ABD/İsrail'in İran'a saldırmasıyla başlayan savaş, ikinci ayında ilginç senaryolarla değerlendirilmeye başlandı. Birinci Dünya Savaşı'ndan Fransa ile Osmanlı İmparatorluğu'nun kadim Orta Doğu topraklarını paylaşan, cetvellerle çizerek 22 yapay devlet çıkaran derin İngiltere, İran savaşında Amerika'ya yardımcı olmuyor. Bu durum ABD Başkanı Trump'ı çileden çıkarıyor; İngiltere Başbakanı Starmer'ı sertçe eleştiriyor. Orta Doğu'daki her olayın arkasında olan İngiltere manidar taktikler yürütürken, son günlerde Trump'ı derin İngiltere'nin sesi BBC, analizlere konu ediyor ve İran savaşının nerelere evrileceğini, Trump'ın yaşadığı ruh halini veriyor. İran savaşı üzerinden geçen bir ayda, bazı tarihi gerçekler Beyaz Saray'ın kapısında birikmeye başladı. Geçmişten ders çıkarılamaması, Trump'ı şimdi sert bir tercihle karşı karşıya bırakıyor. İran'la bir anlaşma sağlayamazsa ya kimseyi inandırmayacak bir zafer ilan etmeye çalışacak ya da savaşı tırmandıracak. Prusyalı askeri stratejist Helmuth von Moltke'nin sözleri de böylesi bir gerçeğin en eski halini hatırlatıyor: "Hiçbir plan, düşmanla ilk temasın ardından aynı kalmaz." Moltke bunu 1871'de Almanya'nın bir imparatorluk olarak birleştiği yıl yazmıştı. O birleşme, Avrupa'nın güvenliği açısından ne kadar belirleyici olduysa, bu savaş da Orta Doğu'nun güvenliği açısından o kadar önemli olabilir. Ama belki de Trump, Moltke'nin sözlerini değil; boksör Mike Tyson'ın şu modern yaklaşımını tercih ediyordur: "Herkesin bir planı vardır, ta ki yumruğu yiyinceye kadar."
İRAN'DAKİ DİRENÇ
Trump için beklenmeyen unsur, İran'daki rejimin direnci oldu. Görünüşe göre Trump, ABD ordusunun Ocak ayında Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ile eşi Cilia Flores'i yıldırım hızıyla yakalamasına benzer bir sonuç bekliyordu. Bu başarıyı İran'da da tekrarlamayı ummak, Venezuela ile İran arasındaki farkların hiç anlaşılmadığını gösteriyor. Ayetullah Ali Hamaney'in öldürülmesinin ardından, Tahran'daki rejim teslim olmak ya da diz çökmek bir yana, yönetmeye ve karşılık vermeye devam ediyor. Elindeki zayıf kartları iyi oynuyor. Buna karşılık Trump'tan gelen izlenim, süreci doğaçlama yürüttüğü yönünde. Kendinden önceki başkanlar gibi istihbarat ve stratejik analizleri inceleyerek değil, içgüdülerine göre hareket ediyor. Trump'a "İran savaşı ne zaman biter?" diye soruldu. "Uzun süreceğini düşünmüyorum" yanıtını verdi. Savaşı nasıl bitireceği sorulduğunda ise "Hissettiğim zaman... Kemiklerimde hissettiğimde" dedi. Kararlarını desteklemek ve hayata geçirmek için göreve getirilen dar bir danışman grubuna güveniyor. Görünüşe göre bu grupta, "iktidara karşı gerçeği söylemek" rolünü alan yok. İran rejimi sert, acımasız ve iyi organize olmuş bir rakip. Rejim bireylere değil kurumlara dayanıyor ve katı dini inançlar ile "şehadet" ideolojisiyle güçlendirilmiş durumda. Bu da liderlerin öldürülmesinin sarsıcı olsa da rejimin sonunu getirmediği anlamına geliyor. Trump savaşı genişleterek Körfez'deki Arap komşularını, onların topraklarındaki ABD üslerini ve İsrail'i hedef aldı; acıyı mümkün olduğunca geniş bir alana yaydı. İran'ın Hürmüz Boğazı'nı etkili biçimde kapatması, dünya petrol arzının yaklaşık yüzde 20'sini kesintiye uğrattı ve küresel finans