Geçmiş zamanlara dönmek istiyorum. Hani o çok sevdiğimiz duygu. Varoluş nedenimiz. Bizi yerden yere vuran. Ailemizi karşımıza aldığımız. Tuhaf insan ilişkileri ve duygu karmaşası. Dünya kurulalı beri çözemeyeceğimiz en zor aşk sınavı, bir bilinmezlik denklemi. Hislerin sigortası yoktur. Genellikle, tek taraflı sözleşmeyi, taraflardan birinin bozmasıyla yıkılan hayaller enkazıdır aşklar. Biz nerde hata yaptık diye kara kara düşündüren duygu değişimleri ile beraber yaşadığımız kaoslara son yıllarda daha sıklıkla şahit oluyoruz. Acaba, yoğun duygular içinde yolumuzu mu kaybettik. Eskilerin deyimleri ile duygular rafa mı kaldırılıyor. Günlük yaşamımızın çoğunu işgal eden sosyal medyada sanal aşkların rüzgarlarına kapıldık gidiyoruz. Adını koyamadığımız oyunlar. Sevmekten çok sevilmek isteğiyle, artık derin duygulardan korkar hale geldik. Çünkü vazgeçtiğiniz zaman, üzücü tortuları sizde kalmıyor. Daha az üzülmeyi tercih ederken, "bitti" kelimesi daha cazip geliyor.
HAYATIMIZ TÜRBÜLANS
Hayatımızda öyle farklı anlar vardır ki, gerçekten yolun sonuna çok yaklaştığımızı ve her şeyin bittiğini hissederiz. Belki uçaktaki şiddetli bir türbülans anı, belki bir sokak çatışmasının ortasında kaldığımız ya da ciddi bir trafik kazasının köşesinden son anda döndüğümüz anlar. Bazen de değer verdiğimiz birinin ölümcül hastalık haberini aldığımızda... İşte bu anlarda aklımıza gelen ilk ne olur? Siz söylemeden ben söyleyeyim, sevdiklerimizi düşünürüz hemen. Peki! sevdiğinizi nasıl anlarsınız? Ya da gerçekten sevildiğinizi? İşte sizin için hayatın en kritik anlarında, derinden sarsılarak aklınıza gelenlerdir gerçek sevdiğiniz insanlar veya en huzur duyduğunuz mekanlar. Bayram sevinci içinde başlayan o coşkulara neler oluyordu? Kim kimden vazgeçiyordu? Bir aşk, bir ömür boyu sürecek diye bir kural var mıydı? Aşklar da mevsimlere benziyordu. Başlayış ve bitişleri arasına sıkıştırılmış anılarla baş başa kalabildiğimiz zamanlarda evren bize ne demek istiyordu? İstediğiniz, istemediğiniz, yaptığınız, yapamadığınız ve nefretlerinizle "Hayat ne olacağını bilmeden yaşadığınız anların hepsidir" Sizin için önemli olan kaçan fırsatlar, hayal kırıklıkları, kızgınlıklar, içinizde sönmemiş korlarınızdır. Anılarda kalan umutlarınız sisler içinde kalan görüntülerdir. Dün ile bugün arasında kurduğumuz tüm yaşam denklemlerini çözmekle geçiyor hayatımız. Acıların ve sevinçlerin geçici olduğunu bile bile yüklediğimiz anlamların, anlamsızlığıdır. Yaşamda ne olacağımızı bilmeden yaşayabilme sanatıdır. Geçmiş zamanların Değerli sanatçısı Kamuran Akkor'un bir şarkısı geldi dudaklarıma "AŞK ESKİ BİR YALAN" sahiden yalandı da biz mi gerçek zannettik? İki insan, iki kader, iki ortak yaşam düzeni içinde gelişen iniş ve çıkışlar. Sahne belli, roller belli. Seyircisi bol ilişki hikayeleri. Hiçbiri birbirine benzemeyen senaryolar ve kim kimin doğru veya eğrisi. Garip ve kaotik bir durum içinde kaybolmuş legoları birleştirme sanatı. Emeklerin kaybolması. Yolun son durağı. Kocaman bir boşluk. Hele uzun bir zamanınızı almış ve yaşamınızın en güzel yıllarının büyük bir bölümünü kapsamışsa. Kim mutlu bu dünyada? İnsanoğlunun doyumsuz yapısı her şeyi bozmaya yetiyor. Elindekilerle yetinmesini bilemeyen bir canlı türüyüz. Yaşam zaten tuhaf bir girdap. Denklemini çözmek mümkün değil. Doğduğumuz anda ölüme koşuyoruz. Hiçbir şey eskisi gibi kalmıyor. İçinde bulunduğumuz anların değerini bilemiyoruz. Her zaman daha iyiyi, daha özeli, daha mükemmeli arama çabaları içinde, bol keseden yaşamı tüketiyoruz. Hem de dibine kadar bitiriyoruz.
SAHİ, AŞK NEREDE?
Gerçekten kabul etmesek de bir gün aşk bitiyor. Önce biri geriye çekiliyor. Sahneyi terk ediyor. Hırs ve doyumsuzluğun şekilden şekle girmesinin nedeni, mükemmelliği yakalama çabaları olsa gerek diye felsefi boyutlarda kayboluyoruz. Yıllar önce "Endless love" adlı sevginin sonsuzluğunu anlatan bir filmde fazla aşkın ve sevginin zararları hala aklımdaki yerini koruyor. Bir şeyleri eksik yaşadığımız zaman veya yarım kaldığı zaman daha mı değerli oluyor yaşanılanlar. Aşk yolunu şaşırdı. Kimde eksik? Kimde fazla, artık kendisi de bilmiyor. Biz bu duyguları yaşarken hem kendimizi hem de AŞKI yorduk. Mantık akıl derken aşkın adı bir yerlerde unutuldu. Ve biz hala onun peşinden koşturuyoruz. SAHİ AŞK NEREDE? BİLEN
VARSA SÖYLESİN.
