• BUGÜNKÜ YENİ ASIR
  • Namaz Vakitleri
  • VavTv Canlı Yayın
Giriş Tarihi: 11 Ağustos 2026

Her sene 9 ağustos tarihinin kitapseverler günü olarak kutlandığını biliyor musunuz? Bunun için özel bir sözcük de var: Bibliofili ya da bibliofilizm. Yunanca kitap anlamına gelen biblos ile sevgi ve şevkati tanımlayan filia sözcüklerinden türetilmiş. Biblioman, Bibliokolik, sellülozopati, bibliyotafya, bibliyofagizm ve bibliyoklazm gibi bu konu ile ilgili türetilmiş olanları da okurlarımın araştırmalarına bırakıyorum! Kendimize dair bir gelecek hayal ettiğimizde, tehlikelerle dolu bilinmezliği ekarte edersek, herhalde herkesi mutlu bir duygu durumuna sokan şey benzersiz olanakların önümüze serildiği bir düşünce silsilesine yelken açmak olacaktır! İşte kitaplar bunu en iyi sağlayan aracılardır. Başka bir dünyaya sizi sürükler ve çoğunlukla da yazarın beyninde canlanan ekosistemin bir uzantısı olursunuz. Belki kitap sayfaları biter ama etkisi üzerinizde varlığını korur. Evet, bir zaman sonra kitabın ana konusu flulaşır, kahramanlar silikleşir ve olay örgüsü kafanızda yok olur, ancak hatırladıklarımız bile sizi siz yapan değerlere katkıda bulunur.

BİBLİOMANİ VE BİBLİOFİLİ
Boş vakitlerinde iş yerlerinde, toplu taşım araçlarında ve parklarda sürekli okuyan insanları görmek mutluluk verici bir gözlem. Oradaki kişinin popüler ya da en çok satanlar serisinin bir 'kitap kurdu' mu olduğunun ya da her okuduğunun özetlemesini yapan ve akademik bir makale analizine tabi tutan 'bibliofil'lerden mi olduğunun üzerinde fazla durmak gereksiz. Okumak insanı zenginleştirir. Ancak bunu bir saplantı haline getirmiş insanlar da var kuşkusuz. Tom Raabe'nin, Fulcrum Publishing Golden'de çıkan ve çevirisi Punçtum Dergi'de de yayımlanan 'Biblioholism: The Literary Addiction' isimli makalesinde, bu çılgın karakterlerden birisini anlatır: Fransız Koleksiyoncu Boulard. 18 yüzyılda yaşayan ve avukat olan bu şahıs, kendini kaybedercesine kitap satın alması ile ünlenmişti. Evinin bütün odaları kitap yığınları ile dolu olduğu gibi, aldığı kitapları depolamak için ayrıca altı ev daha satın almıştı. Kitap kütleleri, tavana kadar yükseliyormuş ve ortalıkta gezmek olası bir kitap travmasına yol açabilirmiş! Öldüğünde arkasında 800 bin cilt kadar kitap kalmış ve satışları beş yıl kadar sürmüş! Elbette, Boulard'ın bu kitapların hepsini okuduğunu düşünmüyoruz. Onunkisi bir bibliomani, yani hastalıklı bir tutku ile dış görünüş ve boyutlarını önemsedikleri kitapları görür görmez satın alıp istiflemek eylemini ifa etmekten başka bir şey değildi. Gerçek bibliofililer yani kitapseverler ise, bir kitabı satın alma öncesinde yazar ve konusunu araştırıp, onunla duygusal bağ kurarak kitabın içeriğine odaklanırlar. Bunlardan birisi de 1773 doğumlu İngiliz Richard Heber idi. O da Boulard gibi kitap toplasa da onun aksine kitaplarının çoğunu okuyordu ve mükemmel bir klasik eserler ve nadir dönemler İngiliz Edebiyatı koleksiyonuna sahip olmuştu. Heber, her kitabın üç nüshasını alırmış, nedenini de şöyle açıklarmış: Birisi sergilemek için, biri okumak için ve biri de ödünç alanlar için. Öldüğünde geriye kalan özetlenmiş, kategorize edilmiş 200 bin cilt kitabı, İngiltere, Fransa ve Hollanda'nın ilk kütüphanelerine öncülük etmiş.

TÜRKİYE VE DÜNYA
Zamanın ruhu ve gelişen teknoloji, kitap endüstrisini giderek metalaştırıp içeriklerini de digital platformlar üzerinden yayınlama durumuna getirmişse de, bu sene yayınlanan yeni başlıklı kitap sayısı 1 milyon 724 bin 281 olarak tespit edilmiş durumda. ABD 328 bin 259 ile lider, İngiltere 206 bin 000 ve Çin ise 189 bin 295 ile ABD'yi takip ediyo. Türkiye bu listeye 43 bin 100 sayısı ile giriyor. Bu elbette orijinal eser bağlamında ortaya çıkan kitap sayıları. Tüm basılı kitap ele alınırsa, Türkiye Yayıncılar Birliğinin 2025 yılı raporları referans alındığında 707 milyon adetlik bir kitap üretiminden bahsetmek gerek. Bu durumda geçen yıl kişi başına düşen kitap sayısı 8.2 olmuş ki, bu hiç fena bir istatistik değil. Yine aynı birliğe göre, 2025 yılında ISBN alan materyal sayısı da 100 bin 545 olarak gerçekleşmiş. Bu durum, Türkiye'yi yeni başlık yayınlama bakımından dünyada ilk sekiz içinde var olmasına yol açıyor.

DİJİTAL ÇAĞDA KİTAP
Dijital entegrasyon ve yapay zeka çağında bu durum sürdürülebilir mi, doğrusu kimse bilmiyor! Kitaplar, her zaman kültürün yapı taşları içinde en önemlilerinden olmuştur. Zaten anrtropoloji de kültürün nasıl inşa edildiği ve aktarıldığı konularında mutlaka kitap için ayrı başlıklar açar. Kitapların da, yazının keşfi ile ortaya çıktığını hatırlamakta yarar var. Önceleri yazının bizzat kendisi kutsal kabul ediliyordu. Eski kadim uygarlıklarda yazı ile tanrılarla iletişim kurulduğu bir dönem yaşandı. Piramitlerdeki hiyeroglifler, kutsal bir ritüel eşliğinde işlenir, sembolik gizemli etkileri olduğuna inanılırdı. Sonuçta yazı, mistik kökenleri ile bir metin halinde bir kitapta kümülatif hale geldiğinde, önemini yüzyıllarca korudu. Şimdi yapay zeka evreninde, on binlerce terabaytlık datalarda sanal bir ekosisteme hapsolacak gibi! Ne diyelim, henüz o çağları yaşamadan, kitaplara dokunalım ve okumaya devam edelim!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.