• BUGÜNKÜ YENİ ASIR
  • Namaz Vakitleri
  • VavTv Canlı Yayın
Hızımızı degiştiren insanlar

AYSUN METE

Hızımızı degiştiren insanlar

Tüm yazıları
Giriş Tarihi: 15 Ağustos 2026

Belki de bazı insanlar hayatımıza bizi değiştirmek için değil, hızımızı ayarlamak için giriyor. Ben hızlı yaşayan biriyim. Hızlı düşünen, hızlı karar veren, hızlı hisseden... Hayatı hep biraz kovalamışım gibi. Sanki yetişmem gereken görünmez bir şey varmış da geç kalırsam her şeyi kaçıracakmışım gibi... Belki bu yüzden hep "hemen" yaşayan insanlardan oldum ben. Hemen çözülsün. Hemen olsun. Hemen konuşulsun. Hemen yaşansın... O ise tam tersim. Bir şey olacaksa olur diyenlerden. Hayatı sıkıştırmadan yaşayanlardan. Plan yapmadan da mutlu olabilenlerden... İlk başta bunun beni çıldırtacağını sanmıştım. Çünkü kontrol etmeyi seven insanlar için "oluruna bırakmak" bazen sorumsuzluk gibi görünür. Ama zamanla şunu fark ettim: Bazı insanlar kaosu susturarak değil, kaosa karışmayarak dengeliyor. Düşünsenize... Siz bir meseleyi büyütürken sakin kalabilen biri. Siz acele ederken sizi bekleyen... Siz fırtına olurken, o fırtınanın içine ikinci bir fırtına daha eklemeyen biri...

İKİ DÜŞÜN...
Herkese lazım. İnsan sevildiği kişinin yanında bazen ilk defa kendini dışarıdan görüyor. Eskiden ani parlamalarım olurdu benim. Düşünmeden konuşur, düşünmeden kırılırdım. Şimdi ise iki düşünüp bir konuşmayı öğreniyorum. Çünkü bir ilişkide haklı çıkmak değil, birbirini kırmadan kalabilmek daha önemliymiş. Sanırım aşk biraz da insanın hızını değiştiren şey. Çünkü bazı insanlar size hiçbir şey yapmadan da çok şey öğretir. Mesela dinlenmeyi... Hiçbir şey yapmamanın da "bir şey" olduğunu... Nefes almayı... Bir gün bana söylediği bir cümle uzun süre zihnimde kaldı. Ben yine gelecekten konuşuyordum. Şartların değişmesi gerektiğinden... Hayatın artık başka bir yere evrilmesi gerektiğinden... Planlardan, beklentilerden, "sonra ne olacak?"lardan... Bir anda durup bana şunu söyledi: "Ben senden bugüne kadar ne istedim, söyler misin?" Cevap veremedim. Sonra çocukça bir refleksle güldüm. "Sen erkeksin, ben kadınım," dedim. "Benim hep beklentilerim olacak. Hep bir şey isteyeceğim senden. Sen istemesen de isteyeceğim." Kırılmadı. Savunmaya geçmedi. Sadece sakin bir şekilde şunu söyledi: "İşte sorun değil. Dinliyorum." Sonra ekledi: "Ben seni bu şekilde seviyorum çünkü..." Bazı cümleler insanın içine yavaşça düşüyor. "Kaosla yaşamayı öğrendim ben," dedi. "Buna alıştım. Ama sen bunu yapamıyorsun." İşte o an anladım. Bazı insanlar sevgiyi yönetmeye çalışıyor, bazıları ise sevgiyi taşıyor. Ben sevgiyi biraz emek üzerinden okuyan taraftım. Düşünen, planlayan, çözmeye çalışan... Çünkü benim için sevmek biraz da sorumluluk almak demekti. Geleceği düşünmekti. Güvence istemekti. Kontrol etmekti belki de... Çünkü kontrol etmeyi seven insanlar için belirsizlik bazen sevgisizlik gibi hissediliyor. O ise sevgiyi başka türlü yaşıyordu. Alan açarak... Olduğum halime yer vererek... Beni düzeltmeye çalışmadan... Ve galiba insanın en zor öğrendiği şey şu: Hiçbir şey yapmadan da sevilebilmek. Çünkü bazılarımız sevgiyi hak edilmesi gereken bir şey sanarak büyüyor. Bu yüzden sürekli daha fazlasını yapmaya çalışıyoruz. Daha çok düşünmeye... Daha çok kontrol etmeye... Daha çok garanti istemeye... Oysa bazen karşımızdaki insan sadece şunu söylüyor: "Olduğun halin bana yetiyor." Ama bunu kabul etmek bile kolay değil. Biz ilişkilerde hep büyük değişimlerden bahsediyoruz ama asıl dönüşüm küçük yerlerde oluyor. Bir gün daha sakin cevap verdiğinizde... Bir tartışmada sesinizi yükseltmediğinizde... Karşınızdaki insanın huyunu değiştirmeye çalışmak yerine onu anlamaya başladığınızda... Belki de gerçek uyum aynı olmak değildir. Birbirinin eksik tarafına savaş açmadan yaklaşabilmektir. Daha önce kendime benzeyen insanlarla birlikte oldum. Ve garip bir şekilde en çok oralarda yoruldum. Çünkü iki ateş birbirini ısıtmıyor bazen; yakıyor. Şimdi anlıyorum ki ilişkilerde mesele benzerlik değilmiş. Mesele dengeymiş. Bir taraf sürekli ileri koşarken, diğerinin "Dur biraz," diyebilmesi... Bir taraf her şeyi oluruna bırakırken, diğerinin hayatı sahiplenebilmesi... O sabrın her şeyin anahtarı olduğuna inanıyor. Bekliyor. Akışına bırakıyor. Ben ise hayatı kaçırmaktan korkar gibi yaşayanlardanım. Bugünü de yarını da aynı anda tutmaya çalışanlardan... Belki de bu yüzden ben sürekli itiyorum hayatı. Daha fazlasını yapmaya çalışıyorum. Daha fazlasını çözmeye... Daha fazlasını yetiştirmeye... O ise bazen sadece duruyor. Ve bana ilk defa durmanın da bir seçim olduğunu gösteriyor.

