Türk tarihi, bilinen kahramanlarımızın yanı sıra tarih kitaplarının tozlu sayfalarında kalmış bilinmeyen ya da çok az tanınan gizli kahramanlarla doludur. Tıpkı, Nene Hatun, Şerife Bacı, Nezahat Onbaşı, Kara Fatma, Halime Çavuş ve ismini sayamadığımız niceleri gibi... Öyle bir kadın ki, tüm servetini bir an bile düşünmeden Türk esirler için harcadı ve sefalet içinde öldü. Kimden mi bahsediyoruz? Adı ne yazık ki çok bilinmeyen gizli kahramanlarımızdan biri olan Meryem Atmaca'dan... Çoğunuzun bu ismi ilk kez duyduğunuzu tahmin edebiliyorum. Peki, kim bu Meryem Atmaca? Bu altın kapli Türk kadının gizemli hikâyesine Yeni Asır okuyucuları için ışık tuttuk.
"ESİRLERİN ANNESİ"
Meryem Atmaca, varlıklı bir din adamının kızı olarak dünyaya geldi. 1. Dünya Savaşı'nda Kafkas Cephesi'nde Ruslara esir düşen bin 800 Türk askerini kurtarmak için tüm serveti olan 10 bin altını hiç düşünmeden Çarlık Rusya'sına fidye olarak veren Meryem Atmaca hayatının geri kalan kısmını ise sefalet içinde geçirdi. Fedakâr Türk kadını Atmaca, tarihimizde gizli kalmış yerini ise "Esirlerin Annesi" olarak aldı.
VATANSEVER TÜRK KADINI
Çevresinde vatanseverliği ile bilinen Atmaca, babasından kendisine miras kalan 10 bin altın ile son derece rahat bir hayat sürüyordu. 1. Dünya Savaşı'nın en karanlık dönemlerinden biriydi. Türk askerleri emperyalist güçlere karşı birçok cephede aynı anda mücadele veriyordu. Sarıkamış'ta ise Osmanlı güçleri Rus kuvvetlerine karşı büyük zorluklar karşısında inanılmaz mücadele vermiş ancak soğuk, açlık, cephanenin yetersizliği gibi nedenlerden dolayı askerlerimizin çoğu şehit düşerken, birçoğu da Rus ordusuna esir düşmüştü. Esirler için, hayat son derece zordu. Onlara karşı, savaş kuralları çerçevesinde nasıl davranılacağı konusunda savaş öncesi bazı antlaşmalar yapıldıysa da Ruslar tarafından bu antlaşmalar göz ardı edildi.
ASKERLER ARAZİYE ATILIYORDU
Savaş meydanlarında esir düşen Türk askerlerinin yaşadıkları inanılmaz zorluklar ne yazık ki henüz Rusya'ya nakledilmeleri sırasında başlamıştı. Türk askerleri çok acı olmasına rağmen yolculuklarda hayvan taşımada kullanılan yük vagonlarıyla taşınıyordu. Vagonlarda inanılmaz kötü bir kesif koku ve pislik vardı. Sağlıksız şartlar salgın hastalıkları da tetikliyordu. Askerlerimizin çoğu bu sağlıksız şartlara dayanamayarak yolda öldü. Yaralı ve sağlıklı esirler ise bir arada tutuldu. Ancak bu askerler, Ermenilerin idare ve kontrolü altındaydı. Varış noktalarında vagonların kapısı açıldığına tam bir trajedi yaşandı. Her vagondan yaklaşık 10-15 civarında Türk askeri ölmüş olarak çıkarılıp, cansız bedenleri oracıkta açık araziye atılıyordu.
ÖLÜM KAMPLARI
Sibirya'da da, Türk esirlerin götürüldüğü Rus kamplarının da içler acısı hali ölüm vagonlardan aşağı kalır yanı yoktu. Ruslar, terk edilmiş olan fabrikaları kamplara çevirerek esirleri, insanların yaşamaları için elverişsiz olan bu ortamlarda tuttular. Kalabalık yüzünden, binlerce esirin tutulduğu kamplarda yatak, battaniye ve odun sıkıntısı daha da ağırlaştı. Yaşanan olumsuzluk Rusya'da çıkan 1917 yılındaki Bolşevik İhtilali'ne kadar sürdü. Bu dönemde Çarlık rejimi yıkıldı. Düzen iyiden iyiye sarsıldı. Esir kampları oldukça bakımsız bir hal aldı. Kamplara, yiyecek ve giyecek gönderme işi neredeyse tamamen sona erdi.
BEŞ PARASIZ KALDI
İşte, Meryem Atmaca adlı kahraman da tam bu zaman devreye girdi. Elinde babasından kalma 10 bin altını vardı. Bu çok büyük bir tutardı. Atmaca, kolay kolay belki de hiç kimsenin yapmayacağı bir fedakârlık gösterdi. Ruslarla sıkı bir pazarlığa tutuşarak zimmetinde bulunan altınları yani tüm varlığının tamamını fidye olarak onlara verdi ve esir askerlerimizi kurtardı. Atmaca, askerlerimizin sağ olarak kurtarıp, vatanlarına dönmelerini sağladı ancak kendisi peş parasız kaldı.

FAKİR BİRİ OLARAK ÖLDÜ
Ve yokluklar içinde geçen yıllar başladı... Askerlerimizi kurtarmak uğruna elindeki tüm varlığını harcayan Atmaca, hayatının sonraki döneminde ciddi maddi zorluklar yaşadı. Urmiye Konsolosu Yüzbaşı Ali Rıza Atmaca'nın eşi olan Meryem Hanım'a, ilerleyen yıllarda (1931 ve 1941 gibi yıllardaki Bakanlar Kurulu kararlarıyla) Cumhuriyet hükümeti tarafından Ankara Keçiören (Kalaba) civarında bir konut tahsis edildi ve yardım sağlandı. Aile daha sonra İstanbul'a yerleşti. Adını Türk tarihine altın harflerle yazdıran güzel yürekli kadın 1926 yılında son derece fakir biri olarak hayata gözlerini yumdu. Çevresinde yaşananlara kayıtsız kalabilecekken o tüm servetini gözünü kırpmadan esir Türk askerlerinin hayatı için harcadı... Meryem Atmaca gibi tarihimizde gizli kalmış tüm kahramanlarımızı saygı ve minnetle anıyorum.

