2012 yılı üçüncü çeyrek büyüme rakamı ve Ekim ayı "Sanayi Üretim Endeksi" Merkez Bankası kontrolündeki inişin çokta yumuşak olmayacağını gösteriyor.
Büyüme rakamları ile başlayalım...
TÜİK verilerine göre yılın 3. çeyreğinde büyüme hızı ancak yüzde 1.6 seviyesine ulaşabildi. Oysa birinci çeyrekte yüzde 3.6, ikinci çeyrekte yüzde 3 büyüme hızları yakalanmış, kalan çeyreklerde yine 3'ler ya da 3'lere yakın büyüme hızları ile yüzde 3'ün üzerinde bir büyüme hızı hedefleniyordu. Orta vadeli programdaki öngörü yüzde 3.2 idi. Son gelen veri sonrası ilk 9 aylık büyüme hızı yüzde 2.6 düzeyinde gerçekleşti.
ÖZEL KESİM KAYNAKLI
Satır aralarında ilginç detaylar var,
- Merkez Bankası'nın da altını çizdiği gibi ihracatın büyüme üzerindeki payı yükselmiş. Geçen yıl yüzde 23.6 seviyesinde iken bu yılın ilk 3 çeyreğinde ihracatın katkısı yüzde 26'ya kadar çıkmış. İç ve dış talep dengelenmesi Türkiye ekonomisi için hayati önem taşıyor. Çünkü, iç talep kaynaklı büyüme cari açığa yukarı yönlü baskı oluşturuyor. Eğer, ileri yıllarda büyüme hızı makul seviyelere çıktığında dış talebe yönelik denge korunabilirse cari açıkta sorun yaratmayacak düzeyde kalabilir. Bu yüzden gelecek yıl kritik olacak.
| İniş, Merkez Bankası'nın beklediği gibi yumuşak değil sert oluyor. Bu yıl yüzde 3 büyürsek iyidir |
- İhracata karşın ithalat vergisinin payı ne yazık ki yerinde sayıyor. 2011 yılında gerçekleşen yüksek büyüme hızında ithalatın harcamalar yaklaşımına göre payı yüzde 28.6 iken bu yıl yüzde 27.2'ye gelmiş. Bir yerde kayda değer bir değişimin olmadığını söyleyebiliriz. Kısacası, halen ithalatın Türkiye ekonomisi üzerindeki ağırlığı devam ediyor. Yapısal reformlar tamamlanmadan da değişmez bu gerçek.
GAYRİMENKUL LİDER!
- Büyüme uzun süreden bu yana olduğu gibi ağırlıklı olarak özel sektör kaynaklı gerçekleşiyor. Kamunun harcamalarının büyüme üzerindeki katkısı yüzde 4'ün altında kalıyor.
- Sektörel bazda büyüme rakamlarını değerlendirdiğimizde, üçüncü çeyrekte en fazla büyüyen sektörün yüzde 6.7 ile gayrimenkul ve kiralama olduğunu gözlemliyoruz. İkinci sırada elektrik, gaz, buhar ve sıcak su üretimi geliyor yüzde 6.2 ile. Tarım sektörü düşük büyümeye rağmen bu yıl payını geçen yıla göre yinede yükselmiş, yüzde 9.2.
Büyümenin öncü göstergelerinden "Sanayi Üretim Endeksi" Ekim ayında da inişine devam etmiş. Geçen yılın aynı dönemine göre düşüş oranı yüzde 5.7 seviyesinde. Ana sektörlerden imalat sanayi yüzde 5.9 ile en fazla kan kaybeden sektör olmuş.
Yazımı kaleme alırken mali piyasaların durumuna göz attım. Beklentilerin altında gerçekleşen büyümeye rağmen İMKB yukarı yönlü hareketinden hiç ödün vermedi. 77 bine doğru yol alıyordu. Her şeye rağmen yukarı yönlü hareket sürünce "80 bini ya da 80 binin üzerini görür mü?" sorusu geldi akıllara. Piyasa falcıları yeni yılda da üç vakte kadar kar gördüklerini söyledikten sonra... Niye görmesin ki?
