İLİŞKİLERİN dili her yıl biraz daha değişiyor. 2026'nın sözlüğüne ise 'ghostlighting' ve 'cookiejarring' girdi. Ama bu yeni kelimeler yalnızca birer tabir değil aksine kaybolan bir kişiyi, rafa kaldırılan yedek insanları ve ekran başında kendini yetersiz hisseden bir kuşağı anlatıyor. Uzmanlar da aynı noktaya işaret ediyor. Sorun gençlerin karakterinde değil, ilişkileri bir oyuna çeviren platformların yalan çemberinde.
İKİ KELİME, İKİ YENİ YARA
SON yıllarda flört dünyası, ilişkilerin bitiş ve sürdürülme biçimlerini tanımlayan yeni terimler üretiyor. Bir anda ortadan kaybolmak "ghosting", umut verip adım atmamak "breadcrumbing", aralıklı geri dönmek ise "zombieing" veya "haunting" olarak adlandırılıyor. Araştırmacılar, bu terimlerin benzer dinamiklerin farklı biçimleri olduğunu belirtiyor. Bu kavramların en yıpratıcılarından "ghostlighting", ghosting ile gaslighting'in birleşiminden oluşuyor. Kişi ortadan kaybolup günler veya haftalar sonra hiçbir şey olmamış gibi geri dönüyor; yaşananları inkâr ederek karşı tarafı abartmakla veya yanlış hatırlamakla suçluyor. Böylece kişi yalnızca terk edilmekle kalmıyor, yaşadıklarından da şüphe duymaya başlıyor. Klasik ghosting'de ise iletişim aniden kesiliyor, açıklama yapılmadığı için kişi ilişkiye dair bir kapanış yaşayamıyor. "Cookiejarring" ise birini ilişki kurma niyeti olmadan kenarda tutmak anlamına geliyor. Kurabiye kavanozundan adını alan bu flört biçiminde kişi, arada bir mesaj veya beğeni göndererek karşı tarafı umutlandırıyor ve hazırda bekletiyor.
DİNAMİKLER DEĞİŞİYOR
PEKİ bu 'yeni nesil' davranışlar neden bu kadar arttı? Cevabın önemli bir kısmı uygulamaların kendi tasarımında saklı. Flört uygulamaları artık klasik ilişki dinamiklerini baştan yazıyor. Kaydırma, beğeni, eşleşme gibi oyunlaştırılmış (gamified) unsurlar sosyal etkileşimin içine yerleştiriliyor. 31 kullanıcıyla yapılan bir çalışmada katılımcıların uygulama deneyimlerini bizzat bir oyuna benzettiği, cazip görünmek için stratejik davranışlar geliştirdiği görülüyor. Bu oyun tuzağı kullanıcıyı yalnızca daha çok zaman geçirmeye değil, psikolojik olarak da yıpranmaya itiyor. Gençlerle yapılan bir başka araştırma, 'aşırı kaydırma' davranışını (profillere zihinselde takılıp kalma ve bunu dürtüsel hâle getirme) mercek altına alıyor. 16-25 yaş arası 464 uygulama kullanıcısında bu hareket yukarı doğru sosyal karşılaştırma, yalnız kalma korkusu ve partner seçeneklerinde aşırı yüklenme ile bağlantılı bulunuyor ve bu, kullanıcı nasıl kaydırırsa kaydırsın geçerli oluyor. Kısacası yine durduk yere karakterden kaynaklanan sorun değil platformların özenti tasarımları.
SAVUNMA ARACI OLUYOR
BU yeni sözlüğün asıl faydası, karmaşık duygulara isim vermesi de olabilir. Genç Z'nin ilişki jargonunu inceleyen bir çalışma, 'situationship', 'ghosting' ve 'breadcrumbing' gibi terimlerin gençlerin romantizme yaklaşımını değiştirdiğini, bu tabirlerin daha akışkan ve daha az bağlayıcı ilişki biçimlerini yansıttığını, duygusal düzenleme ve mesafe koymayı kolaylaştırdığını ancak dijital flörtün baskısına karşı bir tepki olarak da ortaya çıktığını öne sürüyor. Yani kelimeler hem bir yarayı işaret ediyor hem de bir savunma aracı oluyor. Öte yandan, duygusal istikrar açısından bakıldığında durum daha karmaşık. Breadcrumbing ve benzeri davranışlara daha yatkın kişilerin 'bağlanma güvensizliği' ile ilişkili olduğu, yani meselenin bir uçtan diğerine bir güven ve bağlanma sorunu olduğu görülüyor. Bu da tartışmayı 'kötü niyetli insanlar' ekseninden çıkarıp, dijital ortamda güven kurmanın neden bu kadar zorlaştığı sorusuna taşıyor.

