• BUGÜNKÜ YENİ ASIR
  • Namaz Vakitleri
  • VavTv Canlı Yayın
Türkiye’nin ‘Stratejik sabrı’

BÜLENT ERANDAÇ

Türkiye’nin ‘Stratejik sabrı’

Tüm yazıları
Giriş Tarihi: 15 Mart 2026

Türkiye'nin etrafı alev alev. Türkiye, coğrafyamızda derin yaralar açan savaşın tarafı değil ve çatışmanın içine çekilmemek için ihtiyatlı davranıyor. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan- Türk devlet aklı, bir taraftan, Türkiye'nin güvenliği için gereken her türlü tedbiri alıyor devlet kurumları teyakkuz halinde tüm gelişmeler an be an izleniyor, Cumhurbaşkanımız diğer taraftan da, ABD/İsrail'in İran'a saldırısıyla başlayan savaşın durdurulması için birçok devlet başkanı ile görüşüyor, diplomasi çabalarını gece gündüz sürdürüyor, verdiği stratejik mesajlarla barış sürecini yönlendiriyor. Türkiye'nin etkin diplomasisi sürerken, maalesef komşumuz İran'dan atılan Türk hava sahasına yönelik 3. füze geldi. 4 Mart'ta Hatay, 9 Mart'ta ise Gaziantep semalarında İran'dan ateşlenen füzeler düşürülmüştü. Balistik mühimmatla ilgili Cumhurbaşkanımız Erdoğan, İran Cumhurbaşkanı ile görüşmüş, Türkiye'nin tepkisi ve endişeleri iletilmişti. Cumhurbaşkanımız Erdoğan, stratejik sabır gösteriyor. Türkiye, iki kez, Tahran'ın kuzeydoğusundan, 3. füzenin de Tahran'ın batısından geldiğini belirledi. İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan, "Biz yapmadık. Gelin ortak komisyon kuralım, birlikte araştıralım" demesine rağmen 3. füze üzerinde dikkatle duruluyor. İran, "Biz yapmadık" dese de, 3. füzenin niteliği başka bir değerlendirmeye tabi tutulmayı gerektiriyor.

HARK ADASI VURULDU
Milli Savunma Bakanlığı'mızdan yapılan açıklamadaki, "Türkiye, milli güvenliğini sağlamak için gerekli caydırıcı güce sahiptir ve yeri geldiğinde kendi belirlediği şekilde mukabele/ yaptırım niteliğindeki tedbirler almaktan çekinmeyecektir" ifadelerine komşumuz İran'ın çok dikkatle bakmasında yarar var. Merkezden koptuğu söylenen mozaikçi kanatlara tedbirlerini tam olarak yerine getirmesinde İran'a dost olan Türkiye-İran ilişkilerine büyük faydası olacaktır. Türkiye'nin ihtiyatlı tavrı sınırsız tolerans anlamına gelmiyor. Türkiye'nin stratejik sabrının sonu asla unutulmamalıdır. Türkiye'nin vatan savunmasına gücü yeter. Kimseye ihtiyacı yoktur. 86 milyon aziz vatandaşımızın vatan sevgisi, birlik ve beraberliği en büyük gücümüzdür. Ayrıca, Türkiye'nin bir Nato üyesi olması da bir ayrı güvenlik özelliği taşımaktadır. Bu kritik süreçte, Cumhurbaşkanımız Erdoğan'ın yürüttüğü lider diplomasisiyle bölgedeki ateşin daha geniş bir alana yayılmasını önlemek için oynadığı rol, binlerce yıllık devlet tecrübesinin sonucudur. Erdoğan'ın şu sözleri stratejik mesaj özelliğindedir: "Bakınız, biz hükümet olarak ülkemizi savaşın içine çekmek isteyen tertip, tuzak ve tahriklere karşı çok dikkatli hareket ediyoruz. Olayların sadece görünen kısmına değil, asıl perdenin arkasında gizlenen kısmına odaklanıyor; hiçbir ihtimali, hiçbir senaryoyu dışlamıyor, her şeyi en ince detayına kadar tahlil ve tetkik ediyoruz." Kirli savaşın 15. günündeyiz. Trump, Pazartesi gününden bu yana savaşın bittiğini, biteceğini, İran'da vuracak hedef kalmadığını sık sık söylemeye başlamıştı. Bir arayış içinde bulunurken, siyonistevanjelistlerin, Trump'ın savaşı bitirmesini engellediği gözleniyor. Trump'ın, katilsoykırımcı Netanyahu/İsrail ile ABD derin devletine hakim CIA ve Pentagon siyonist-evanjelist kadrolar, Yahudi silah baronları ve ABD Yahudi lobisi tarafından kıskaca alındığı yoğun biçimde dillerde dolaşıyor. Özellikle de, Epstein rezaletleri üzerinden esir alındığı konuşuluyor. ABD Başkanı Trump'ın gözü karardı. Perşembe günü, "Savaşa bitti" diyen Trump, kirli savaşın 15. günü (Cumartesi) Fox News kanalına konuştu: "Onları daha da sert bir şekilde vuracağız" dedi. ABD ağır bombardıman uçakları bu savaşta ilk kez, B-1/ B-2/ B-52 sığınak delici bombalarla İran'ın başta Tahran 4 şehrini vurdular. Cumartesi günü, Abd ağır bombardıman uçakları, İran'ın enerji kalbi Hark Adası'nı bombaladı. Trump, İran'ın Hark Adası'nı hedef aldıklarını belirterek, (Centcom) Orta Doğu tarihinin en şiddetli hava saldırılarından birini gerçekleştirdi. İran'ın en değerlisi olan Hark Adası'ndaki tüm askeri hedeflerin tamamen yok edildiği, adadaki petrol altyapısına şimdilik saldırılmadığı açıklandı. Hürmüz Boğazı'ndan gemilerin serbest ve güvenli geçişine müdahale edilirse bu kararını yeniden değerlendireceğini kaydetti. Yaklaşık sekiz kilometre uzunluğundaki Hark Adası, İran kıyılarından 15 deniz mili açıkta. İran'ın ham petrol ihracatının yüzde 90'ı buradan geçiyor. Trump, çılgın kararlarından birini daha verdi. Pentagon'a, 5 bin deniz piyadesinden ve denizciden oluşan bir amfibi birlik gönderilmesi talimatını verdi. Takviye birlik haberleri Başkan Donald Trump'ın Hürmüz Boğazı'ndaki Hark Adası'nda bulunan tüm askeri hedefleri vurduklarını söylediği sırada geldi.