İÇ SESİMİZ
Çünkü insan bazen sevdiği kişinin eksik tarafını tamamlamıyor. Kendi eksik kalan tarafını onun yanında keşfediyor. O benden plan yapmayı öğrendi belki. Ben ondan beklemeyi... O bana "Her şey hemen olmak zorunda değil" duygusunu öğretti. Ben ona bazı şeyler için çaba göstermenin kötü olmadığını... Belki de ilişkilerin en zor tarafı tam burada başlıyor. İki insanın farklı ailelerden, farklı sevgilerden, farklı korkulardan geliyor olması... Kimimiz sevgiyi mücadele sanarak büyüyor. Kimimiz sevgiyi huzur... Kimimiz bir şeyleri kontrol ederse kaybetmeyeceğini düşünüyor. Kimimiz ise sıktıkça kaybedileceğini... Bu yüzden insanlar ilişkilerde bazen birbirini değiştirmeye çalışıyor. Çünkü herkes kendi ihtiyacını merkeze koyuyor. Kendi doğrularını... Kendi sevgiyi yaşama biçimini... Ama aşk belki de tam burada bencillikten çıkıyor. Karşındaki insanın nefes alış şekline alan bırakabildiğin yerde... Çünkü sevmek bazen birini kendine benzetmek değil; onun sana benzemeyen tarafına da yer açabilmek. Ve sanırım ilişkilerin en güzel hali tam burada başlıyor. Kimsenin kimseyi değiştirmeye çalışmadığı yerde... Birbirinin hızını düşüren ama ışığını söndürmeyen insanların arasında... Çünkü bazı insanlar hayatımıza huzur getirmiyor sadece. Bize kendi iç sesimizi ilk defa duyuruyor. Ve insan bazen en büyük dönüşümü, kendisini değiştirmeye çalışmayan birinin yanında yaşıyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.