Anne babanın ekonomik durumları gayet iyi. Öyle holding sahibi filan değiller ama evleri, yazlıkları ve arabaları ile genel olarak rahat bir yaşamları var. Her iki kızları da özel hocalarla özel okullarda eğitilmiş, tenis kursları ve sosyal faaliyetler içinde yaşıyorlar. Evde hiçbir iş yapmıyorlar. Yani deyim yerinde ise, ellerini sıcak sudan soğuk suya sokmamışlar ve iki yumurta kırmasını bilmiyorlar. Özel bir üniversitede okuyan büyük kızımız özel bir takside şoförlük yapan, biraz çulsuz, ilkokul tahsilli, genç ve yakışıklı bir delikanlıya aşık oluyor. Yani evlenmek istiyor. Anne baba olarak ne yaparsınız?
Nasihatleriniz yani gösterdiğiniz gerçeklere kızınız tam bir defans içinde. Çok sevdiği teyzesini veya dayısını da dinlemiyor. Bu arada laf aramızda zaten delikanlı ile ilk cinsel beraberliğini de yaşamış. Kaç senelik kızınız size düşman gibi olmuş.
Anne baba olarak evlenmesini onaylayabilirsiniz. Yani "Evlen ve gör dünyanın kaç bucak olduğunu" diyebilirsiniz. Ama kızınız sizin canınız ciğeriniz. Sonunda kötü olacağını bile bile kıyamıyorsunuz.
"Ne halin varsa gör, evlenmeni onaylamıyoruz" diyerek rest çekebilirsiniz. Kızınız zaten bunu göze almış durumda. Okulu da bırakıp evlenecek. 1-2 sene içinde kucağında bir çocuk olacak. Ama herkesin çok iyi bildiği gibi evlilik kavgaları en çok ekonomik nedenler yüzünden çıkar. İki gönül bir araya gelince, samanlık seyran olmaz. Sadece, samanlığın samanlık olarak kaldığını fark etmek biraz zaman alabilir. Yani evlilik kavgaları sonucunda kızımız kucağında bir çocuk ile evine geri dönecektir.
SIRADIŞI BİR ÖNERİ
Hani bir laf vardır, "İki ucu ... değnek" diye, işte tam öyle bir durum. Bu duruma meslek hayatımda zaman zaman şahit oldum. Benim önerim; klasik adet, örf ve geleneklerimize pek uygun değil. Önerimi ele almadan önce genç kız ile inatlaşmanın yanlışlığına parmak basmak istiyorum. O delikanlının tüm olumsuzluklarını belgeler ile gösterseniz bile kızınız kanının son damlasına kadar size karşı çıkacaktır. Kızınıza "Madem sen bu oğlanı seviyorsun, git onunla yaşa ama çocuk yapma ve okulu bırakma. Sen artık özgürsün evlenmene de gerek yok ne istiyorsan yap" diyebilirsiniz.
Konu komşuyu değil evladınızı düşünün
Normal şartlarda sanırım hiçbir anne baba kızı ile böyle konuşmaz. Ama varsayalım ki benim önerim doğrultusunda konuştunuz. Ne olacağını düşünün. Akrabalarınızın ve eş-dostunuzun sizi nasıl tefe koyacaklarını, konu komşuya nasıl rezil olacağınızı değil ama kızınızın ne yapacağını düşünün. Kızınız bu delikanlı ile bir eve taşınır. İlk günler her şey çok iyi gider. Ancak daha sonraki günlerde tesadüf bu ya, delikanlı kızınızın üniversiteye gitmesinden hiç hoşlanmıyordur ve arkadaşlarından kıskanıyordur. Kızınızın ev işleri konusunda beceriksizliği malum. Evde yemek, çamaşır, bulaşık sorun olmaya başlar. O güne kadar fiske vurmadığınız kızınız, o delikanlıdan ilk tokadı-dayağı yediğinde gözü açılır. Bu durum genellikle birkaç ay içinde gerçekleşir. Sonra kızınız olgunlaşmış olarak eve geri dönüp okula sarılır. Eğer sizler de köprüleri yıkmadıysanız, kızınıza tekrar kavuşabilirsiniz.
