Serena tarih yazdı
Miami ve Charleston turnuvaları... Biri bitti, diğeri başladı... Birinde Serena Williams, başlarda zorlansa da devleşerek adını bir kere daha tenis tarihine yazdırdı ve gelmiş geçmiş en büyük kadın tenisçi olduğunu ispat etti. Yendiği de aslında dünya 2 numarası ve diğer bir süper oyuncu. Sharapova aynı turnuvadaki 5. finalini oynadı. Serena'yı sarsmayı başarmış olsa da deviremedi. Aslında Sports TV'nin Center Court anketine bakılırsa yenilse de en çok sevilen kadın oyuncusu. Dolayısıyla O'nu da buradan kutlamak gerek. Diğeri yani Charleston'da da yine Serena var. Bakalım neler yapacak bu sefer. Bu turnuvalardan en karlı çıkanlar, yine de güzel maçlar seyretme olanağını yakalayan tenis severler tabii...Tenis canlanıyor
Anlamak hiç te zor değil. Afişlere bakın hareketi görürsünüz...
Kulüpler, okullar, kurslar, akademiler turnuva yarışına girmiş sanki. Evet, güzel günler güzel maçları da getirir inşallah. Tüm sporcularımıza başarılar dilerken kortlarda susuz kalmamalarını, güneşten yeterince korunmalarını diliyorum.
Tenis breysel mi?
Evet, aynen bunu söylüyor ve böyle yaşıyoruz... Sanırsınız değil mi?
Antalya da 35+ ila 55+ yaş gruplarında tenis veteran takımlar arası dünya şampiyonası yapıldı. Biz Türk takımları olarak kadın - erkek 10 kategoride katıldık. 10 takım nereden bakarsanız bakın 40 sporcu... Bu tip turnuvalarda önce takımlar şampiyonası yapılır, ardından gelen haftada da oyuncular bireysel olarak (ferdi) yarışırlar. Çok ta güzel mücadelelere sahne olur bu yarışmalar. Biz takım şampiyonalarına, hem de çift maçı kazanmasını hala pek öğrenemediğimiz halde, 10 takım ve kırk kişiyle katılırken, bir sonraki ferdilerde ancak 6-7 kişiyle katılıyoruz. Takım olarak katılırsanız "milli" oluyorsunuz, ferdi katılırsanız, en çok ikinci turda yenilmenize rağmen yepyeni ilişkiler kurarak, çok şey öğrenip mutlu "gazi" oluyorsunuz. Ferdi spor tenisin ferdi maçlarına maalesef katılan olmuyor pek! Nedense...
