• BUGÜNKÜ YENİ ASIR
  • Namaz Vakitleri
  • VavTv Canlı Yayın
Mikroplastik istilası!

ZEKİ HOZER

Mikroplastik istilası!

zeki.hozer@yeniasir.com.tr Tüm yazıları
Giriş Tarihi: 13 Ağustos 2026

Sadece Ege ve Akdeniz Çanağında değil, dünyanın en uzak ve bakir alanlarında bile denizler mikroplastik içerikler taşıyor. Bu mikropartiküllerin zamanla insan organizmasında ne tür patolojilere yol açacağı, günümüz tıp otoritelerini şimdiden derin bir kaygı içine atmış durumda! Öyle ki, on yıl kadar zaman önce, değişik sosyoekonomik ve kültürel topluluklar içindeki gebeler üzerinde, A.Ragusa ve arkadaşlarının yaptıkları klinik çalışma sonuçlarına göre altı gebe kadının dördünde, plasentaları içinde mikroplastik partikülleri tespit edilmişti!

ÜLKEMİZ RİSK ALTINDA
Ülkemizin de, bu konuda, ne büyük bir büyük risk altında olduğunu Prof. Dr. Sedat Gündoğdu tarafından hazırlanan "Alanya Kıyı Şeridinde Gözlenen Plastik/ Mikroplastik Kirliliği Ön Değerlendirme Raporu"nda görebiliyoruz. Bu rapora göre, 2025 yılında plastik atık ithalatı yaklaşık 800 bin tona ulaşmış, 2026 Nisan ayında aylık ithalat 60 bin tonun üzerine çıkarak son 10 yılın en yüksek seviyesini görmüş.. Rapora göre tesislere gelen plastiğin bir kısmı geri dönüştürülüyor, geri dönüştürülemeyenlerin ise atık haline getirilmesi gerekiyor ama nasıl bir sistemle denetleniyor, bilmiyoruz. Bu konuda ülkemize yoğun geri dönüşecek plastik çöp ithalatı süreci için kritik tarih 2018 yılı olmuştu. Çünkü o yıl, Çin, geridönüşümü düşük plastik çöp ithalatını yasakladı. Bizim bazı müteşebbislerimiz de bu durumu değerlendirmek istedi!

MİKROPLASTİK NEDİR?
Mikroplastikler, düzgün olmayan ya da asimetrik şekilli, boyutları da beş milimetreden küçük olan petrol ve türevleri orijinli maddelerdir. 2000'li yılların başına kadar bunları bilmiyorduk. Mikroplastiklerin isim babası Plymounth Üniversitesinden Prof. Dr. Richard Thompson. Prof. Thompson, mikroplastikleri, birincil ve ikincil mikroplastikler olmak üzere gruplara ayırdı. Amaç, su şişesinden poşetlere kadar çok geniş amaçlarla kullandığımız plastik materyallerin deformasyonu sonucu oluşanlar ile endüstriyel kaynaklı olanları ayırt etmekti. Bilim insanların üzerinde durdukları, her an insanları maruziyet içinde bulunduran çevremizdeki plastik kökenli eşyaların mekanik parçalanma veya güneşin ultraviyolesi gibi dış etkenler yüzünden aşınmaları sonucu zamanla daha küçük plastiklere ve nihayetinde de mikroplastiklere dönüşen, sonrasında da vücuda absorbe olarak hastalıklara yol açan süreç! Dolayısı ile,mikroplastikler konusunda bir yığın bilimsel makale ve klinik çalışma var. Artık, makro ya da mikroplastiklerin vücuda kolayca absorbe olduğu, başta bilişsel yetenekler olmak üzere davranış değişikliklerine kadar giden birçok bozukluğa yol açtığı kanıtlanmış durumda. Bu konularla ilgili yaptığı çalışmalar ile ünlü olan Exeter Üniversitesi Ekotoksikoloji uzmanları, arıdan fareye kadar üzerinde çalışmalar yürüttükleri hayvanlarda; öğrenme güçlüğü, stres ve asosyal davranış şeklinde nöropsikolojik semptomlar tespit etmiş durumdalar. Bilimsel olarak bu vahim durum sözcüklerle ortaya konduğunda insanları şoke etmeyebilir ancak gıdadan inşaat ve otomobil endüstrisine, günlük rutinimiz içinde o kadar çok üründe plastik var ki bu parçacıklarla etkileşimimizi bloke etmek mümkün değil. Plastik materyaller kullanım ömürlerini tamamlayıp aşınmaya başladıkça havaya, suya, toprağa karışıp tekrar bir döngü içinde insanlara geri dönüyor. Beyin dâhil tüm organlarımızda bunları tespit edebiliyoruz.