5 BİN KİŞİLİK TAKVİYE
Güney Kore'de konuşlu bir füze savunma sistemi de Umman'a gönderildi. ABD'nin yeni takviye birlikleri 5 bin deniz komandosundan oluşan bir amfibi savaş grubu ve bu gruptaki çeşitli savaş gemilerine dağıtılmış deniz piyadeleri keşif birliğinden oluşuyor. Bu takviye birliğin Japonya'da üslü USS Tripoli adlı amfibi saldırı gemisinin komutasında olacağı açıklandı. ABD amfibi birliğinin Umman Denizi'ne sevk edilmesi ne demek? Bu birliğin Hürmüz Boğazı girişindeki stratejik Hürmüz Adası'nı ve karşısında bulunan Bender Abbas Limanı çevresini işgal ederek, Hürmüz Boğazı'ndan geçişleri güvenlik altına almayı hedefliyor demektir. Washington yönetiminin Ortadoğu'ya daha çok sayıda deniz piyadesi ve savaş gemisi konuşlandırması ne demek? Takviye kuvvetlerinin bir amfibi savaş grubu ve bu gruptaki deniz piyadeleri keşif birliğinden oluşması, bir denizden karaya çıkarmayı işaret ediyor. 5 bin denizci ve çeşitli savaş gemilerine dağıtılmış deniz piyadeleri'nin Hürmüz Boğazı girişindeki Hürmüz Adası'na ve Bender Abbas Limanı civarını işgal edeceği öngörülüyor. Hürmüz Boğazı'nın İran tarafından kapatılması sonucu, dünya enerji krizi başlamıştı. Petrol fiyatlarının yükselişi Trump'ı da büyük sıkıntıya sokmuştu. Trump, ABD Donanması'nın ne zaman Hürmüz Boğazı'ndan geçmeye çalışan gemilere eşlik edileceği sorulduğunda "Yakında olacak" yanıtını veriyordu. Ancak Hürmüz'ü açamıyordu. Hürmüz işgali ile boğazın açılmasına Trump'ın ikna edildiği belirtiliyor. Bu kararın verilmesinde katil Netanyahu-İsrail, ABD silah baronları ve ABD Yahudi lobisinin ağırlıklı rolünün bulunduğu değerlendiriliyor. Sonuç: Trump'ın gözü karardı. Kirli savaş Hürmüz Boğazı'nın açılması ve Hark Adası'nın da kontrolüne kilitlenmiş durumda.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.