Bekir Sıdkı Sezgin (1936-1996) TRT İzmir Radyosu'nda ses sanatçısı olarak göre yaptı (1956 -1976). Kendisi Türk musikisinin en büyük üstatlarındandır. 2017'de bu köşede hakkında 2 yazı yazmışım. Hakkında yeni bilgilere ulaşınca tekrar yazıyorum. Bekir Bey klasik musikimizi ve tekke musikisini iyi bilirdi. Bu ikinci yönünü İzmir'de geliştirdiği görülüyor. Kendisi anlatıyor:
ZAKİRBAŞI BİR HOCA
"İzmir'e geldikten sonra üslup mevzuunda çok mühim hocalarla çalıştım. Mesela 80-85 yaşında fakat dinç ve kavi (güçlü) bir Zakirbaşı Hafız İlhami Efendi vardı. Salepçi Camii'nin baş imamıydı. Zakirbaşı olması sebebiyle küçük yaşından beri dergahlarda, duraklar, naatler, ilahiler, kasideler okumuş. Çok güzel bir üslubu vardı. Sesi çok güzeldi. Bendeniz tesadüfen bir cuma namazına gitmiştim Salepçi Camii'ne. Namazdan sonra teberrüken bir Kur'an okudum. Okuduktan sonra hemen mihraptan koştu, kalktı geldi yanıma, "siz kimsiniz" dedi. "Ben falancayım efendim." "Kimin oğlusunuz?" "Filancanın." Sonra sarıldı boynuma, yanaklarımdan öptü, kokladı, bırakmıyor. (…) Kendisiyle kaynaştık. Fakat bu mevzuda çok dolu olduğunu görünce de bırakmadım, yapıştım. Kendisinden iyi bir ağız ve üslup aldım. Dini musiki eserlerinin okunuşunda da epey eser meşk ettim." (Musiki Sohbetleri, Kubbealtı yayını, 2020)

İlhami Hoca hakkında maalesef yeterli malzeme bulamadım. İzmir İl Müftülüğü yardımıyla ulaştığım bilgiye göre İlhami Ün, Yenişehir 1874 doğumlu olup, Salepçioğlu müezzin kayyım kadrosuna 1950'de atanmış, 18.12.1964 senesinde malulen emekli olmuştur. Bekir Bey'in ifadesine göre İlhami Ün dergahlar açıkken zakirbaşı idi. Zakirbaşılık üst seviyede musiki bilgisi ve icrasını gerektiren önemli bir görevdir.
MUSİKİDE TEKKE TAVRI
Bekir Bey İzmir'de istifade ettiği ikinci şahıs hakkında şöyle der: "Manisalı Çorapçızade Ahmed Efendi'den de çok şey öğrendim. O da çok yaşlıydı ama İlhami Hoca kadar dinç değildi; koluna girip öyle yürütürdük. Fakat o haliyle bile Zencir usulünde ezbere beste vurur, okurdu: 'Oğlum, sen filancanın dügah takımını, falancanın hüseyniaşiran takımını biliyor musun?' 'Hayır hocam, bilmiyorum; bende yok' dedikçe: 'Ben sana okuyayım' der ve hepsini de maharetle ve mükemmelen takım takım okurdu. Kendisinin hocası Manisa eski müftüsü Alim Efendi imiş. Alim Efendi'nin benim elimde şimdi Çorapçızade'den intikal eden dügah takımı var."
Çorapçızade'nin İzmir'deki önemli talebelerinden biri de Naim Kaya'dır.
Türk tasavvuf veya tekke musikisinde, konservatuvarlarda öğrenilemeyen özel bir tavır vardır. Bu tavır ancak ehlinden (fem-i muhsinden) meşk ederek elde edilir. Bekir Sıdkı Sezgin'in, cami musikisini babasından ve İstanbul'da başka üstatlardan, tekke tavrını ise İzmir'deki bu iki hocasından öğrendiği anlaşılıyor. Zaten kendisi bir Kadiri dervişi ve halifesi idi.
Bekir Bey 1946-1948 seneleri arasında daha 10-12 yaşlarında iken Hisar Camii imamı Bestekar Rakım Elkutlu^dan da istifa etti. "Yaz tatillerinde teyzemde kaldığım uzun misafirlik dönemlerimde Rakım Hoca'dan bir hayli istifade sağladım, eserlerinden birçoğunu kendinden dinledim" der.
