İstanbul 'paranoyak' bir şehir, paranoyakların yaşadığı, paranoyak ve hastalıklı bir şehir. Zaman içinde çok daha kötüye giden ve kötüleşme yolunda bir günde bile müthiş bir ivme alan, manyak bir şehir. Birinci köprü yani Boğaziçi Köprüsü, intiharla özdeşleşti artık. Kaç kişi hayatına son vermeye çalıştı bilemiyorum ama yüzlerce olmuştur. İstanbul, biri ölmeye niyetliyken ve birileri onu bu fikirden vazgeçirmeye çalışırken; başka birilerinin bunu beklemeye bile tahammül edemediği kötü bir şehir.
"Atlasana lan" diye bağıran bir adamın ve "Trafiği felç ettin, atlayacaksan atla" diye höykürebilen kadınların yaşadığı bir şehir. Başkalarının vicdansızlıklarından utanmak ne tuhaf bir his. Vicdanı olmayan birinin söylediği sözden ötürü, sizin utandığınız oldu mu hiç? Benim oldu çok defa, haberde bahsi geçen ve "atlasana ulan" diye bağıran 'kişi' beni utandırdı mesela. İnsan görüntüsü altında, nice 'şey' yaşıyor burada; birine kızınca "hayvan" diyemem ben. Hiçbir hayvan insan kadar vahşi değildir, olamaz.
TAHAMMÜL YOK
Trafikte takılması, bir yere geç kalması ne kadar mühim. Bir can söz konusu ve umurunda değil, hayat onun etrafında dönüyor çünkü. Dünya sadece trafikten ve o andan ibaret. Canı sıkılıyor, geç kaldı işine, belki uçağını kaçırmak üzere, belki çok daha önemli bir konu var. Haklıdır kendi çapında ama birinin intihar etme olasılığı ve bir can için, o canın kurtulabilmesi için geçen süre; sanki kendi hayatından alınıyor. Tahammül yok, sıfır. Atlasana lan, diyor ve adamın atlamasına sebep oluyor. Ecel oluyor belli ki! Ölümle burun buruna gelen ve hayatından vazgeçmek üzere olan bir insanı, kışkırtabiliyor. Hatta o sırada dışarı çıkabilse, belki itekleyecek; öyle ya, İstanbul trafiğinde canı sıkılan onlarca insan var. İteklese adamı bir anda, arabasına dönse, trafik açılır; hem bu şehirden biri daha eksilse, şahane olmaz mı?
YENİ TÜRK!
İnsanlık adına gelinen nokta çok vahim, bu şehir hastalıklı artık. İnsanların tıpkı bir kurgubilim filmindeki gibi davrandığını, bir kurmaca hayat yaşadığını düşünüyorum. Beyaz Türk kavramı bitti artık 'yeni Türk' kavramı var. Bir sonraki yazımda size yeni Türk'ü anlatacağım. Ben anlatana kadar yeni Türkler, tıpkı dünyayı ele geçirmeye çalışan uzaylı yaratıkların gezegene sızdığı gibi sızacaklar aramıza. Hızlıca ve çaktırmadan. Bir gün gelecek ve siz de ben de "atlasana lan" diyeceğiz, intiharın eşiğine gelmiş birine. Kimse utanmayacak, kimse üzülmeyecek. Basıp geçeceğiz cesetlerin üzerine, çok korkunç değil mi düşününce? Korkunç ama kaçınılmaz. "Atlasana lan" diyenleri ayıplamadıkça, cezalandırmadıkça, "atlasana lan" diyenlerin yüzü kızarmadıkça; bir adım ilerleyemeyecek insanoğlu. Teknolojinin geldiği yerle insanlığın geldiği yer arasında öyle büyük bir uçurum var ki; insanın atlayıp gidesi geliyor. "İzmir, İstanbul olmasın" diye bağıra bağıra...
