• BUGÜNKÜ YENİ ASIR
  • Namaz Vakitleri
  • VavTv Canlı Yayın
Cansever: Balkanlardan bir ses

MEHMET DEMİRCİ

Cansever: Balkanlardan bir ses

Tüm yazıları
Giriş Tarihi: 14 Ağustos 2026

Geçen hafta Cansever adlı şarkıcı vefat etti. Tanıdığım, ilgimi çeken, parçalarını dinlediğim biri değildi. Ama geniş bir kütleye hitap ettiğini, arabesk denen müzik türünün acılı, hüzünlü etkisiyle insanı efkarlandıran, dipsiz duygular alemine sürükleyen parçalar söylediğini fark ettim.

Önce ismi alakamı çekti: "Cansever!" ne sıcak, ne candan, ne etkileyici bir kelime! "Can" ve "sevgi" den oluşuyor. Bunların ikisi de hayat dolu, zengin anlamlı kelimeler. "Can" ile ilgili unutamadığım şöyle bir hadise var: 2005 yılında Kubbealtı Lugati'nin çıkışıyla ilgili çok güzel yazılar yazıldı. İskender Pala veya Beşir Ayvazoğlu'ndan birine ait diye hatırladığım şu mealdeki sözler zihnime kazınmıştı: "Yeni bir sözlük çıktığı zaman ben önce 'can' kelimesine bakarım. Kubbealtı Lugati'ne baktım can için tam 11 sütun ayrılmış." Cansever de bende önce ismiyle iyi bir alaka uyandırdı.

ACILI BİR HAYAT

Cansever'in hayatı da tıpkı seslendirdiği şarkılarda olduğu gibi acılar ve üzüntülerle dolu. Cansever daha 12 yaşlarında sokakta oynarken çocukların sopa fırlatmasından dolayı tek gözünü kaybetmiş. 1994 senesinde romatizmal bir hastalık türü olan ankilozan spondilite'ye yakalanmış, bu yüzden sırtı kamburlaşmış. Almanya'da bu hastalığın tedavisi mümkün demişler; fakat onca şöhretine rağmen hastane masrafını karşılama imkanı bulamamış. Nihayet bir buçuk yıldır mücadele ettiği lösemiye yenik düşerek tedavi gördüğü hastanede 59 yaşında hayata veda etti. Allah rahmet eylesin.

Gelelim bu yazıyı kaleme almamın asıl sebebine. Bana bu yazıyı Cansever'in doğup büyüdüğü memleket olan Balkan toprakları yazdırdı. Cansever, 8 Temmuz 1967 tarihinde Kuzey Makedonya'nın Veles şehrinde 7 çocuklu bir ailenin en küçüğü olarak doğdu. Babası Selanik, annesi Bulgaristan göçmeni olup Roman asıllıdır. Cansever'in cenazesi vasiyeti üzerine memleketine götürüldü, Veles'te Fazıl Ahmed Paşa Camii'nde kılınan öğle namazını müteakip aile mezarlığına defnedildi.

VELES-KÖPRÜLÜ / BALKAN HASRETİ

Veles şehrinin bizdeki karşılığı Köprülü'dür. Biz oraya Köprülü deriz. 1385'te fethedilen Köprülü bölgesi Osmanlı yönetiminin ilk elli yılında küçük bir şehir halini aldı. Müslüman nüfusun yoğun olduğu şehirde Halveti, Rifai, Nakşi, Bektaşi tarikatleri tekkeler açtı. Şehir uzun süre Osmanlı görünümünü büyük ölçüde korudu. 1950'de Tito'nun Yugoslavya sınırlarını açmasıyla Köprülü Müslümanlarının çoğu Türkiye'ye göç etti. Halveti şeyhi Alaaddin Yayıntaş ve mensupları o sırada, baba ocağını bırakıp göçüp gelenlerdendir. Günümüzde Köprülü'de küçük bir Müslüman toplulukla birlikte 1765 yılına ait Köprülüzâde Fazıl Ahmed Paşa'nın Paşa Camii ve Kumsal Camii bulunmaktadır. Her iki cami mütevazi bir mimari değere sahiptir.

Köprülü /Veles'te doğan Cansever'in Türkiye'de meşhur olması, sanatını hem orada hem burada kabul ettirmesi düşündürücüdür. Kültür Bakanımızın cenazeyle ilgilenmesi ve özel görevli göndermesi takdire değer. O topraklarla olan tarihi, kültürel maddi manevi bağlarımızın ne kadar güçlü olduğunu bu olay bir kere daha gösterdi.
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.