Bizde bir tek Fenerbahçe'nin Tenis Şubesi'nin olduğu söyleniyor. Yanlış: Yalnız İzmir'de 1951 yılından beri faaliyet gösteren Karşıyaka Spor Kulübü, Göztepe Spor Kulübü ve yenilerde de Bucaspor Kulübü'nün tenis şubeleri var. Bu üç kulüpte bilindiği gibi aslında futbol takımlarıyla tanınmakta. Tenisçilerinin isimleri neredeyse hiç duyulmaz.
Bu şubeler var da ne yaparlar acaba? Bir zamanlar güzel çalışmalar yapılıyormuş. Ancak şimdi giderleri çok artan futbol şubelerinin açıklarını kapatmakla meşguller. Ne yetkileri var, ne de imkanları. Elde ettikleri kurs gelirleri dahi, anında futbol şubesine gidiyor. Başkan diye atananlar, her an görevden alınabiliyor. Federasyon seçimlerinden hatırlayacaksınız. KSK Tenis Şube Başkanı, seçimden bir gün önce hiçbir açıklama yapılmadan görevden alınmıştı.
Evet, Tenis Federasyonu Başkanı Ayda hanımdan farklı düşünüyorum. Bu büyük kulüplerin merhemi olsa önce kendi başlarına sürerler!
Yarıyıl tatilleri
Ülkemizdeki eğitim sistemiyle sporcu yetiştirmenin ne kadar zor olduğunu biliyoruz. Açık liselerle bu işin halledilebildiğini söyleyenler var, ama kaç veli kabul edip uygulayabiliyor. Zor karar, çünkü çocuğun geleceği ile ilgili iyi düşünmek gerek.
Tenise ilgi fazlalaştı. Okul çağında 4 bine yakın lisanslı oyuncumuz var. Yıl içinde derslerden, hafta sonları dershanelerden baş kaldıracaklar da tenis oynayıp, antrenman yapıp tenisçi olacaklar... Maalesef göründüğü kadar kolay değil. Kalıyor yaz ayları. "Deniz mi? Tenis mi?.." Aileler çoğunlukla deniz kenarlarında yazlıkta...
Ve de tabii sömestir tatilleri. Hava şartları, yağmur, soğuk, fırtına da olsa, programa uygun turnuvalar 15 güne sığdırılarak, kendi talepleriyle de olsa, hangi kulüplerin üzerinde kaldıysa orada düzenleniyor. Federasyon, bu eğitim olanakları içinde görevini belki yapmış oluyor, ama bu turnuvaları alan kulüplerin, kaçı ciddi bir yaklaşım gösteriyor. Olay yalnız top, su ve kort (kapalı kortların içlerinin spora uygun bir şekilde ısıtılması ayrı bir sorun) temin etmek değildir. Olay oraya özveri ile gelmiş oyuncuları, varsa aile ve antrenörlerini, atanmış hakemleri, hatta bulunursa seyircileri her bakımdan tatmin etmek. Otel (ucuz ve temiz), yemek ve tesise ulaşım imkanları hazır olmalı. Maç sonralarında dinlenme ihtiyaçları karşılanmalı. Bunlar gerçekleşmiyorsa risk büyür. Önce aileler, sonra da minik sporculartenisten soğuyup kopabilir. Evet, yeni yöntemler aranmalı. Başka çare yok...
Alkışlar Marsel İlhan'a
İpek Şenoğlu bu güne kadar ne yaptıysa ve yaptıklarına bütün zorluklara rağmen bugün de devam ediyorsa, kulvarları farklı da olsa şimdi de onunla beraber aynı örnek davranışları Marsel İlhan gösteriyor. Giderek artan bir tempoda çalışıyor. Düzenli bir hayat, çok ciddi antrenmanlar... Ve sonuçta başarı gelmeye başlıyor. Gençler de onları izleyerekten bir yola giriyor.Bu gidişle Marsel'i de, İpek'i de alıştığımız gibi sık sık ana tablolarda, hatta kendi dediği gibi Federer'e, Del Potro'ya karşı görebileceğiz. Bu şekilde devam ederse yenilmemeyi kısa sürede öğrenecektir. Önemli isimlerden Nadal'ı söylemedim. Çünkü daha önce çok yazdığım gibi, çok fazla teklemeye başlayan Nadal'ın dizleri onu artık çok uzaklara götüremeyecek. Belki bir iki flaş galibiyet alır ama, uzun vadede büyüklüğü devam edemez gibi görünüyor. Buna karşılık hem İpek hem de Marsel sağlam fiziklerinin avantajlarıyla, sorunsuz ve ciddi sakatlıklar yaşanmadan başarılı mücadelelerine devam edeceklerdir.
Geçmiş olsun Hülya Avşar!..
Tenisimize daima büyük katkılar vermiş, hala da canı gönülden katkılarını giderek arttıran sevgili Hülya Avşar'a, geçirdiği sportif kazadan dolayı geçmiş olsun dileklerimizi sunar, kısa süre de kendisini tekrar kortlarda görmeyi diliyoruz. Tabii özellikle de kendisini, İzmir Kültürpark Tenis Kulübü'nde gerçekleşecek Hülya Cup'ta sağlıklı olarak görmek istiyoruz.
