• BUGÜNKÜ YENİ ASIR
  • Namaz Vakitleri
  • VavTv Canlı Yayın
Büyüme iyice hız kesti

CAHİT SÖNMEZ

Büyüme iyice hız kesti

cahit.sonmez@yeniasir.com.tr Tüm yazıları
Giriş Tarihi: 10 Aralık 2012
Geçen yıl gelen rekor büyüme sonrası ekonomi yönetimi enflasyonist baskıyı göz önünde bulundurarak bu yıl zorunlu iniş gerçekleştirmek istiyor. Eski Başkan Yılmaz tren örneği verir "Tünelin ucunda ışık göründü ama karşı yönden gelen başka bir tren olabilir" derdi. Başkan Başçı, yolculuğa uçak ile başlayıp sonra otomobile geçti. "Uçağı başarı ile indirdik" açıklamasının ardından otomobile geçip hafif ayak frende gitti, ardından frenden çekip gaza bastı. Tüm bunlar geçen yıl yüzde 8.5 ile Çin'den sonra ikinci en yüksek büyüme hızına yönelik yapılıyor.
2012 yılı üçüncü çeyrek büyüme rakamı ve Ekim ayı "Sanayi Üretim Endeksi" Merkez Bankası kontrolündeki inişin çokta yumuşak olmayacağını gösteriyor.
Büyüme rakamları ile başlayalım...
TÜİK verilerine göre yılın 3. çeyreğinde büyüme hızı ancak yüzde 1.6 seviyesine ulaşabildi. Oysa birinci çeyrekte yüzde 3.6, ikinci çeyrekte yüzde 3 büyüme hızları yakalanmış, kalan çeyreklerde yine 3'ler ya da 3'lere yakın büyüme hızları ile yüzde 3'ün üzerinde bir büyüme hızı hedefleniyordu. Orta vadeli programdaki öngörü yüzde 3.2 idi. Son gelen veri sonrası ilk 9 aylık büyüme hızı yüzde 2.6 düzeyinde gerçekleşti.

ÖZEL KESİM KAYNAKLI
Satır aralarında ilginç detaylar var,
- Merkez Bankası'nın da altını çizdiği gibi ihracatın büyüme üzerindeki payı yükselmiş. Geçen yıl yüzde 23.6 seviyesinde iken bu yılın ilk 3 çeyreğinde ihracatın katkısı yüzde 26'ya kadar çıkmış. İç ve dış talep dengelenmesi Türkiye ekonomisi için hayati önem taşıyor. Çünkü, iç talep kaynaklı büyüme cari açığa yukarı yönlü baskı oluşturuyor. Eğer, ileri yıllarda büyüme hızı makul seviyelere çıktığında dış talebe yönelik denge korunabilirse cari açıkta sorun yaratmayacak düzeyde kalabilir. Bu yüzden gelecek yıl kritik olacak.
İniş, Merkez Bankası'nın beklediği gibi yumuşak değil sert oluyor. Bu yıl yüzde 3 büyürsek iyidir
- Dış talepteki düzelme oldukça sınırlı düzeyde kaldığından iç talebin ezici ağırlığı sürüyor. Türkiye'de yerleşik hane halkının yaptığı harcamalar yaklaşık yüzde 70'lere yakın etki yapıyor.
- İhracata karşın ithalat vergisinin payı ne yazık ki yerinde sayıyor. 2011 yılında gerçekleşen yüksek büyüme hızında ithalatın harcamalar yaklaşımına göre payı yüzde 28.6 iken bu yıl yüzde 27.2'ye gelmiş. Bir yerde kayda değer bir değişimin olmadığını söyleyebiliriz. Kısacası, halen ithalatın Türkiye ekonomisi üzerindeki ağırlığı devam ediyor. Yapısal reformlar tamamlanmadan da değişmez bu gerçek.

GAYRİMENKUL LİDER!
- Büyüme uzun süreden bu yana olduğu gibi ağırlıklı olarak özel sektör kaynaklı gerçekleşiyor. Kamunun harcamalarının büyüme üzerindeki katkısı yüzde 4'ün altında kalıyor.
- Sektörel bazda büyüme rakamlarını değerlendirdiğimizde, üçüncü çeyrekte en fazla büyüyen sektörün yüzde 6.7 ile gayrimenkul ve kiralama olduğunu gözlemliyoruz. İkinci sırada elektrik, gaz, buhar ve sıcak su üretimi geliyor yüzde 6.2 ile. Tarım sektörü düşük büyümeye rağmen bu yıl payını geçen yıla göre yinede yükselmiş, yüzde 9.2.
Büyümenin öncü göstergelerinden "Sanayi Üretim Endeksi" Ekim ayında da inişine devam etmiş. Geçen yılın aynı dönemine göre düşüş oranı yüzde 5.7 seviyesinde. Ana sektörlerden imalat sanayi yüzde 5.9 ile en fazla kan kaybeden sektör olmuş.
Yazımı kaleme alırken mali piyasaların durumuna göz attım. Beklentilerin altında gerçekleşen büyümeye rağmen İMKB yukarı yönlü hareketinden hiç ödün vermedi. 77 bine doğru yol alıyordu. Her şeye rağmen yukarı yönlü hareket sürünce "80 bini ya da 80 binin üzerini görür mü?" sorusu geldi akıllara. Piyasa falcıları yeni yılda da üç vakte kadar kar gördüklerini söyledikten sonra... Niye görmesin ki?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.