• BUGÜNKÜ YENİ ASIR
  • İkindiye 23:55:00
  • BIST 78.384,78
    EURO 4,4760
    USD 3,8608
    GBP 3,8608
    CHF 3,8608
    JPY 3,8608
SEDA KAYA GÜLER

Süper kadın sendromu

Tüm yazıları
Giriş Tarihi: 25.04.2012, 00:00
Günümüz kadını kariyer de yapıyor çocuk da. Kimine göre ikisi bir arada olmuyor, olması için kadının süper kadın olması gerekiyor. Her şeye yetmesi, her şeyi mükemmel yapması vs... Ne var ki böyle bir şey yok!
Yani süper kadın olmak mümkün değil ama böyle biri olmak zorunda hissediyoruz kendimizi. Çünkü küçüklükten itibaren mükemmel olmaya şartlıyoruz kendimizi.
Uzmanlar bu zorunluluk hissine 'Süper Kadın' ya da 'Süper Anne' olma sendromu diyorlar. Davranış Bilimleri Enstitüsü Çocuk ve Genç Merkezi Uzman Klinik Psikolog Aslı Kızıltoprak Tuna bu konuyu şöyle özetliyor:
"Kız çocukları iyi bir anne, iyi bir eş ve iyi bir evlat olmanın gerekliliğini başta annelerini model alarak çevrelerinden öğreniyor. Genellikle anneler 'fedakar', 'başkaları için yaşayan' bir eş ve anne modeli çiziyorlar ve ister istemez çocuklarını da buna özendirmiş oluyorlar. Gelecekte, kız evladın anne-babaya daha yardımcı ve daha yakın duracağı ile ilgili yorumlar ve kıyaslamalar yapılmaya başlanıyor. Tüm bunlar, daha çok küçük yaşlardan kız çocuklarının duygu, düşünce ve davranışlarını şekillendirmeye başlıyor."

MÜKEMMEL OLMAK
Aslı Kızıltoprak Tuna, 'Süper Anne' ya da 'Süper Kadın' olma çabasının beraberinde getirdiği psikolojik rahatsızlıkların 20'li yaşların başında ve çoğunlukla evlilik ile başladığını söylüyor. "Etrafınıza şöyle bir baktığınızda azımsanmayacak derecede 'süper kadın' olduğunu görebiliriz. Bu kadınlar sabahları erkenden kalkıp eşine, çocuğuna kahvaltı hazırlarken, bir yandan çocuğunu okula, kendisini de işe gitmek üzere hazırlayan, gerekli alışveriş listesini yapmayı unutmayan ve hem kendi ailesini hem eşinin ailesine özen göstermeye, maddi olarak destek olmaya çalışan kadınlardır. Arkadaşlara zaman ayırmayı da unutmamak lazım."
Limitleri bu kadar fazla zorlarken insanüstü bir çaba göstermek, ciddi anlamda sıkıntılara sebep olabiliyor. Bu durum kadını fiziken ve ruhen yorup yıpratıyor. Kas ve vücut ağrılarıyla baş edemeyecek ve kaliteli uyku uyuyamadığı için yorgun ve gergin olmasına neden oluyor. Üstüne vazife olmayan işlerde etrafındaki insanları da yönlendirme hissiyatı içine girmesine, kimi zaman ise yerli yersiz hırçınlaşmaya başlamasına da neden oluyor. Başlarda farkına varılmayan bu durum omuzlara binen her bir yük ile içinden çıkılmaz bir hal alırsa, kadın çöküşün eşiğine gelebilir. Hırs, güç, başarı ve düzeni dengelemeye çalışırken depresyon, panik atak ve pek çok alanda gözükebilecek kaygı bozuklukları da kaçınılmaz olacaktır.

ÖNERİLER

Bu noktada Aslı Kızıltoprak Tuna'nın önerileri şöyle:
- Kusurlara takılıp sürekli eleştirerek kendinizi ve çevrenizi yıpratmayın.
- Başta kendiniz olmak üzere, herkesi olduğu gibi kusurları ile kabul etmeye ve bu şekilde sevmeye çalışın.
- Kendinizden çok başkaları için yaşamaktan vazgeçin. Sadece kendinizi düşünerek, kendi mutluluğunuz için de bir şeyler yapın.
- "Bunlara da yetişmeliyim", "Şunları da yapmalıyım" gibi cümleleri, yani "-meli -malı"ları hayatınızdan çıkarın.
- İhtiyacınız olduğunda yardım istemeyi öğrenin. Önemli olan, sorumlulukları ve hayatı paylaşmaktır.
- Yapılacaklar listenize sürekli ulaşılması güç hedefler koymayın. Sonradan hayal kırıklığı duymanızı istemeyiz.
- Başarısızlığı tatmasak başarının değerini anlayamazdık. Bunu unutmayın.
- Sağlığınız her şeyden önce gelir, ihmal etmeyin.
- Sevdiklerinize de "Hayır" diyebilmeyi bilin. "Hayır" dediğinizde de sizi sevmekten vazgeçmeyeceklerdir.
- Mükemmel olamasanız da (ki kimse mükemmel değildir) kendime güveniyorum, kendimi seviyorum ve değerliyim diyebilin.


Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
GÜNÜN YAZARLARI
  • SON DAKİKA