"Ben onu çok sevdim" dizisini izliyorum.
Askerler, Menderes ve Zorlu'ya Harp Okulu'ndan çıkarken hakaretler ediyorlar.
Belli ki nefret ediyorlar.
Hastalıklı bir nefret bu.
Sokaklarda tankların üstüne çıkıp çıldırmış gibi darbeyi kutlayanlar hayatları boyunca utanç duydular.
Menderes asıldığı gün de çok sevinenler olmuştu.
Onlar da utandılar hep.
O Menderes ki sürünen bir toplumu ayağa kaldırmıştı.
İnönü'nün tahsildar zülmünden kurtarmıştı milleti.
Demokrasiyi hayat tarzımız haline getirmişti.
***
İzmirli, orta halli, iyi eğitim almış bir kadınla konuşuyorum.
Nefret kusuyor dili.
Tayyip Erdoğan'dan nefret ediyordu.
Nedir sebebi, anlamaya çalışıyorum.
"Cumhuriyet" diyor "Laiklik" diyor "Atatürk" diyordu.
Başka bir şey demiyordu.
Mesela ülkemiz için yaptığı büyük hizmetlerden hiç söz etmiyordu.
Kadının zihin kodlarını çözmek o kadar da zor değildi.
Dinden korkuyordu.
Vatanı kaybetmekten korkuyordu.
Çünkü son vatanıydı onun.
Geldiği Balkanlar'ın acı hatıraları hala canlıydı kafasında.
Peki ne ilgisi vardı Tayyip Erdoğan nefreti ile vatanı kaybetme korkusunun?
Ege Ordu Komutanlığı'nın görevli subayları yıllarca ona "mürteciler gelecek bu vatanı elimizden alacak" diye anlatmışlardı ona.
Hurşit Tolon gibi komutanlar görev ve yetkilerini "halkı bilinçlendirmek" için kullanmamış mıydı?
Ege Ordusu İzmir'i irtica ile mücadelede pilot bölge seçmemiş miydi?
Binlerce toplantı, binlerce etkinlik yapılmamış mıydı köyde şehirde bunun için?
Ege Ordusu'nun örtülü ödeneğinden Cumhuriyet mitingleri için ne kadar harcama yapıldığını birisi bize bir söyler mi acaba?
Velhasılı, İzmir üzerinde ağır psikolojik harekat yürütülmüş bir şehir değil mi?
***
Aradan yarım asırdan fazla bir süre geçti.
Şimdi Tayyip Erdoğan'dan nefret edenler de dahil, herkes Menderes'e yapılanlara, en azından, üzülüyorlar.
Menderes'e haksızlık edildiğini söylüyorlar.
O zülmü yapanların tamamı lanetlendi.
Kıyamete kadar da lanetle anılacaklar.
Her insan tarihten ve yaşananlardan ders almalıdır.
İnsanın özü ile nefret duygusu uzlaşır şeyler değildir.
Kendi varlığını milletine adayan insanlara, zihinlerimize ve duygularımıza başkalarının ektiği nefret duygularıyla yaklaşmayalım.
Millete hizmet edenlere kıymayalım.
Onlara bühtanda bulunmayalım.
Günaha girmeyelim.
Unutmayalım ki ruh sağlığı yerinde olan hiçbir insan başka insanları nefret duygularıyla değerlendirmez.
Bakın, Tayyip Erdoğan'ın çıkardığı yasa sayesinde özgürlüğüne kavuşan Mustafa Balbay, hapishanenin kapısında ilk söz olarak "nefrete hayır" dedi.
Boşuna böyle demedi herhalde?
