Yalnız İzmir'de 4.000'den fazla dernek olduğunu biliyor musunuz? Tabii ki bunlar değişik konularda faaliyet göstermek için kurulmuş. Kimileri aktif, kimileri ise maalesef durgun... Futboldaki gereksinimleri bir kenara bırakırsak tenisi seçmiş spor kulüplerinin de aslında çok ülkede olduğu gibi dernek statüsünde olması gerekiyor. Çünkü derneklerde kar amacı güdülmez...
Ancak son zamanlarda birçok ticari kuruluş, dernekleşmeden "spor kulübü" unvanı altında faaliyet göstermeye başladı. İnsanlar da, işlerine geldiği için de ister günlük, ister aylık, isterse de 6 veya 12 aylık ücret ödeyerek sporlarını yapıyor. İsteyen bir sonraki süreçte başka bir "spor kulübüne" geçip orada oynuyor. Yani, sporun ve dostlukların olmazsa olmazları olan süreklilik ve istikrar kalmıyor.
Derneklerde ise üyeler (burada bir de sıfat kazanmış olup, o derneğin - kulübün - bir parçası oluyorlar) bir kereye mahsus ödenen giriş aidatının ardından her sene genel kurullarının kabul ettiği yıllık aidatı ödeyerek süreklilik içinde dostane ve sportif ortamda sosyal hayatlarına katkıda bulunuyorlar. Tabii ki her zaman istifa ederek ayrılma hakları var. Ancak bu hak, aynı derneğe bir daha geri dönememe riskini de beraberinde getirdiği gibi zaman zaman da ödenmemiş aidatlar ve bildirilmemiş istifalardan dolayı ciddi ve üzücü sürtüşmelere neden oluyor. Spor camiasına da, derneklerin yaşantısına da, dostluklara da zarar veriyor. Benzer olayları sık sık duyduğumuz için, konunun önemine ve açıkça hatırlatmasının doğru olacağına olan inancımla bu bilgilendirmeyi kaleme aldım. Umarım ilgili olmaları gerekenler, görüp de okurlar...
4 Mart çok önemli
4 Mart dünya tenis günü... Spor için tabii ki her gün önemlidir... Tabii tenis için de... Ancak dünya tenis günü, dünya çapında bir oyun için özel seçilmiş bir gün olarak her yaşta, herkese hatırlatılmalı. Tenis sevdirmeye çalışılmalı. Hiç oynamayanlara dahi deneme imkanı yaratılmalı. Ancak bu sayede tenis, küçüklerimizin beynine kazınır.
Belki de geleceğin yıldızlarına beklenmedik yollar açılır. Dahiler kendiliğinden ortaya çıkmadıklarına göre herkese eşit olanaklar sunmak gerek, sanıyorum... Sene de bir gün de olsa!
Aynen devam
Geçen sene Dünya tenis gününde "Sokak Tenisi" adıyla ülkemizde de bir etkinlik yapıldı. Ancak amaca yeterince hizmet etmedi. Yeterince hazırlanılmış olduğunu da hiç sanmıyorum. Zaten tenis oynayan kulüplerin kursiyer ve oyuncuları, hedeften uzak bu etkinlikte kulüpleri yerine parklarda, ücra sokaklarda hocaları ile tenik oynayarak vakit doldurdu.
Ancak girişim güzeldi ve devam edilmesi gerektiğine inanıyorum. Yeter ki bilinçli ve programlı bir şekilde yapılsın. Tenis raket ve topları hiç tenis oynamayanların ellerinde olsun. Uluslararası Tenis Federasyonu, bir aydır her türlü iletişim imkanını kullanarak bu güne hazırlanıyor. Burada yol gösterici olarak yalnız federasyona değil kulüplere de belediyelere de görev düşüyor. Lütfen biraz gayret
Tenisimizin geleceği
Ülkemizde tenis adına çok güzel şeyler duyuyoruz. Gençler artık korkmadan, çekinmeden büyük bir öz güven ile dünya kortlarında boy gösteriyor. Çok sayıda küçük uluslararası turnuvalar yanında, WTA sene sonu turnuvası (bu sene sonuncusu gerçekleşecek de olsa), TED Open, İstanbul Cup, İzmir Cup gibi önemli etkinlikler başarıyla ve büyük bir seyirci kitlesi önünde gerçekleşiyor. Artık TV'miz bile var. Ayrıca antrenörlerimizden sonra, hakemlerimiz de aranıyor olmaya başlandı. Gazetelerde tenis köşeleri artarken, tenis sevdalıları da sosyal medya da yerlerini alırken birçokWEB sitesi ve haberleşme grupları başarıyla hayatlarını sürdürüyor.
Başarısızlıkla biten iki-üç tenis eğitim vakıf deneyimlerinden sonra kurulan vakfın (SİSEV) büyük vegerçekçi çalışmaların içinde olduğunu her geçen gün daha çok izliyoruz. Evet, gelişme var, ama yeterli mi? Tabii ki değil... 75 milyonluk bir ülkede her kategoride oyuncu sayısı hala 20 bin civarındaysa bu işte bir şeyler iyi gitmiyor demektir.İşte nedenlerinin ve çözümlerinin, hem de acilen araştırılması gereken bir büyük sorun. Tabii amaç, tenisi yaygınlaştırıp geliştirmek ise...
