Orta Doğu diplomasisinde eşi benzeri görülmemiş bir gelişme yaşandı. İran'ın Afganistan Büyükelçiliği'ne ait resmi X hesabı üzerinden paylaşılan bir mesaj, bölgedeki hava olaylarının arkasında teknolojik bir savaş olduğu iddiasını gündeme taşıdı. Bilim kurgu senaryolarını aratmayan açıklamada, İran'ın Birleşik Arap Emirlikleri'ne ait gizli bir iklim merkezini imha ettiği öne sürüldü. Büyükelçilik tarafından Farsça yapılan paylaşımda, bölgedeki yağış rejiminin askeri bir operasyonla değiştiği savunuldu. İran'ın, BAE'nin gizli bulut tohumlama ve iklim değişikliği merkezini yok etmesinin ardından her şeyin bir gecede değiştiği belirtilen açıklamada, Irak ve İran'ın haftalık şiddetli yağışlar almaya başladığı ve sıcaklıkların aniden 5 derece düştüğü iddia edildi. Paylaşımın en dikkat çekici kısımlarından birini ise meteorolojik görsellere yapılan benzetme oluşturdu; yağış kütlelerinin hareket şekli efsanevi futbolcu Ronaldo Nazario'nun çalımlarına benzetilerek BAE'nin bu operasyonla cezalandırdığı öne sürüldü.

METEOROLOJİ HARİTASI
İranlı yetkililer, iddialarını desteklemek amacıyla Türkiye'nin batı ve güney kıyılarından başlayarak Suriye ve Irak üzerinden Orta Doğu'ya uzanan yağış kütlelerini gösteren bir meteoroloji haritası paylaştı. Haritada özellikle Suriye ve Irak hattındaki yoğunlaşma kırmızı halka içine alınarak bölge genelindeki iklimsel dönüşümün bu operasyona bağlı olduğu savunuldu. İran'dan gelen bu sıra dışı çıkış, geçtiğimiz yılı aşırı kurak geçiren
ancak bu yıl oldukça yağışlı bir sezon yaşayan Türkiye'de de geniş yankı uyandırdı. Sosyal medya kullanıcıları arasında "iklim müdahalesi" tartışmaları alevlenirken, birçok kişi yağışların bölgesel güçlerin hava durumu üzerindeki mücadelesinin bir yan etkisi olabileceğine dair yorumlarda bulundu. Uzmanlar bu tür iddiaların bilimsel temelden yoksun olduğunu vurgulasa da resmi bir diplomatik hesaptan yapılan bu "iklim savaşı" açıklaması uluslararası kamuoyunda hayretle karşılandı. Birleşik Arap Emirlikleri veya bağımsız kuruluşlardan ise söz konusu gizli merkez iddiasına dair henüz bir doğrulama gelmedi.
YAĞMUR HIRSIZLIĞI KONUSU
Bilim dünyası ve meteoroloji uzmanları, İran'ın bu tür "iklim savaşı" iddialarına oldukça mesafeli ve şüpheci bir tavırla yaklaşıyor. Uzman görüşlerine göre bulut tohumlama teknolojisi sanıldığı gibi sıfırdan yağmur yaratma gücüne sahip değil; bu yöntem yalnızca gökyüzünde halihazırda var olan uygun bulutların verimini bir miktar artırabiliyor. Dolayısıyla kuraklık dönemlerinde tohumlanacak uygun bulut yapısı oluşmadığı için bu teknolojinin mucizevi bir çözüm sunması mümkün görünmüyor. Meteorologlar, yağmur hırsızlığı veya bir ülkenin tüm bölgenin havasını tek başına kontrol etmesi gibi iddiaları bilimsel bir hurafe olarak nitelendiriyor. Hava hareketlerinin devasa ve küresel dinamiklere sahip olduğunu belirten uzmanlar, Türkiye ve çevresine gelen yağış sistemlerinin genellikle batıdan, yani Atlas Okyanusu üzerinden taşındığını vurguluyor. Bu durum, bölgenin doğusunda veya güneydoğusunda yer alan ülkelerin meteorolojik sistemleri tamamen kendi lehine çevirmesinin fizik kurallarıyla çeliştiğini gösteriyor. Bahsi geçen sıcaklık düşüşleri ve artan yağışlar, bilim insanlarına göre bir "iklim savaşı" değil, büyük ölçekli atmosferik basınç sistemlerinin doğal bir sonucu olarak açıklanıyor.
DİPLOMATİK GÖVDE GÖSTERİSİ
Geçtiğimiz yıl yaşanan kuraklığın nedeni, yağışlı havanın bölgeye girmesini engelleyen yüksek basınç bloklarıyken; bu yıl bu sistemlerin zayıflamasıyla birlikte doğal bir yağışlı döngüye girildiği ifade ediliyor. Analistler ise bu tür sıra dışı iddiaların genellikle bilimsel veriden ziyade siyasi bir retorik olarak kullanıldığına dikkat çekiyor. Su kaynaklarının yönetimi veya iklim krizinin yarattığı zorluklar karşısında, yaşanan hava olaylarını "dış güçlerin iklim müdahalesi" olarak sunmanın, diplomatik bir gövde gösterisi veya iç kamuoyuna yönelik bir anlatı oluşturma çabası olduğu değerlendiriliyor. Sonuç olarak bilim insanları, yaşanan bereketli yağışların teknolojik bir saldırının değil, doğanın kendi döngüsünün bir parçası olduğunda birleşiyor. Meteoroloji ve iklim uzmanları, konunun bilimsel gerçeklerle bağdaşmadığını vurgulayarak önemli açıklamalarda bulundu.

Prof. Dr. Mikdat Kadıoglu: Fizik kurallarına aykırı bir durum
PROF. Dr. Mikdat Kadıoğlu, bulut tohumlamanın sanıldığı gibi yoktan var edilen bir süreç olmadığını belirterek, bu yöntemin sadece mevcut bulutlardaki yağış verimini %10 ile %15 civarında artırabildiğini ifade ediyor. Kadıoğlu'na göre, bulutun olmadığı bir yerde yağmur yağdırmak mümkün olmadığı gibi, bir ülkenin bulutları kendi topraklarına hapsetmesi ya da "çalması" da atmosferik fizik kurallarına göre imkansız görünüyor.
Prof. Dr. Orhan Sen: Bilimsel gerçekligi engellememeli
FET yönetimi ve meteoroloji uzmanı Prof. Dr. Orhan Şen de konuya benzer bir perspektifle yaklaşıyor. Bölgesel iklim değişikliklerinin ve ani yağış geçişlerinin küresel ısınma ile değişen atmosferik döngülerden kaynaklandığını belirten Şen, bir ülkenin başka bir ülkenin yağmuruna el koymasının teknik olarak mümkün olmadığını dile getiriyor. Uzmanlar, yaşanan meteorolojik olayların siyasi gerilimlerin
bir parçası haline getirilmesinin bilimsel gerçeklerin önüne geçmemesi gerektiği konusunda hemfikir görünüyor.