• BUGÜNKÜ YENİ ASIR
  • Namaz Vakitleri
  • VavTv Canlı Yayın
Mekke Anlaşması’nın yankıları sürüyor

BÜLENT ERANDAÇ

Mekke Anlaşması’nın yankıları sürüyor

Tüm yazıları
Giriş Tarihi: 17 Ağustos 2026

Geçtiğimiz günlerde Başkan Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan'a giderek Mekke Anlaşması'na imza atmıştı. Bu anlaşmayla birlikte Türkiye'nin savunma sanayii gücü Suudi Arabistan'ın finansal ve ekonomik gücü, Pakistan'ın ise nükleer caydırıcılığı bir araya gelmiş oldu. Anlaşmanın yankıları dünyada da konuşulmaya devam ediyor.

Türkiye'nin öncülüğünde hayata geçirilen Mekke Savunma Anlaşması İslam dünyasının jeopolitik fay hatlarını yeniden şekillendiren ve bölgesel istikrarın merkezine oturan tarihi bir dönüm noktasında yeni gelişmeler var. Orta Doğu'daki güç boşlukları ve küresel vesayet savaşları karşısında Türkiye-Suudi Arabistan-Pakistan tarafından atılan bu stratejik imza, sadece askeri bir ortaklık değil, aynı zamanda coğrafyanın kendi kaderini tayin etme iradesi olduğu değerlendiriliyor. Başkan Erdoğan, Mekke Anlaşması'nın genişletilmesi için stratejik adımlarını sürdürüyor. İmza atılmasından sonrası Başkan Erdoğan, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın önceki gün Mısır'a gitmesi ve Mekke savunma anlaşması üzerınde görüşmeler yapmasını sağlaması dünyada dikkat çekti. Hakan Fidan, Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati ile görüştükten sonra, Mısır'ın ittifaka katılma konusu üzerinde çalıştığını belirtti, "Mısır bizim doğal ortağımız inşallah yakında resmi ortağımız da olur" açıklaması yapmıştı. Erdoğan, yeni bir hamle yaptı. Suriye ziyareti ve Mekke Savunma Anlaşması'nın genişlemesine yönelik Al Jazeera TV'ye açıklamalarda bulundu.

DÜNYAYA MESAJ VERDİ
Erdoğan, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması'na değindi. Erdoğan, "Mısır'ın katılımı anlaşmanın gelecekte genişletilmesine yönelik seçeneklerden biridir" dedi. Başkan Erdoğan söz konusu paktın, taraflardan herhangi birinin dışarıdan bir saldırıya maruz kalması halinde imzacı ülkelerin ortak adımlar atmasını öngördüğünü ve dünyaya mesaj verdiğini belirtti. Bölgedeki gelişmeleri değerlendiren Erdoğan, Hürmüz Boğazı'nın kapalı kalmasının sona erdirilmesinde Katar'ın arabuluculuk çabalarındaki rolüne dikkat çekti: Türkiye'nin Gazze'ye yönelik desteğinin süreceğini ve Filistin halkının yalnız bırakılmayacağını bildiren Erdoğan, "Hamas taahhütlerine iyi niyetle uyarken, İsrail savaşını sürdürüyor" şeklinde konuştu. Mekke Savunma Anlaşması, sadece bugünün krizlerini çözmekle kalmayıp, yarının çok kutuplu dünyasında Orta Doğu'yu bağımsız bir güç merkezine dönüştürme potansiyeli taşımaktadır. Anlaşma, askeri bir savunma mekanizması olmanın ötesinde, ekonomik ve lojistik entegrasyonu da beraberinde getiren yeni bir doktrini işaret etmektedir. Küresel aktörlere olan savunma bağımlılığı azaltma ve güvenlik sorunlarını dış müdahale olmadan yerelde çözme iradesini ifade ederken, ortak askeri komuta yapısı tehditlere karşı güçlü bir kalkan oluşturmaktadır. Ortadoğu ve Batı Asya jeopolitiği, Soğuk Savaş döneminden bu yana eşine az rastlanır, yerel dinamiklerin şekillendirdiği tarihi bir kırılma anına şahitlik ediyor. Geçtiğimiz günlerde Mekke'de Başkan Erdoğan, Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif'in imzalarıyla hayata geçen Mekke Ortak Savunma Anlaşması, bölgenin yeni koruyucu kalkanı olarak doğdu.

