Diğer ülkelerde dolar ulusal paralar karşısında değer kazanırken fazla panik yaratmıyor. Ancak, bizde hemen bir panik havası esiyor ve daha yükselecekmiş fısıltıları kulaktan kulağa geçmeye başlıyor. Çünkü, bu konudaki sabıka dosyamız oldukça kabarık. Özellikle, 94 ve 2001 krizlerinde çok canlar yanmıştı. Bu günlerde yine yükselişte dolar. Birkaç aydır bir türlü tansiyonu düşmüyor. Peki, kur nereye kadar yükselecek? Bizim meraklı yazarların dediği gibi 2 TL olur mu 1 dolar?
YOL HARİTASI
Kurlarla ilgili daha önceki yazılarımda, hatırlarsanız, 2011 yılındaki kur artışı hareketini iki farklı kaynağa bağlamış, Ekime kadar ki kur artışının Türkiye'ye mahsus, son aylardaki yükselişin ise küresel bir hareket olduğunun altını çizmiştim. Gerek dövizin ilk TL karşısında ivmelendiği gerekse Ağustos ayındaki hareket kontrollü kur artışları idi. Baskılanamayan cari açık için en kolay yol ulusal paranın değer yitirmesi ve bunun sonucunda ihraç mallarının dolar cinsinden fiyatlarının aşağı gelerek ihracatçıların rekabet güçlerinin artırılmasıdır. Zaten bu mesaj yıllardır dış ticaretin bağlı olduğu bakanlardan geliyordu. Üstelik bazen Merkez Bankası'na yönelik eleştirilerin ölçüsünü kaçırarak. TL çok değerli, bu yüzden ihracatçılarımız rekabet edemiyor, bırakın kurlar yükselsin.
Bu hafta ortasında Merkez Bankası yeni yıla yönelik para ve kur politikaları yol haritasını açıkladı. Beklediğimiz gibi kur hedefi koymadı ve dalgalı kur politikası uygulayacağını açıkladı. Yol haritasından Merkez Bankası'nın kurlara karşı bugüne kadar kullandığı araçları ve kısmen ölçülerini kestirebildik. Yani, 2012'de de benzer bir kur hareketine karşı 1 milyar 350 milyon dolarlık satış ihalelerini de göz önünde bulundurularak kısmen aktif bir Merkez Bankası bekliyorduk. Ta ki, Başkan Başçı'nın dün yaptığı açıklamaya kadar. Yabancıların dolar talebi yok, talep yerli yatırımcılardan geliyor. Aynı zamanda, TL euro karşısında sağlam duruyor ama dolarla yarışamıyor."
Tamam onu biz de biliyoruz. Her ülke dolar sen büyüksün diyor zaten. Sadede gelin Merkez Bankası... Başkan sadede geliyor, "Bu yüzden dolar satış miktarını düşüreceğiz. 50 milyon dolar günlük olabilir."
Bunu diyen sen misin dedi piyasalar resmen ve dolar tüm zamanların en yüksek seviyesi 1.92'leri gördü. Ben yazımı kaleme alırken şu sıralarda 1.9150 idi.
Dolara karşı bir şey yapamayacağını düşünen, ya da futbolcuların güçlü rakip karşısında maça çıkmadan önce "rakip çok güçlü haddimizi bilerek oynayacağız" açıklaması gibi, "ürkek" davranmaya çalışan bir Merkez Bankası açıkçası beni biraz endişelendirdi. TL politikalarında son aylardaki çelişkileri ile uğradığı kredibilite sorununa bir de döviz cephesini ekliyor bugünlerde.
TL VE DİĞERLERİ
Merkez Bankası'nın kendi hazırladığı grafik var web sitesinde. 11 Kasım 2010'da 1 dolar 1 TL ve 1 gelişmekte olan ülke para (GOÜ) sepetine eşitlenmiş. Bu arada sepet, Brezilya, Şili, Çek Cumhuriyeti, Macaristan, Meksika, Polonya, Güney Afrika, Endonezya, Güney Kore ve Kolombiya paralarından oluşuyor. Eylül ortasına kadar gelinen 10 ayda TL dolar karşısında yüzde 25 civarında değer yitirirken, GOÜ yaklaşık yüzde 15 değer kazanmış. Doların küresel düzeyde atağa geçmesiyle bizdeki kayıp yüzde 30'u aşmış, buna karşın GOÜ'deki kayıp sadece yüzde 8'lerde kalmış.
Dolarla bu ülkelerin hiçbiri yarışamaz ve bizim gibi onların da büyük kısmı enerji ithal ediyor. İşte, ayrışmanın en temel nedeni su üstüne çıkıyor bu vesile ile; yüksek cari açık riski. Tabii, aynı zamanda, büyüyelim de gerisini boş ver yaklaşımı da izlemediler, krizden çıktıktan sonra bu yıl ekonomilerini soğuttular. Halen de işsizlik oranları bizden daha düşük.
Sonuç olarak, dolar yukarı yönlü hareketini sürdürebilir. Psikolojik savaşı andıran bu mücadelede Merkez Bankası pasif olsa bile "poker yüz" politikası ile yerlilerin dolar ikamesini engelleyebilir. Yeni yılda görüşme dileği ile, sağlıklı ve mutlu yıllar...
