Tıpkı bu güne kadar gelmiş geçmiş şampiyon kadınlar arasında bu yaşında ve denli başarılara imza atmış bir Serena Williams gibi. Evet, asıl erkek finali yarı finalde olduysa da, kadınlar yarı finalinin biri hiç Rolland Garros'a yakışmadıysa da Nadal ve Serena tenis adına 2013'e damgalarını vurmuşlardır. Ne söylenebilir ki?
Tenis dünya da oynanmağa başladığından beri yazılı ve tenisin özel bir özelliği olan yazılı olmayan çok kesin kurallara haiz bir spordur. Bütün bu kurallar bir kere yerleştikten sonra o kadar zor değişir ki, değiştirmeden önce senelerce düşünülür, muhakkak test edilir, tüm tenis bilgelerine danışılır ve sonunda yapılacaksa yapılır, tabii ki yapılmayacaksa da rafa kaldırılır. Süreç bellidir.
Biz, tenisin en büyük yönetim organı ITF'in kurallarını alır, kendimize adapte eder ve kullanırız. Büyük bir farkla tabii: kurumsallık olmadığından neredeyse o hiç değiştirilmeyen kurallar bizde her gün (abartmayarak her sezonda diyelim) yaz-boz tahtasına dönüşür! Tutmadı tekrar değiştirilir; beğenilmedi, uymadı üzerlerinde oynanır... Hatta yönetmelikte değişiklik yapmadan bile duyurularla uygulandığı sık görülmüştür.
Bu herkesin görevi
Tenis turnuvalarının hiçbir aksamaya sahne olmadan tamamlanması, program ve neticelerin günü gününe kulüp içinde, gazete ve TV'lerde, WEB sayfalarında, internette ve iletişim guruplarında duyurulması aslında ilgili yönetimlerin iletişim ve basın danışmanlarına ait olması gereken bir görevdir. Bu göreve en olumlu katkıyı da turnuva yönetmeliğini harfiyen uygulatan başhakemler ile uygulayan katılımcılar sağlar.
Bizde ise bu iletişim görevi bir hobi olarak yalnızca gönüllü tenis aşıkları tarafından yapılır. Son senelerde bu işi ciddi ve bilinçli bir şekilde başlatan ve yönlendiren sevgili Mete Yaylalı'dır. Kendisine her bakımdan müteşekkiriz. Günümüzde ise O'nu takip ederek ve kopyalayarak yeni habercilerin ortaya çıkma dönemini yaşamakta, her taraftan haber bombardımanı altında kalmaktayız. Çoğu da neredeyse ayni haberler zaten...
