• BUGÜNKÜ YENİ ASIR
  • İkindiye 23:55:00
  • BIST 78.384,78
    EURO 4,4760
    USD 3,8608
    GBP 3,8608
    CHF 3,8608
    JPY 3,8608
Merkez Bankası'nda görev değişimi CAHİT SÖNMEZ Merkez Bankası'nda görev değişimi cahit.sonmez@yeniasir.com.tr Tüm yazıları
Giriş Tarihi: 20.04.2011, 00:00
Beş yıldır görevini sürdüren Başkan Durmuş Yılmaz, sandalyesini yardımcısı Erdem Başçı'ya devretti dün itibariyle. Öncelikle, Durmuş Yılmaz'ı başarılı yönetiminden dolayı kutlayalım, Erdem Başçı'yı da yeni görevinde başarılar dileyelim. Durmuş Yılmaz, 2001 krizi sonrasında para ve kur politikalarında önemli yol kat etmiş, en önemlisi kanun değişikliği ile "bağımsız bir yapıya" kavuşmuş bir Merkez Bankası'nın direksiyonuna oturmuştu. İşte Merkez Bankası'nı o noktaya taşıyan dönemin başkanı Süreyya Serdengeçti'yi de bu arada unutmayalım.
2001 yılında Kemal Derviş'in ve dönemin hükümetinin verdiği kararla Merkez Bankası bağımsızlaştırıldı. Tabii, bağımsızlığın bir çerçevesi de çiziliyor. Para politikaları ve hedefleri siyasi otorite ile beraber belirleniyor, hedeflere ulaşmak için kullanılacak araçlar ise Merkez Bankası tarafından bağımsızca seçiliyor.
Aslında, Merkez Bankası'nın bağımsızlaştırılmasından öte 2001 yılında yapılan en hayati değişiklik Merkez Bankası'nın Hazine'ye artık "kısa vadeli avans" verememesiydi. Hatırlayacağınız gibi, değişiklikten önce, Hazine Merkez Bankası'ndan sanki arkadaşından borç alır gibi avans alırdı. Geri ödeme de yapmayınca Merkez Bankası para basma yoluna giderdi.

YAPISAL DÖNÜŞÜM
2001 krizi gerçekten Türkiye ekonomisi için bir milat oldu diyebiliriz. Birçok yapısal dönüşümler kriz sürecinde gerçekleştirildi. Merkez Bankası'nın enflasyonu makul seviyelere düşürmek için yapılan bu değişikliklere ek olarak maliye cephesinde de hayati değişimler oldu. İhraç edilecek "iç borçlanma senetleri" tutar olarak bütçe açıkları kadar olmalı, buna ek Hazine yüzde 5 ve bakanlar kurulu yüzde 15 üzerinde ihraç için yetkili idi. 2001 yılındaki yapısal dönüşüm çerçevesinde, bakanlar kurulu yetkisi yüzde 15'ten yüzde 5'e düşürüldü. Amaç, Hazine'nin yeteri oranda borçlanması ve sonuçta mali disiplinin sağlanması idi.

DEĞİŞİKLİK OLUR MU?
Bir taraftan Merkez Bankası "enflasyon hedeflemesi rejimi" ile, diğer taraftan Maliye bütçe disiplini ile Türkiye ekonomisinin yeniden ayağa kalkmasını sağladılar. Bugün enflasyonun ve faiz oranlarının tek hanelere ulaşmasının temel nedenleri 2001 yılındaki yapısal dönüşümlerdir.
Herkesin merak ettiği kritik soruya gelelim... Başkan değişimi ile Merkez Bankası'nın politikalarında bir değişim olur mu?
Detaylara geçmeden kısaca yanıtlayayım... Hayır, büyük olasılıkla olmaz. Bu yanıtımda Erdem Başçı'nın eski Başkan Durmuş Yılmaz'la uzun süredir çalışıyor ve onun yardımcısı olması gerekçelerinin yattığını düşünmeyin.
Merkez Bankası'nın politikalarında bir değişme olmaz. Çünkü, Merkez Bankası artık kurumsallaşmış bir kurum. Yani, çok alışık olduğumuz ve Türkiye'ye mahsus "kişi hegemonyasına" dayalı bir kurum değil. İkincisi, Merkez Bankası'nın uyguladığı para politikası rejimi "Doğrudan enflasyon hedeflemesi" rejimi. Oldukça katı bir rejim olduğundan "hesap verebilirlik" ve "şeffaflık" ilkeleri paralelinde para politikalarının uygulanması gerekiyor. Dolayısıyla, belli bir çerçevenin dışına çıkmak söz konusu değil bu rejimde.
Kur politikalarında bir değişim olur mu? Yanıtım yine hayır. Nedeni, ekonomide aynı anda iki çapanın uygulanamaması. Şu anda Merkez Bankası "kısa vadeli faizleri" ayarlıyor, kurları ise dalgalanmaya bırakıyor.
Sözün özü, Merkez Bankası'nın başkan değişimi ile bağımsızlığından taviz verecek bir uygulamanın geleceğini düşünmüyorum. Eğer, yeni başkan para politikalarında başarını olmak istiyorsa Merkez Bankası'nın "kredibilitesini" düşünmesi gerekiyor.


Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
GÜNÜN YAZARLARI
BİZE ULAŞIN