Aynı adlı ilk yazı çok beğenildiğinden yazmadım bu ikincisi. Değişen bir şey olmadığından. Sahaların yol geçen hanına dönmeye devam edip, sahadakilerin can tehlikesini atlatamadığından. Ve umarım üçüncü yazıyı yazmak zorunda kalmam
Eylül sonu... Beşiktaş-G.Saray maçı sonrası. "Kapatalım kepenkleri" yazısında şöyle demiştim:
"Ne seyircisiz oynama, ne saha kapatma. Kimse caymıyor. Ve artık eğer olay çıkarmayı kafaya koyduysan rakip taraftarın olması da gerekmiyor. Bir hedef belirlemek yeterli. Herkes hakim, herkes ceza kesici. Hakeme mi kızdın? Atlayıp döversin bu iş biter."
Aralık ortası... Bu kez hedef futbolcu. Öyle böyle de değil. 9 kusurlu hareketin hepsi var pozisyonda. Saldıran oyuncu olsa hareket kırmızı kart orası kesin de, penaltı için içeride mi, dışarıda mı onu tartışırız sadece. Ama kural gereği kartlar Beşiktaşlılara. Mesela saldırganın elinde kesici bir cisim olsa, o cisim futbolcuyu bulsa, sahanın ortası kana bulansa ne olur bir düşünsenize. Şimdi bazıları diyecek. Bu sadece bizim ülkemizde mi oluyor? Haklısınız. 2 sezon önce, Hollanda'da benzer bir görüntü yaşandı. Ajax ve AZ Alkmaar maçının 35. dakikası. Bir Ajaxlı fanatik Alkmaar'ın file bekçisi Alvarado'yu hedef aldı. Taraftar tekme atınca o da aynen karşılık verdi. Sonuçta Alvarado da kırmızıyı gördü ama taraftar 6 ay hapis yattı. Alvarado'nun kartı da iptal edildi sonra.
Yine Eylül'deki yazıda, "Ne cezalar caydırıcı, ne demeçler inandırıcı. Sorsan herkes tribün terörünün karşısında. Genel olarak 'Sahalarda görmek istemediğimiz olaylar' diye tabir ettiğimiz ama gelin görün ki çeşitli örneklerin desteklediği üzere büyük bir çoğunluğun istediği bir karmaşanın içerisindeyiz" ifadesini kullanmıştım. Ceza sistemimizi gözden geçirmedikçe, güvenlik sorunlarını halletmedikçe bu meselenin üstesinden gelemeyiz. Futbolu sadece erkek oyunu olarak görüp ceza zamanlarında kadın taraftarlara tribünleri açmanın mantığından (!) başlamalıyız ilk önce.
Küsüp sahayı terk etmeye çalışan, takım otobüsüne binmeyen Fernandes'in, taraftarından küfür yediği için gözyaşlarını tutamayan Volkan Şen'in de duyguları olduğunun farkına varmalıyız. Her bu tip olayda "Dünyanın parasını alıyor" diye yüklenip, Jean Claude Van Damme tekmeleri atmak normal sayılacak ve feci bir olaya kadar tüm bunlar es geçilecekse bu yazının da diğeri gibi bir anlamı yok.
Hatta ve hatta o yazı gibi bitirelim bu yazıyı da. Çünkü Süper Lig cephesinde değişen bir şey yok. Tam şöyle bitmişti o yazı da...
"Şaka bir yana her defasında "Daha beteri olmaz herhalde" deyip şu güzel oyunu izlemeye devam ediyoruz. Ancak öyle şeyler oluyor ki gün be gün olan bitenden daha da soğuyoruz. Yazık... Çok yazık..."
