözmeliydi, bunun ilk adımını attık diyebiliriz. Son dönemde yaşananlar, kardeş ve dost ülkeler arasındaki dayanışmanın ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gösterdi. Türkiye olarak, anlaşmazlıkların derinleşmesini değil, diyalog ve istişare kanallarının güçlendirilmesini savunduk. Çünkü biliyoruz ki kalıcı barış, sadece çatışmaların sona ermesiyle değil; karşılıklı güven, siyasi irade ve ortak gelecek perspektifi ile mümkün."
BARIŞ GÜÇLENECEK
Erdoğan, devam etti; "Bu anlaşma bölgemizde huzur ve istikrar isteyen tüm kardeş ülkelere de açık. Türkiye olarak biz, geçmişte olduğu gibi bugün de barıştan, istikrardan ve kardeşlikten yana tavır koymaya devam ediyoruz. Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nı da bu iradenin somut bir tezahürü olarak görüyor ve taraf ülke sayısını artırmaktan da çekinmiyoruz. İnşallah Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye olarak bölgemizde yeni bir iş birliği ve dayanışma döneminin kapısını araladık. Bu kapıyı hep açık tutmak, barış ve istikrarın güçlenmesine katkıda bulunmak iradesine sahip ülkeleriz. Bizim vizyonumuz üç ülkeyle sınırlı kalmayarak daha da büyümek ve mümkünse bir gün bölgedeki bütün ülkelerin bu çatının altında toplanmasını sağlamaktır. Bu, kalıcı istikrarı getirecek en önemli adım olacaktır."
SONUÇ
Başkan Recep Tayyip Erdoğan'ın final sözleri tarihi dersler içeriyor; "Artık bölge ülkeleri kendi güvenlikleri, kendi istikrarları ve kendi geleceklerinin sorumluluğunu daha fazla üstlenmek durumundalar. Bölgemizde yaşanan gelişmeler elbette küresel etki yaratacak sonuçlara yol açabilmektedir. Bölgesel sahiplenmenin, bölgesel dayanışmanın ve ortak iradenin güçlendirilmesi küresel istikrarın güçlenmesine de katkıda bulunacaktır. Türkiye olarak, bölge ülkelerinin kendi aralarında daha güçlü mekanizmalar kurmasını, güvenlik ve istikrarı birlikte tesis etmesini son derece önemli buluyoruz."
