• BUGÜNKÜ YENİ ASIR
  • Namaz Vakitleri
  • VavTv Canlı Yayın
Avrupa’daki sorunlar Türkiye’yi etkiler mi?

CAHİT SÖNMEZ

Avrupa'daki sorunlar Türkiye'yi etkiler mi?

cahit.sonmez@yeniasir.com.tr Tüm yazıları
Giriş Tarihi: 22 Kasım 2011
Aslında yazının başlığı "Avrupa'nın borç salmalı içinde dibe vurması kaçınılmaz olarak Türkiye ekonomisini de olumsuz etkileyecek" olmalıydı. Uzun olduğu için sadeleştirmek zorunda kaldım. Şunu vurgulamaya çalışıyorum: Türkiye ekonomisi çok iyi durumda bu yüzden bizi etkilemez, sadece o da kısmen dış ticareti olumsuz etkiler gibi kanıya kapılmamızın doğru olmadığını düşünüyorum. Bu yüzden nasıl depremler için bina ve yapılar sağlamlaştırılıyorsa, ekonomimizin kırılganlık taşıyan unsurlarının biran önce ele alınmasını öneriyorum.
Önce Avrupa'daki sorunların boyutuna değinip, sonra etkilerini tartışalım...
Avrupa'da gün geçmesin ki, krizdeki ülkeler halkasına bir yenisi eklenmesin. Hani sözün bittiği yer denir ya, işte, bu hafta başında Almanya'nın da listeye girme olasılığının konuşulması bile krizin boyutunun ve kapsama alanının ne kadar büyük olduğunun bir göstergesidir. 12 Alman bankasının kredi notunun düşürülmesi Almanya'yı da tehlike sınırına doğru kaydırdı. Tabii, örnek bir sanayi ülkesi olduğu ve gerçek üretim yaptığı için biraz içimize su serpilmiyor değil.

DOĞRUDAN ETKİ

Yine bu hafta içinde gündeme bir kez daha gelen ülke İspanya oldu. İspanya hazinesi yüzde 7'lerde zorlu bir ihraç yapabildi. İkincil piyasada 10 yıllık İspanya hazine kağıtlarının yüzde 6.43 seviyesinde işlem gördüğü bir ortamda üstelik. İspanya bu yıl yüzde 0.8 büyüyebilecek. İşsizlik oranında ise yüzde 22.6 ile Avrupa'nın zirvesinde.
Yunanistan ve İtalya'nın durumları malum. Bir süredir detaylı olarak değinmiştim İtalya ve Yunanistan'ın yüzde 120'leri aşan borç yükünün altından nasıl kaldıklarını. Dolayısıyla, euro bölgesine genel bir bakış yapalım.
Euro bölgesi bu yıl yüzde 1.6 büyüme oranını zorlanarak yakalayabilecek. Gelecek yılı hiç sormayın. Bölge için 2012 yılı büyüme tahmini ne yazık ki, yüzde 0.4 seviyesinde kalıyor. Yani stagnation olarak tanımladığımız kısmi durgunluk içine girme olasılığı yüksek görünüyor. Bu kadar düşük büyümeye karşın enflasyon oranı yüzde 3'lerde. Euro bölgesi işsizlik oranı ise yüzde 10.2 düzeyine kadar tırmandı.
Dolayısıyla, "euro bölgesi" sorunları güçlü domino etkisi sonucu diğer bazı ülkelerin ekonomileri de olumsuz etkilenecek. Bu ülkelerden birisi de Türkiye. En büyük dış ticaret partnerimizin euro bölgesi olması nedenlerden bir tanesi. Sadece Almanya, Fransa ve İspanya'ya yaptığımız ihracat toplam ihracatın yüzde 20'sini aşıyor. İthalatta da Avrupa ağırlıklı bölge konumunda. 27 AB ülkesinden yaptığımız ithalat yüzde 39, diğerlerini de kattığımızda toplam Avrupa yüzde 61'e çıkıyor. Bir ekleme yapalım olumsuzluk faktörünü olumlu etkileyecek. Gerek üretim gerekse miktar açısından esnek ihracat sektörümüz olduğundan, miktarsal azalmalarda kendini çabuk adapte edip talebi karşılayabilir.

KIRILGANLIKLAR

Bankacılık sektörü hem aktif kalitesi hem de sermaye yeterliliği açısından sağlam. Avrupa'nın sorunlarından en az etkilenecek sektördür diyebiliriz. Ancak bazı bankaların doğrudan Avrupa menşeli olması, bazılarının Avrupalı ortağı olması olumsuz unsurlar. Yapı Kredi'nin İtalyan, Garanti Bankası'nın ise İspanyol ortağı var. Asıl sorun Türkiye ekonomisinin kırılgan olduğu noktalarda. Malum, cari açığımız. Gelişmiş ülkelerde derinleşen kriz, cari açığın finansmanını zorlaştıracak. 70 milyar dolar açık bugüne kadar sıcak parayla finanse edilebildi. Bundan sonrada öyle olacak.
İkinci sorun büyümenin iç dinamiklerinde yatıyor. İç talep kaynaklı büyüme üstelik yüksek kredi hacmi ile büyüme de kırılganlık yaratıyor Türkiye ekonomisi açısından. Eğer yeterli büyüme hızına ulaşamazsak işsizlik oranı hızla yükselecek. Aynı zamanda bütçe gelirleri belirgin bir şekilde gerileyecek.
Sözün özü, kırılganlığın yaratacağı dolaylı etkiler, doğrudan etkilerden daha ağır olabilir. Uygun iklim varken kırılgan olduğumuz noktalar rakamların büyüsüne kapılmadan "yapısal reformlarla" çözülse iyi olmaz mıydı?


Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.