TÜRKİYE'DEN RASYONEL İŞBİRLİĞİ
Anlaşmanın mimarisini oluşturan üç temel sütun oldukça rasyonel bir işbirliğine işaret ediyor: Türkiye'nin askeri tecrübesi ve dinamik savunma sanayii, Suudi Arabistan'ın devasa finansal gücü ve Pakistan'ın nükleer caydırıcılığı. Anlaşmanın metninde de belirtildiği üzere, Mekke Paktı diğer bölge ülkelerinin katılımına tamamen açık bir mimariye sahip. Kuzey Afrika ve Körfez ülkelerinin yakın zamanda pakta dahil olması bekleniyor. Genişleme, Akdeniz'den Hint Okyanusu'na uzanan kesintisiz bir güvenlik hattı oluşturacağı öngörülüyor. Son dönemde bölgedeki enerji koridorlarını ve kritik altyapıları tehdit eden İHA ve füze krizleri göz önüne alındığında, pakta dahil olması en muhtemel ilk halka şüphesiz ki diğer Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkeleridir. Bölgesel güvenlik krizlerinden doğrudan etkilenen ve denge politikası güden Katar ve Kuveyt, hem Türkiye hem de Suudi Arabistan ile olan yakın ilişkileri sebebiyle paktın ilk genişleme dalgasında yer alması kuvvetle muhtemeldir. Orta vadede,Akdeniz ve Kızıldeniz güvenliğinin ayrılmaz bir parçası olan Mısır'ın, paktın askeri derinliğini artırmak adına masaya atılması söz konusu olacağı değerlendiriliyor. Mısır'ında üye olduğu önemli bir anlaşmanın yarınlar için kenara yazılmasında büyük yarar var. Akdeniz Kalkanı Harekâtı ve yakın zamanda gündeme gelen 14 ülkelik yeni deniz ittifakı, Orta Doğu ve çevresindeki deniz stratejilerini kapsayan iki önemli askeri işbirliği sürecini ifade etmektedir.

14 KOALİSYON ÜLKESİ
Gündemdeki 14 ülke, Suudi Arabistan öncülüğünde kurulan Çok Uluslu Deniz Savunma Koalisyonu ortaklarıdır. Üyeler şu şekilde: Türkiye, Suudi Arabistan, Mısır, Pakistan, Kuveyt, Bahreyn, Katar, Ürdün, Yemen, Sudan, Cibuti, Somali, Bangladeş ve Komor Adaları. Yol haritasında neler görünüyor? Daimî İttifak Sekreteryası ile Ortak Koordinasyon Merkezlerinin kurulması. Ortak Karargâh Yapılanması: Taraf ülkelerin genelkurmay ve dışişleri temsilcilerinden oluşan bir kriz ve operasyon merkezi faaliyete geçirilmesi, istihbarat paylaşımı, lojistik entegrasyon komitesinin kurulması ve kriz anında süratli karar alma mekanizmalarının yapılandırılması.

İSRAİL: ÜÇ ÜLKEDEN 1.4 MİLYONLUK ASKERİ GÜÇ
Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan'ın imzaladığı "Mekke Anlaşması" İsrail basınında geniş yankı buldu. Jerusalem Post, üç ülkenin oluşturduğu 1.4 milyon askerlik potansiyel güce dikkat çekerek yeni ittifakın Tel Aviv açısından ciddi stratejik zorluklar doğuracağını yazdı. Haberde, Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan'ın toplamda yaklaşık 1.4 milyon aktif askeri personel, 3 bin 400 savaş uçağı, 6 bin tank ve 340'tan fazla deniz unsuruna sahip olduğu belirtilerek, ortaya çıkan askeri kapasitenin büyüklüğü vurgulandı.

SONUÇ
Mekke Savunma Paktı, önümüzdeki dönemde bünyesine katacağı yeni Körfez ve Kuzey Afrika ülkeleriyle genişledikçe, sadece bir savunma anlaşması olarak kalmayacak, Doğu ile Batı arasındaki yeni jeopolitik dengenin en önemli ağırlık merkezi haline geleceği öngörülüyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.