Hani, geçmişte dilimize pelesenk olmuş bir deyim vardır ya, "İstanbul'un taşı toprağı altındır" diye, işte o söz güzelim şehrin bir tanımı gibidir adeta...
7'den 77'ye herkes için umut olmuş, Anadolu insanının bu şehre yoğun olarak göç etmelerine eden olmuştur çoğu zaman...
Ufak bir reklamın getirdiği sonuçtur bu... Ancak, İstanbul'un çarpık kentleşmenin de sonucudur aynı zamanda...
İki yakayı birleştiren bu büyük şehir, şimdi yeni çıkış noktaları arıyor.
Bunlardan biri de İzmir...
İşte bu nedenledir ki, hemen her alanda sürekli büyüme trendine girmiş bir kentte yaşıyoruz nicedir...
İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin açtığı yeni çevre yolları, yaptığı meydanlar ve yonca yollara bakınca, Ulaştırma Bakanlığı'nın da açtığı tüneller ve kentin İstanbul'la arasının kısaltılması projelerine bakınca, şunu söylemek artık kesin:
İzmir, artık dolup biten İstanbul'un, nefes alacağı kardeş şehir kıvamında.
Bu net bir şekilde görülüyor, böyle olunca yerli ve yabancı yatırımcının da gözü kulağı İzmir'de...
Bunun son örneği de Seferihisar'da...
***
İzmir'in özel bir tatil beldesi olan Seferihisar, bugüne değin mandalini ve "sakin şehir"liği ile tanınıyordu.
Ve daha birçok özellik... Ama kimse termal zenginliğini hesaba katmadı, oysa Seferihisar böyle bir yer...
Bu arada başarılı, çağdaş, güvenilir, vizyon sahibi bir başkanı da var, Tunç Soyer...
İşte onun öngörüsü ve verimli projeleriyle kent artık geleceği görmeye başladı.
İşte bunun önemli adımlarından biridir, termal bir tatil kompleksinin temellerini atmak... Yakın bir zamanda hayata geçmesi planlanan tesis yabancı bir yatırımcının, Seferihisar'ı dünyaya tanıtacak ve turizm patlaması yaratacak bir çalışması...
Firma İsviçreli "Euera"... Deneyimli, girişimci, dünyaya yayılmış uluslararası bir organizasyon... 2002 yılından bu yana faal... Finansal gücü 1 milyar dolardan fazla. Her türlü projeyi geliştirip uluslararası arenada pazarlayabilen, hazırladığı fizibilite raporları kredi kuruluşlarınca kabul gören bir kuruluş...
Harekete geçtiği anda projeyi sahiplenen, kısa sürede hayata geçiren Euera, Seferihisar'ın işte bu potansiyelini görmüş ve uzmanları çerçevesinde yapılan keşifler sonucunda yasal başvurusunu yapmış...
Şirket, termal tesis kapsamında denizde dev bir akvaryum kurmayı da planlıyor.
**
Seferihisar kent yönetiminin böylesine önemli bir yatırımı nasıl karşılayacağı, kentin jeolojik yapısı ve turistik kimliğiyle firmayı nasıl yönlendireceğini bilemem ama aldığım duyumlar, olumlu olacağı yönünde...
Düşünebiliyor musunuz, gelecekte her yıl onbinlerce turist, sağlık turizmi çerçevesinde akın akın gelecek kente...
Ve Seferihisar dünyada bir marka kent haline gelecek.
Sağlık, aynı zamanda İzmir'in güçlü bir aday olduğu EXPO 2020'nin de sloganı...
Bu çerçevede birçok yatırım yapıldı, yapılıyor; teknoparklar kuruluyor art arda...
Yani bölge altın değerinde... Ve bunu bizimkiler değil, elin Avrupalısı, Amerikalısı, dünya şirketleri görüyor.
İşin çarpıcı yanı da bu.
***
Eeura'nın, Türkiye'deki yatırımlarını iki Türk yönetiyor, biri üst düzey yönetici, Türkiye'den sorumlu Hakan Arı... Diğeri ise çok yakından tanıdığım, saygı duyduğum bir isim olan, bölgeden sorumlu olan Ali Ozan...
İkisinin de projenin hayata geçmesi için yoğun çaba gösterdiğini biliyorum.
O fırtınalı gençlik yıllarımda, bana ağabeylik yapan, yol gösteren Ali Ozan, bugün de bölgenin hamisi konumunda... Ve yatırım hakkında şunları söylüyor bana:
"Gerçekleştirmek istediğimiz termal ağırlıklı turistik tatil, kültür, kongreler, defileler, spor ve yaşam merkezi, uluslararası kriterlerde Türkiye'de birinci sırada, Avrupa'da ise ilk tercih edilen konseptler arasında... Bu projenin hayata geçmesinde bir katkım olursa, hayatımı, geleceğimi borçlu olduğum vatanıma borcumu bir nebze olsun ödeyebilirim sanıyorum. Umarım gerçek olur."
Seferihisar'ın kabuğunu kırması için, bu yatırım bence bir fırsat... Adımları doğru ve dikkatli attığımız sürece, yabancı yatırımcının İzmir ve çevresini ihya etmesi kaçınılmaz.
İzmir'in değerini bizden daha iyi bildikleri de, getirdikleri çevreci projelerle ortada.
GÜNÜN SÖZÜ
Öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı, yetmişinde bile mesela zeytin dikeceksin.
N.Hikmet
