• BUGÜNKÜ YENİ ASIR
  • Namaz Vakitleri
  • VavTv Canlı Yayın
28 Şubat artıklarına tarihi dersler

BÜLENT ERANDAÇ

28 Şubat artıklarına tarihi dersler

Tüm yazıları
Giriş Tarihi: 26 Şubat 2026

Türk demokrasi tarihinin kara lekesi 28 Şubat postmodern darbenin üzerinden 30 yıl geçti. Ne yazık ki, 28 ŞUBAT'IN KARANLIK GÖLGESİ YENİDEN
HORTLATILMAK İSTENDİ. 28 Şubat artıkları "laiklik" maskesi altında milletin değerlerini hedef alan skandal bir bildiriye imza attılar.
Okullarda Ramazan coşkusundan rahatsız olan 28 şubat artıkları, yayınladıkları skandal bildiri ile adeta eski Türkiye'nin vesayet dolu günlerine duydukları özlemi dışa vurdu. 28 Şubat artıklarının yayınladığı sözde "laiklik bildirisi" karanlık zihniyetin ürünü olarak karşımıza çıkarken, küstah bildiri kamuoyunda geniş tepki ile karşılandı. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti grup toplantısında, Türkiye'nin toplumsal dönüşümünden rahatsız olanlara sert tepki gösterdi.
Erdoğan, eğitim alanındaki statükocu direnişe dikkat çekerek, "Eğitim öğretim alanında ülkemizde köşe başlarını tutmuş ideolojik çevrelerin her türlü değişime, yeniye ve yeniliğe ayak diremeleri meşhurdur" sözleriyle bu zihniyetin asıl niyetini deşifre etti.
Erdoğan, "Ramazandan bir gün önce, nesli tükenmekte olan bir kısım yobaz çıktı, o bayat 'Laiklik elden gidiyor' şarkısını söyleyenler, millete nefret kusan o malum bildirilerini yayınladı" dedi.

TARİHİ MÜCADELE
28 Şubat'ın o puslu ve karanlık günlerinde milletin büyük bir metanetle beklediğini hatırlatan Erdoğan, "Bütün arkadaşlarım hep birlikte oturur konuşurduk, defalarca yumruklarımızı sıkardık, dudaklarımızı ısırırdık, hep ya sabır derdik" ifadeleriyle, vesayet odaklarına karşı verilen tarihi mücadelesini aktardı. 28 Şubat 1997'de cuntacılar, "Demokrasiye balans ayarı yaptık" dediler. Bin yıl süreceğini iddia ettiler. Sincan'da yürütülen tanklar, demokrasiye aşık Aziz Milletimize kan kusturdu. Üniversite kapılarından başörtülü olduğu için geri çevrilen öğrencilere zulm ettiler. Başörtülü öğrenciler için ikna odaları kuruldu, fişlemeler yapıldı. Gazete manşetleri ile desteklenen "rejim tartışmaları" gün geçtikçe daha da artmıştı.
28 Şubat 1997'de Çankaya Köşkü o güne kadarki en uzun Milli Güvenlik Kurulu toplantısına ev sahipliği yaptı. Kuruldan 20 maddelik sert bildiri çıktı. Başbakan rahmetli Necmettin Erbakan karşı çıktığı bildiriyi baskılar sonucu 5 gün sonra imzaladı. Genel Kurmay Başkanlığı bünyesinde irticayla mücadele bahanesiyle "Batı Çalışma Grubu" kuruldu.
Genelkurmay'da verilen brifinglere yargı üyeleri, kamu yöneticileri ve gazeteciler davet edildi. "REFAHYOL hükümeti, laik cumhuriyet için tehdit" mesajları verildi. Demokratik yönetime müdahaleler sürerken Necmettin Erbakan, Başbakanlık'tan istifa etti.
Çalkantılı süreçte, Refah Partisi kapatıldı. Darbeye karşı duranlar Devlet Güvenlik Mahkemelerinde yargılandı. Firmalar kara listeye alındı. Dönemin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Erdoğan da okuduğu şiir nedeniyle hapis yattı.
"Demokrasiye balans ayarı" gerekçesiyle yapılan postmodern darbe iddia edildiği gibi bin yıl sürmedi. Hesapları tutmadı. Milli irade demokrasiye sahip çıktı.
Türkiye yeni bir siyasi iklime girdi. Yeni Türkiye'de 'vesayet odaklarına yer yok' dendi, 28 Şubat'ın o karanlık günleri hiç unutulmadan, vesayet odaklarıyla kararlılıkla mücadele edildi.
Başkan Erdoğan, tarihi dersler içeren konuşmasında şunları söyledi: "Bunların derdi laiklik değil, olmadı, bunların derdi bu toprakların kutsallarıyla, milli ve manevi değerleriyledir. Bu milletin ta kendisiyledir. Hayırdır çocuklarımızın namazı orucu öğrenecek olması sizi neden rahatsız ediyor?
Çocuklarımızın Ramazan süslemesi yapması sizi neden rahatsız ediyor? Çocuklarımızın hep bir ağızdan ilahiler söylemesi sizi neden rahatsız ediyor? Laiklik kavramının arkasına saklamaktan vazgeçin. Lafı dolandırmayı bırakıp dilinizin altındaki baklayı çıkarın. Rahatsız olan varsa gitsin bu vatanla aidiyetini tekrar sorgulasın."

