Ulaşılmaz gibi görünen dağlar dünyanın hangi coğrafyasında olursa olsun insanoğlunun tarih boyunca hep ilgisini çekmiştir. Çinli ve Nepalli yetkililer tarafından tespit edilen 8.848,86 metreye ulaşan heybetiyle yeryüzünün en yüksek zirvesi diye bilinen Everest yıllardır dağcıları kendine çekiyor. Zirveye tırmanmayı şüphesiz başaranlar olsa da değişken hava koşulları ya da ekipman eksikliği nedeniyle yüzlerce hayat Everest'in zirve yolunda heba oluyor.

BEYAZ DÜNYADAKİ ESARET
Bugün, cesetleri tam 21 yıl sonra bulunan üç genç Koreli dağcının trajik hayat öyküsünü Yeni Asır'ın sayfalarına taşıyacağız. Evet, Everest sadece dağcıları test etmiyor. Bazen onları sonsuza dek beyaz dünyasında tutuyor. Dünyanın en yüksek noktası, aşırı soğuk ve ölümcül rüzgarlarla zamanı bile donduruyor desek inanın yalan olmaz. O koşullarda yaşam ile ölüm arasındaki çizgi çok kalın değildir. Yıllar boyunca hayatını kaybedenlerin çoğu asla aşağı indirilemedi. Bu rakamın resmi kayıtlara göre 200'ün üstünde olduğu söyleniyor. Dağ, kendi beyaz doğası içinde onları kendi içinde saklıyor, koruyor...

DAĞDAN GERİ DÖNEMEDİLER
Takvimler 1996 yılını gösteriyordu... Üç genç Koreli dağcı, hayallerini kurduğu Everest'in zirvesine ulaşmak için yola koyuldu. Everest'in eteklerine ulaştıklarında büyük bir heyecanla tırmanış rotasını ve kuracakları kamp alanlarını belirlediler. Bekledikleri büyük an gelip çatmıştı. Macera dolu Everest tırmanışı başlıyordu. Geri döndüklerinde her biri başlarından geçen inanılmaz öyküleri arkadaşlarına, akrabalarına ve sevdiklerine anlatmanın hayallerini kuruyordu. Neşe içinde yola çıktılar. Aslında hiçbiri, hayallerini gerçekleştirmek için attıkları bu adımın onları geri dönüşsüz bir yolculuğa sürüklediğini bilmiyordu. Ve bir daha asla geri dönmediler. Gözü yaşlı aileleri yıllarca bekledi, benliklerindeki sorular cevapsız kaldı. Evlatlarının fotoğraflarına sarılıp, yarım kalan anılarla avundular...

YILLAR SONRA GELEN BURUK SEVİNÇ
Aradan tam 21 yıl yıl geçmişti. 2017'de beklenmedik bir keşif aileleri heyecanlandırdı. Yürekleri buruk bir sevinç kapladı. Bir grup dağcı tırmanış esnasında, Everest'in ölüm bölgesi diye anılan yerde onları tesadüfen bulmuştu. Dağcılar, gördükleri manzara karşısında gözlerine inanamadılar. Üç arkadaş aradan 21 yıl geçmesine rağmen halen bir aradaydılar.

Onca zorlu doğa koşullarına rağmen vücut bütünlükleri bozulmamıştı. Tabi bunda o yükseklikte yaşayan hiçbir yırtıcının da olmaması büyük etkendi. Yan yana oturuyorlardı, sanki sadece kısa bir mola vermiş gibiydiler. Ekipmanları yanlarında, botları ayaklarında eldivenleri bile ellerindeydi... Sanki dokunsalar hepsi uykularından uyanacak gibiydi. Tabii, gerçek çok farklıydı. Üç arkadaş zamanın dokunamadığı bir şekilde sonsuzluğun içinde adeta donup kalmıştı. Ölmüş oldukları gerçeği onları bulan ekibi yaşadıkları an'a geri döndürdü. Yüreklerin burkulduğu an ise gençlerin Everest'ten indirildikleri andı. Sevdikleri, onlara yıllar sonra kavuşmanın buruk sevincini yaşadı. Nihayet üç arkadaşın ziyaret edilebilecek mezarları olmuştu... Aileleri ise onlara yıllar sonra gerçek anlamda veda edebilmenin fırsatını yakaladı... Everest, sadece bir dağ olamadığını doğanın çizdiği son sınır olduğunu acı şekilde bir kez daha göstermişti...