SEDA KAYA GÜLER TÜM YAZARLAR
Hayat ağacıyla yaşayanlar
1.11.2010 | Arşiv

Hayat ağacıyla yaşayanlar

Bu hafta zeytin ve zeytinyağıyla geçinenlerden söz edeceğiz. Onlar gibi hayat ağacıyla yaşayanların hikayelerini anlatacağız...

Ayvalık Zeytin Hasat Şenliği, Tuncay Özilhan'ın Yönetim Kurulu Başkanı olduğu ve aralarında Komili'nin de bulunduğu Ana Gıda'nın katılımıyla kültürel anlamda da renklendi. Artık her yıl şenliğe bir kitap armağan ediliyor. Gazeteci-yazar Celal Başlangıç ve fotoğraf sanatçısı Tolga Sezgin, Anadolu coğrafyasının zeytin yetiştiren yörelerini gezerek "Trilye'den Yusufeli'ne, Adatepe'den Derik'e Hayat Ağacıyla Yaşayanlar" adlı kitabı yazdı.
Kitapta Türkiye'nin dört bir yanında eli ve yüreği zeytine, zeytinyağına değen insanlar var. Delice zeytini aşılayanlar, dalından zeytin toplayıp sıkanlar, zeytinin salamurasını, reçelini yapanlar, ağacı yontarak aksesuvara dönüştürenler, zeytinin kitabını yazanlar, zeytinin her halini fotoğraflayanlar... Aralarında kadınlar da var. Aileden gelen geleneği sürdürenler ve zeytine aşık olup, zeytinyağı işini sevenler, kendi markalarını yaratanlar...

DİLEK ŞEKER
'Şekerhanım' markasını yarattı

Trilye kökenli bir aileye mensup Dilek Şeker, kuşaklar boyu zeytin ve zeytinyağı ile uğraşan ailesi gibi zeytinyağı ile uğraşıyor. Dedesi Şişko İbrahim Efendi, Trilye'de ilk taş baskı zeytinyağı fabrikasını kurmuş. Dilek Hanım ise 'Şekerhanım' markasını yaratmış.
2000 yılında Avrupa Birliği ile Bursa Ticaret ve Sanayi Odası'nın düzenlediği "Kadın Girişimciliği Destekleme Eğitimleri"ne katılan Dilek Şeker, altı aylık eğitim süreci içinde Sanayi Odası'nın düzenlediği ilk Ulusal Girişimcilik Kongresi'nde yaptığı sabun projesi ile 124 yarışmacı arasında birinci olmuş.
"Buradan gelen 10 bin liralık teşvik ödülü ile reçel atölyemi kurdum. Günde 30 kavanoz ile başladığım reçel serüvenimi bugün günde bin-bin 500 kavanoz üretimle sürdürüyorum. Bugün ürünlerim başta İstanbul olmak üzere Türkiye'nin muhtelif illerindeki butik otel ve organik, doğal ürün satan dükkanların raflarında yer alıyor" diye anlatıyor girişimcilik hikayesini.
Trilye'deki küçük dükkanına gelen müşterilerin, "Zeytin reçeli yok mu?" diye sormaları sonucu zeytinin reçelini yapmaya karar veriyor ve yaptığı deneme üretimlerinde zeytin tek başına aroma vermediği için, içine turunç katıyor. Yaptığı üretim beğenilince Turunçlu zeytin reçeli ortaya çıkıyor.
Tarifine gelince:
"Yeşil zeytinler dilimlenir, kaynatılır, bu sırada turunçlar da kaynatılıp acı suyu atılır. Kaynama işleminden sonra şeker ile bakır kazanlarda geleneksel yöntemle hazırlanır."

RENGİN SUAR
Zeytinyağına kendi adını verdi ve resmini bastı
Ankara doğumlu Rengin Suar, emeklilik dönemlerini Ayvalık'ta satın aldıkları evde geçiren anneanne ve dedesi sayesinde Ayvalık'la tanışır. Ankara TED Koleji'ni bitirdikten sonra Hacettepe Üniversitesi Çocuk Gelişimi ve Eğitimi Bölümü'nde okur. Boğaziçi Üniversitesi'nde Sosyal Psikoloji, Bilkent Üniversitesi'nde Siyaset Bilimi yüksek lisans programlarına katılır. Halkla ilişkiler ve reklam sektöründe çalışır. New York'a okumaya gider. Dönüşte devlet için projeler üretir, başbakan ve bakanlarla çalışır. Daha sonra girişimciliği seçer.
Zaten evlerinde zeytinyağından başka yağ kullanılmayan bir aileden gelmektedir. Seçtiği alan da zeytinyağı üreticiliği olur. En iyi yağı kimin ürettiğine, iyinin neye göre iyi olduğunu anlamaya, öğrenmeye çalışır. Yaptığı araştırmalardan sonra üretime geçer. Ancak ne bir ağacı vardır ne de fabrikası. Kaliteli zeytin üreticileri ile anlaşır, zeytinler toplanırken işçilerin başında durur, tek tek elden geçirir. Sıktırmak için laboratuvar destekli üretim yapan Tayeli'ndeki bir fabrikayı seçer. Markasına kendi adını verir ve teneke ambalajına fotoğrafını bastırır.
Markasına, "Benimki marka değil markacık" diyen Rengin Suar, yılda yaklaşık beş ton zeytinyağı sıktırıyor. Zeytinyağları İstanbul'da birkaç market ve restoranda satılıyor. İnternetten veya telefonla da sipariş alınıyor.

AYŞE ESER GÜNENÇ
Ödüllü üretici

İlki geçen yıl verilen "Zeytinyağı'nın Gururları-Komili Özel Ödülü"nün ikincisi Ayvalıklı zeytin üreticisi Ayşe Eser Günenç'e verildi.
Aile kökleri Midilli'nin Yera Kasabası'na uzanan, Hüseyin Komili'nin torunlarından biri olan ve mübadil kökenli bir aileden gelen Ayşe Eser Günenç, 1997 yılında ağabeyi Üstün Günenç'in vefatıyla ailenin tek geçim kaynağı olan zeytincilik işinin başına geçti.
Yörenin önemli zeytin üreticilerinden biri olan Ayşe Hanım, tüm zeytinlerin bakımı ve hasadı ile yakından ilgileniyor ve her yıl en iyi, en kaliteli zeytinyağını üreterek yaşamını zeytin ağacından elde ettiği gelirle sürdürüyor.
Ayvalık'ta birçok sivil toplum kuruluşunda katılımcı, yönetim kurulu üyesi ve başkan olarak da görev alan Günenç, çağdaş eğitime ciddi katkılarda bulunan ve zeytin gelirinin bereketini eğitime aktaran bir kadın.



kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ ASIR veya yeniasir.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.