Erkin Usman

Balık, rakı ve kaymakam otu

Eğitimci yazarlar Zühal ve Yücel İzmirli'nin ellerinde harıl harıl çalıştıkları yeni bir dosya var.
İzmir Kitap Fuarı'na yetiştirmeye çalışıyorlar.
Bu yeni romanlarının adı 'İzmir'in İncisi...' olacak. Karşıyaka'nın, Karşıyaka Lisesi'nin, Kız Muallim Mektebi'nin tarihini içeren bu romanda okuyucu çok ilginç yaşanmış öykülerle de karşılaşacak. İşte onlardan bir örnek:
* * *
Günün birinde, Karşıyakalı bir genç, memur olarak Fatsa'ya atanır. Balığın, özellikle de hamsinin bolluğuna ailecek şaşırırlar ilk günlerde. Konu komşu balıkçı olduğu için her gün hamsi bırakılır evlerine torba torba... Bu yüzden, akşamları yemek mönüsü hemen hemen aynıdır: Hamsi tava, salata ve iki duble rakı... Genç memur, bir akşam eşi Sibel'e:
"Yarın, pazarda ara bakalım, Fatsa'da roka var mı?"der.
Sibel Hanım, ertesi gün pazara gider ve bir yeşillikçinin önünde durur, "İki maydonoz, iki roka" ister. Satıcı:
"Yengecuğum, maydonozu anladum, tamam dur da roka deduğun ha nedur? Yoktur öyle bir ot bizim buralarda" der.
Sibel Hanım, tezgahın üzerinden bir demet rokayı alarak gösterir:
"İşte, var ya... Bu roka!"
"Yok yengecuğum, onun adı kaymakam otu"der satıcı.
Sibel Hanım, sonunda yılların rokasını 'kaymakam otu' olarak alır, düşünceli ve biraz da merak içinde evine döner. Akşam, eşi için hazırladığı yemek masasının tam ortasına, büyük bir kayık tabak içine rokaları koyar, dilimlenmiş limonlarla da süsler. Masaya yaklaşan eşi, rokaları görünce çok mutlu olur, eşine sarılır. Ayların Karşıyaka özlemi, iki demet rokanın görüntüsüyle, tadıyla, aromasıyla bir nebze de olsa giderilmişti. Yanında duran eşine, sevgiyle bakarak:
"Demek ki Fatsa'da da varmış roka... Epey yol kat ederek o da kalkmış gelmiş gurbet ellere bizim gibi... Sanırsam bu roka, balığın olduğu heryere gitmiştir, gidecektir de..."der.
Eşi: "Sen öyle san, bu yediğin roka değil, 'kaymakam otu'ymuş" der mütebessim.
Genç memur, önce şaşırsa da bu isim değişikliğini çok merak eder ve işin doğrusu başlar araştırmaya... Sonunda, işin aslını öğrenir ve mutlu olur.
Yıllar önce sıkı bir Karşıyakalı, kaymakam olarak Fatsa'ya atanmış. O da deniz kenarında olmanın ve balığın bolluğu ile çok mutludur. Gönlü Ege'de kalsa da akşam olunca Karşıyaka'yı yaşamak, gurubu hayal etmek ister ve denize bakan odasında kurduğu masasında, tazecik hamsilerle bir-iki tek atarmış. Bir eksiklik oduğunu hissedermiş zaman zaman sofrasında... Balık tamam, rakı tamam, fakat roka yoktur... Pazarı alt-üst ettirmiş bulamamışlar, sormuşlar soruşturmuşlar bilen çıkmamış rokayı o yıllarda...
* * *
Olacak iş değil diyen genç kaymakam, izin için İzmir'e geldiğinde, doğru Hisar Camii'nin yanındaki çeşit çeşit tohum satan aktarlara gidip iki-üç kilo roka tohumu almış. İzin dönüşü Fatsa'da, önce kendi bahçesinde yetiştirmiş rokayı. Sonra da başlamış yakın çevresine rokanın yararlarını anlatmaya ve de balığın olmazsa olmazı olduğunu söyleyerek demet demet roka vermeye.
Daha sonraları yanında getirdiği tohumları dağıtır eşine dostuna. Derken, roka ilçede aranılan başlıca yeşilliklerden biri olur... Tohumu, tadı, kokusu, rengi aynı olan roka tek bir değişikliğe uğramıştır Fatsa'ya: Adı 'Kaymakam otu' olmuştur... Herhalde bu değişiklik de Fatsalıların vefa duygusundan kaynaklanmış olsa gerek...
* * *
Eğer bir gün yolunuz Fatsa'ya düşecek olur ve deniz kenarında balık yerseniz, 'balık, rakı, roka' tekerlemesiyle bir süre vedalaşın ve 'balık, rakı, kaymakam otu' üçlemesine alışın.

Çeşme'den
Romanlarla köşe kapmaca

Çeşme Belediyesi zabıta ekipleri polis timlerinin de yardımı ile kent girişindeki boş arsalara yerleşen Roman vatandaşları buralardan çıkartıyor.
Romanlar olay çıkarmadan geri çekiliyor, sokak aralarına dağılıyor.
Kısa bir süre sonra o boş arazilerin bir başka köşesine yeniden yerleşiyor.
Bu köşe kapmaca Çeşme girişinde sık sık yaşınıyor.
* * *
İzmir'in gözde tatil beldesindeki bu olaylar üzerine Roman Dernekleri Başkanı Abdullah Çıstır, "Bu arkadaşlarımız Çeşme'ye alın teri ile para kazanmaya gitmişlerdir. Kimi ev temizliği, kimi bahçe temizliği yapar" diyor ve ekliyor:
"Aralarında darı satan da var, karpuz satan da..."
* * *
Çıstır, bu Roman vatandaşların Çeşme şartları içinde ev kiralama güçleri olmadığını vurgulayıp devam ediyor:
"İzmir'de evleri vardır ama, kazandıklarını yol parasına kaçırmasınlar diye Çeşme girişinde çok ilkel şartlarda yaşamlarını sürdürmeye çalışmaktadırlar."
küpe
Giderek artan rekabet ortamında, oyunun kurallarını herkes öğrenince fırsat kapıları kapanmış demektir.
Adam Smith
fıkra
Neredeyim ben?

Hamdi Bey, yeni aldığı arabasını son sürat kullanıyordu. Yine böyle hızlı gittiği bir gün olanlar oldu.
Kendine geldiği zaman, vücudu alçılara alınmıştı. Bir gözünün üstünde de bant vardı.
"Neredeyim ben?" diye fısıldadı.
Yabancı bir ses cevap verdi:
"Yedi numarada..."
"Hastane mi, yoksa hapishane mi?"

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.