BEYİN ÜZERİNDEKİ ETKİSİ
Beyni özellikle vurguladım, çünkü bu organı koruyan bir kan-beyin bariyeri sayesinde mikroplastiklerin geçemeyecekleri öngörülüyordu. Ancak geçen ay açıklanan en yeni klinik çalışmalar, bunun böyle olmadığını gösterdi! Artık birçok küresel öneme haiz hastanelerde, mikroplastik semptomları araştıran ekotoksik hastalıklar üniteleri açılıyor ve check up servislerinde kandaki ya da dışkıdaki mikroplastik miktarı tespitine önem veriliyor. Makaleyi buraya kadar okuyanlar, mikroplastik maruziyetini nasıl azaltabilirim diye endişeli bir düşünceye kapılmış olabilir. Endişelenmekte haklısınız çünkü bu konuda umut vadeden bir şeyler söylemek çok zor. Eğer prensiplerine çok bağlı bir yaşam iradesi içinde iseniz hayatınızdan çok lezzetli ama yüksek mikroplastik konsantrasyonuna sahip hazır ya da işlenmiş gıdaları çıkarabilir, evinize soktuğunuz tüm yiyecekleri bir yıkama işleminden geçirebilir, poşet çay ve bitki çayı içmeyebilirsiniz! Tüm mutfak eşyalarınızı gözden geçirip cam eşyadan olanlarla değiştirebilirsiniz. Evin içindeki mobilyalarınızdaki plastik içerikleri hatırlatmıyorum bile! Sadece günlük temizlik rutinimizde olan otomatik makinelerle ortalığı süpürmek bile mikroplastik konsantrasyonu birkaç kat arttırıyor!

MİKROPLASTİKTEN KAÇIŞ
Bu konu, bireysel önleyici tedbirlerle baş edilemeyecek kadar yaygın bir problem. Siz mikroplastikten izole bir yaşam kursanız bile havaya veya toprağa karışan nanoplastiklerden kurtulamazsınız! Yukarıda anlattığımız suda çözünmeyen mikroplastiklerin boyutları bir mikrondan daha küçük olanlarına nanoplastik deniyor. Sonuçta; mikroplastik ve nanoplastikler, çevresel bir küresel tehdit ve başta insanlar olmak üzere tüm canlılar için toksik hastalık etkeni. Ekosistemi ve yaşam habitatını bozan, besinler ya da solunum yolu ile canlı hücrelere absorbe olup başta enfeksiyon ve inflamasyon olmak üzere akut ve kronik hastalıklara yol açan bu polimerler ile insanlık on yıllar boyunca uğraşmaya devam edecek; ne yazık ki! Elbette, mikroplastikler, kaynağından yok edilebilir ya da gelecekte mikroplastiği vücuttan ayıracak nanoteknolojik filtreler geliştirilebilir. Bakarsınız tasarım harikası PLASTİK kasalar içindeki chipler vasıtası ile iletişim kurduğumuz yapay zekâ, insanlığın sonunu getirebilecek mikroplastik istilası konusunda bir çözüm için insanlığa yardım eder!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.