Almanya'da yürütülen ve Aging Cell dergisinde yayımlanan araştırma, hücresel yaşlanmaya ilişkin çarpıcı bulguları gündeme taşıdı. Yenidoğanlardan 101 yaşındaki bireylere kadar 15 farklı donörden alınan hücreleri inceleyen bilim insanları, yaşlanmanın hücreler üzerindeki etkilerini ve biyolojik gençleşme potansiyelini mercek altına aldı.

ALMANYA'DA DİKKAT ÇEKEN ARAŞTIRMA
Almanya'da bilim insanlarının gerçekleştirdiği yeni bir araştırma, hücresel yaşlanmanın anlaşılmasına yönelik dikkat çekici sonuçlar ortaya koydu. Aging Cell dergisinde yayımlanan çalışmada, yenidoğanlardan 101 yaşındaki kişilere kadar farklı yaş gruplarından toplam 15 donörden alınan hücreler incelendi. Araştırmacılar, kan hücresi öncüllerini doğrudan sinir kök hücrelerine dönüştürürken hücrelerin biyolojik yaşını yansıtan bazı göstergelerin zamanla belirgin biçimde gerilediğini gözlemledi. Bulgular, yaşlanmanın moleküler mekanizmalarının araştırılması ve nörodejeneratif hastalıklara yönelik yeni çalışmalar açısından umut verici bir kapı araladı.

KAN HÜCRELERİ DOĞRUDAN SİNİR KÖK HÜCRELERİNE DÖNÜŞTÜRÜLDÜ
Vücuttaki hücreler farklılaştıkça belirli görevleri yerine getirecek özellikler kazanıyor. Bilim insanları ise çeşitli yöntemlerle bir hücrenin kimliğini değiştirerek farklı hücre türleri elde edebiliyor. Geleneksel yöntemlerden birinde hücreler önce pluripotent kök hücre aşamasına döndürülüyor, ardından hedeflenen hücre türüne dönüştürülüyor. Yeni araştırmada ise bu ara aşama atlanarak daha doğrudan bir yöntem uygulandı.
Bonn Üniversitesi ve Üniversite Hastanesi bünyesinde yürütülen çalışmada, eritroid progenitör hücreleri (EPC) olarak adlandırılan kan hücresi öncülleri, indüklenmiş sinir kök hücrelerine (iNSC) dönüştürüldü. Bonn Üniversite Hastanesi Rekonstrüktif Nörobiyoloji Enstitüsü Direktörü Prof. Oliver Brüstle, yöntemin kan hücresi öncüllerinin doğrudan sinir kök hücrelerine dönüştürülmesine dayandığını belirtti.
Dönüşüm için hücrelere, genlerin çalışma biçimini düzenleyen iki transkripsiyon faktörünü taşıyan viral bir yöntem kullanıldı. DNA metilasyonu ölçümleri ve RNA dizileme analizleriyle hücrelerin genetik davranışları ve epigenetik yaşları takip edildi. Yaklaşık 12 gün içinde hücrelerin yeni kimliklerini göstermeye başladığı, kan hücrelerine özgü proteinlerin yerini sinir hücreleriyle ilişkili proteinlerin aldığı belirlendi.

HÜCRELERİN BİYOLOJİK YAŞI HAFTALAR İÇİNDE GERİLEDİ
Araştırmanın en dikkat çekici sonucu, dönüştürülen hücrelerin epigenetik yaşlarında görülen değişim oldu. Dönüşüm öncesinde hücrelerin epigenetik yaşları, alındıkları donörlerin kronolojik yaşlarıyla büyük ölçüde örtüşüyordu. Ancak sinir kök hücrelerine dönüştürüldükten sonra yaşlanmayla bağlantılı bazı epigenetik özelliklerin giderek azaldığı gözlendi.

Araştırmacılar, hücreleri 50 ila 100 gün boyunca takip ederek epigenetik yaş göstergelerindeki değişimleri inceledi. Bulgular, yaşla ilişkili epigenetik özelliklerin önemli bir bölümünün yaklaşık 50'nci gün civarında ortadan kalktığını ortaya koydu. Bazı ölçümlerde hücrelerin epigenetik yaşı, donörlerinin yaşının yaklaşık yüzde 5'ine kadar geriledi.
Çalışmada verilen dikkat çekici örneklerden birinde, yaklaşık 50 günlük süreçte hücrelerde 60 yıllık epigenetik yaşa karşılık gelen bir değişim hesaplandı. Başka bir ifadeyle hücreler laboratuvarda zaman geçirmelerine rağmen, biyolojik yaşlarını yansıtan bazı moleküler göstergeler bakımından daha genç bir profile yöneldi.