• BUGÜNKÜ YENİ ASIR
  • İkindiye 23:55:00
  • BIST 78.384,78
    EURO 4,4760
    USD 3,8608
    GBP 3,8608
    CHF 3,8608
    JPY 3,8608
Enflasyon verileri sonrası faizler ne olur? CAHİT SÖNMEZ Enflasyon verileri sonrası faizler ne olur? cahit.sonmez@yeniasir.com.tr Tüm yazıları
Giriş Tarihi: 06.03.2021, 00:00

Türkiye İstatistik Kurumu'na (TÜİK) göre Şubat ayında hem Tüketici Fiyat Endeksinde hem de Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksinde hafif bir artış olmuş. Geçen ay TÜFE yüzde 0,91, YİÜFE yüzde 1,22 yukarı çıkmış. Aslında bu yükselişin sürpriz olmadığını, beklentilerle uyumlu olduğunu söyleyebiliriz. Merkez Bankası da benzer şekilde kredi genişlemesinin birikimli etkisinin enflasyon üzerindeki yukarı yönlü yansımasını öngörüyordu.
Yine de Merkez Bankası'nın zor bir noktaya doğru geldiği gerçeğini vurgulamamızda fayda var. Merkez Bankası son enflasyon verilerinden sonra pozitif marjını iyice azaltmış oldu. Hatta Mart sonuna kadar geçerli olan mevduat gelirlerine uygulanan stopaj teşvikinin sağladığı pozitif etkinin devre dışı kalması ile TL'de kalmanın fırsat maliyeti yeniden artmaya başlayacak. Bir de bunlara önümüzdeki aylarda enflasyonun daha da yükselme olasılığını ekleyelim.
Olsun, negatif reel faiz uygulayan ve faydasını gören epey sayıda merkez bankası var diyebilirsiniz. Doğrudur! 2012 yılından sonra merkez bankaları fiyat istikrarını sağlamak, işgücü piyasasını desteklemek ve büyüme hızına momentum kazandırabilmek için negatif reel faiz politikası uyguluyorlar.

NEGATİF FAİZ POLİTİKALARI
IMF'nin bu konuda ilginç bulgular içeren çalışması var. Negatif faiz oranı politikaları, kabaca karşılaştırılabilir geleneksel faiz indirimleri veya diğer geleneksel olmayan para politikaları kadar enflasyonu ve üretimi canlandırabiliyor. Ampirik çalışmalara göre negatif faiz politikalarının geleneksel para politikası kadar yüzde 90'a varan oranda etkili olduğu görülüyor.
Diğer taraftan IMF'nin çalışmasında bu tür politikaların yan etkisinin ve bazı endişelerin göz ardı edilmemesi gerektiğinin de altı çizilmiş. Endişelerin başında banka karlılığındaki düşüşten kaynaklanan finansal istikrar riskleri ve finansal piyasaların ve para piyasası fonlarının işleyişindeki aksaklık korkusu geliyor.
Kritik soru şu; Merkez Bankası enflasyon yeniden düşme eğilimine girene kadar politika faiz oranını yükseltmeden idare edebilir mi? IMF'nin çalışmasına atıf yaparak negatif reel faizlerin belli koşullarda olumlu etkisinden bahsettim. Ancak Türkiye ekonomisinin koşulları şuan negatif reel faiz uygulayan ülkelerden ayrışıyor.
En belirgin ayrışma dolarizasyon sürecinin halen güçlü olması. Gelirlerin enflasyona karşı yeterli oranda artmamasının yanı sıra bir de tasarruflar yeterli getiriyi sağlayamayınca arayış başlıyor bireylerde ve kurumlarda. Bu durumda kuşkusuz adres ya döviz ya da altın oluyor. Kur artışı ise ne yazık ki enflasyon üzerinde baskı kuruyor.

MERKEZ BANKASI'NIN TAVRI
Hatırlayacaksınız geçen haftalarda Merkez Bankası zorunlu karşılık oranlarını yükselterek para politikalarını biraz sıkılaştırmak istedi. Ancak piyasalar bunu olumsuz algıladı. Aslında haksız sayılmazlar.
Ne de olsa sütten ağızları yanalı çok olmadı. Bu yüzden şimdi yoğurdu üfleyerek yemek istiyorlar. Daha açık bir ifadeyle Başkan Ağbal'ın önemsediği ve piyasalarca pozitif karşılanan güçlü iletişim yolu ve bu bağlamda gerekirse ilave sıkılaştırıcı önlemlerin alınacağı taahhüdü ne kadar yerine getirilecek sorusu aktörlerin zihinlerinde duruyor. Artık faiz artışına başvurulmadan zorunlu karşılık, rezerv opsiyon mekanizması gibi ikincil araçlarla mı idare edilecek?
Merkez Bankası nasıl bir tavır alacak, başta çok etkili olan iletişim yoluyla piyasaları yatıştırmayı mı tercih edecek bilemiyorum. Sadece temennide bulunabilirim.
Umarım Merkez Bankası gereken adımları cesaretle atabilir.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
GÜNÜN YAZARLARI