piyasalarında büyük dalgalanmalara yol açtı. İran, dar bir coğrafi geçit olan Hürmüz Boğazı'nın pahalı askeri ittifaklardan daha etkili bir caydırıcı olabileceğini gösteriyor. İran yönetimi, dağlık iç bölgelerinden yüzlerce kilometre uzağa fırlatılabilen ucuz insansız hava araçlarıyla bu boğaz üzerindeki kontrolünü sürdürebiliyor. Müttefikler öldürülebilir, coğrafya ise değişmez. ABD, İsrail ve dünyanın geri kalanı, boğazın iki yakasındaki alanları ve daha geniş İran topraklarını ele geçirip işgal etmedikçe, İran rejiminin Hürmüz Boğazı'nda söz sahibi olmak isteyeceğini görüyor. Trump ve yakın çevresi, hızlı ve kolay bir zafer beklentisiyle bu aşamaları atlamış görünüyor. Yemen'deki Husileri de kapsıyor. Eğer Kızıldeniz'de gemilere saldırılarına yeniden başlarlarsa, Suudi Arabistan Asya'ya petrol ihracatında batı deniz yolunu kaybedebilir. Kızıldeniz'de de Hürmüz kadar kritik bir boğaz var: Babülmendep. Eğer Husiler burada ve daha güneyde saldırıları artırırsa, Süveyş Kanalı üzerinden Asya-Avrupa ticaret hattı kesilebilir. Bu da çok daha büyük bir küresel ekonomik krize yol açar. Babülmendep Boğazı: İran'ın kapatmakla tehdit ettiği ikinci kritik ticaret rotasıdır.
ASİMETRİK SAVAŞ
Bu savaş, daha küçük ve zayıf bir gücün daha büyük ve güçlü bir düşmana karşı nasıl savaşabileceğini gösteren klasik bir örneğe, stratejistlerin "asimetrik savaş" dediği türden bir çatışmaya dönüşüyor. Anlaşma olmazsa Trump'ın seçenekleri çok sınırlı. ABD'nin İran'ın askeri gücünü yok ettiğini söyleyerek zafer ilan edebilir ve Hürmüz'ün açılmasını kendi sorumluluğu olarak görmeyebilir. Bu ise küresel piyasalarda çöküşe ve Avrupa, Asya ve Körfez'deki zaten huzursuz müttefikleri arasında büyük rahatsızlığa yol açabilir. Daha olası seçenek, savaşın tırmandırılması. Körfez'e doğru ilerleyen 4 binden fazla ABD deniz piyadesi var. Hava indirme birlikleri hazır bekliyor. Ek takviyeler konuşuluyor. Kimse İran'ın geniş çaplı işgalinden söz etmiyor, ancak ABD'nin İran'ın ana petrol terminali olan Hark Adası gibi hedefleri ele geçirmeye çalışması mümkün. Bu, zorlu ve tehlikeli amfibi operasyonlar gerektirir. Bu durum İran'ın işine bile gelebilir. Çünkü İran, ABD'yi uzun sürecek bir yıpratma savaşına çekmek istiyor. İran, kendi dayanıklılığının Trump'ınkinden daha yüksek olduğunu düşünüyor. Trump gelinen noktada elindeki gücünün sınırlarında olduğunu görüyor. İran içinse zafer ve yenilginin tanımı Trump'tan farklı; onlar için iktidarda kalmak bile bir zafer. Sonuç: 1956'da İngiltere ve Fransa, İsrail'le birlikte Süveyş Kanalı'nı millileştiren Mısır lideri Abdülnasır'a karşı savaşa girdi. Bu kanal, bugün Hürmüz Boğazı'nın dünya ekonomisi için taşıdığı önem kadar dünya için önemli bir geçiş noktasıydı. Müttefikler o gün tüm askeri hedeflerine ulaştılar ancak ABD Başkanı Eisenhower'ın baskısıyla geri çekilmek zorunda kaldılar. Bu İngiltere için, Ortadoğu üzerindeki imparatorluk döneminden gelen gücü anlamında sonun başlangıcı oldu. Bugün Amerika Birleşik Devletleri, Çin'in yükselişiyle karşı karşıya. Dünyanın en güçlü ülkesi olma yarışının tarihi yazıldığında; Trump'ın kötü planlanmış İran savaşı, tıpkı İngilizler için Süveyş'te olduğu gibi, bir dönüm noktası, gerilemenin başladığı yer olarak görülebilir.