TEKİN'E SAHİP ÇIKTI
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in Ramazan Genelgesi'ne destek veren Erdoğan, "Burada bir konunun üzerinde özellikle durmak istiyorum. Milli Eğitim Bakanlığımız, "Türkiye Yüzyılı Maarif Modelimiz" kapsamında "Maarif'in Kalbinde Ramazan" teması altında çeşitli etkinliklerin düzenlenmesi için 81 vilayetimize bir yazı gönderdi. Bu etkinlikler her şeyden önce gönüllülük esasına dayalı olarak yapılacaktır. İkinci olarak da bu etkinlikler, hiç şüphesiz anayasal dayanağı olan etkinliklerdir. Anayasamızın gerek başlangıç kısmında gerekse sonraki diğer maddelerinde her vatandaşın manevi varlığını geliştirme hakkı olduğu açıkça belirtilmiştir. Milli Eğitim Bakanlığımız da anayasanın kendisine yüklediği sorumluluk mucibince öğrencilerimizin milli ve manevi değerlerini güçlendirmek amacıyla tamamen gönüllülük esasına göre böyle güzel bir çalışmayı yapmıştır" ifadelerini kullandı. "Bu yıl ayrıca ülkenin her yerinde terennüm edilen ilahilerle coşkuyu, neşeyi ve manevi hazzı millet olarak hep birlikte yaşıyoruz" diyen Erdoğan konuşmasını şöyle sürdürdü: "Kâbe'de hacılar Hu der Allah ilahisini yediden yetmişe insanımızın diline ve inşallah kalbine nakşeden, ülkemizi o güzel ilahilerle tek ses, tek yürek hâline getiren bestecisinden icracısına kadar tüm kardeşlerime buradan tebriklerimi iletiyorum. Özellikle okul bahçelerinde yavrularımızın hep birlikte bu ilahilere eşlik ettiklerini, hep bir ağızdan coşkuyla lafza-i celali seslendirdiklerini görmek bizi ziyadesiyle memnun etti, mesrur etti, gururlandırdı.
Bu fotoğraf gerçek Türkiye fotoğrafıdır. Bu fotoğraf bu toprakların fotoğrafıdır. Bu milletin fotoğrafıdır. Bu fotoğrafa vesile olan herkesten Allah'a gani gani razı olsun diyorum." BÜYÜK TÜRKİYE YÜRÜŞÜNDEN, ülkemizin ekonomik ve siyasi gücünden rahatsız olan odakların, içerdeki iş birlikçilerini kullanarak toplumun sinir uçlarıyla oynamaya teşebbüs edeceklerinden hiç şüphe duyulmamalıdır.
Yıllarca, yabancı istihbarat servislerinin birçok sivil toplum kuruluşlarını fonladığı unutulmamalıdır. Dün olduğu gibi, bugün de 21'inci yüzyılın kilit ülkesi Büyük Türkiye'yi durdurma hayali gören Haçlı-siyonistlerın fonladığı sivil örümcek ağları boş durmamaktadır. 28 şubat artıklarının unuttukları bir hakikat var: Bugün artık Aziz milletimiz ile devlet arasına örülmek istenen o görünmez duvarlar yıkıldı. Değişime kapalı, kibrinden ödün vermeyen bu arkaik zihniyete son noktayı Başkan Erdoğan koydu: "Halen vesayet dönemlerinin merceğinden bakan, değişime kapalı, dünyadan ve hayatın dinamiklerinden kopuk bu arkaik zihniyetin evlatlarımızın ufkunu karartmasına müsaade edemeyiz"

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.