• BIST
    %0.89
    78.384,78
    EURO
    -%0.86
    4,4760
    USD
    %0.66
    3,8608
    GBP
    %0.66
    3,8608
    CHF
    %0.66
    3,8608
    JPY
    %0.66
    3,8608
  • 25°C
SEDA KAYA GÜLER Fatma Aliye Hanım kimdir? Tüm yazıları
Giriş Tarihi: 08.01.2013, 00:00
Biliyorsunuz, 50 TL'lik kağıt paraların üzerinde Fatma Aliye Hanım'ın resmi var. Peki, kimdir Fatma Aliye Hanım? Çoğumuz için bir şey ifade etmiyor. Hele Billboard'ın ne demek olduğunu bilmeyen mimarlık öğrencileri, Ayşe Kulin'den ve kitapların bihaber üniversite gençliği için hiç anlamı yok. Resmi paraların üzerine konulduğu zaman bu köşede kendisinden bahsetmeye çalıştım. Bugün de köşemi ona ayırmamın nedeni, Murat Bardakçı'nın "Tarihin Arka Odası" adlı programında kendisinden söz etmesi ve "femoşları" kızdıracağının üstüne basarak tarihçi Ahmet Cevdet Paşa'nın kızı olmasından başka bir özelliği olmadığını ve romanlarının beş para etmediğini söylemesi.
Bir femoş olarak, konuya daldım ben de tabii. Evet, Halide Edip gibi daha geniş kesimlerin tanıdığı bir kadın varken paraya onun resminin konulması, o günlerde de çok tartışılmıştı ama onca erkek arasında bir kadın olmasının bir mahzuru yok bence. Üstelik "İlk Türk kadın romancı" olması nedeniyle resminin konulduğu düşündüğüm Fatma Aliye Hanım'ın Cevdet paşa'nın kızı olmasından başka özellikleri de var.

İLK KADIN ROMANCI

Kadın tarihi araştırmacılarına göre önemli bir isim. Halide Edip'in de izinden gittiği, örnek aldığı bir kadın. "Kadınsız İnkılap" kitabıyla Cumhuriyet öncesi kadın hareketini araştıran yazar Yaprak Zihnioğlu şu sözlerle tanıtıyor Fatma Aliye'yi:
"Eğer Osmanlı feminizmi adı altında bir düşünsel ve eylemsel etkinlikten söz edebilirsek, bu oluşun en önemli düşünürünün Fatma Aliye olduğunu da ileri sürebiliriz. Denebilir ki Fatma Aliye tarih-i nisvanımızın matbuat sahasında yer alan ilk ve en önemli şahsiyetidir."
Eğitimli ve varlıklı bir ailede yetişmiş olmasına karşın, yaşadığı toplumda kadın olmanın olumsuzluklarıyla karşılaşmış birisi. Örneğin kız olduğu için eğitim almasına gerek görülmüyor o da ağabeyi Ali Sedat Bey'in evde özel hocalardan aldığı dersleri dinleyerek kendisini geliştiriyor. Allahtan babası onun bu merakını ve Fransızca'ya olan ilgisini keşfedip, ders almasını sağlıyor. O da kısa sürede bu dili çok iyi düzeyde öğreniyor.

İLK ÇEVİRİ MACERASI
İlk feministlerden.
Babasına, kocasına
rağmen kendini
yetiştiren, önce
Fransızca'dan roman
çeviren, sonra kendi
romanını yazan ilk
Türk kadını...
17 yaşında evlendiriliyor ve bu evlilikten dört kızı oluyor. Tabii evlenince eğitimi yarıda kalıyor ve eşi kitap okumasına izin vermiyor! (Gel de femoş olma!) On yıl boyunca eşinden gizli gizli kitap okumak zorunda kalıyor Fatma Aliye Hanım. On yıl sonra insafa geliyor Kolağası Faik Bey ve karısının okumasına ve tercüme yapmasına izin veriyor.
Fatma Aliye'nin basında yer alan ilk yazısı "Meram" başlığını taşıyor. Bir çeviri roman bu altına da "Bir Kadın" diye imza atıyor. Babasının dikkatini de bu çeviriyle çekiyor. Kızının yeteneklerini yıllar sonra keşfeden Ahmet Cevdet Bey, ona ders verme lütfunda bulunuyor. Daha önce kadın olduğu için fikir tartışması yapmaya gerek görmediği kızına bu "onur"u da bahşediyor.
Bir kadın olarak düşünceleri, toplumdaki duruşu, kadınlığı savunuşu ile toplumda ve özellikle kadınlar arasında büyük bir etki yaratıyor. Erken dönem kadın hareketinin (1868-1908) öncülerinden.
Bir femoş olarak o yıllarda savunduğu şey: Kadınların bağımsız bireyler olmaları, birbirleriyle dayanışma ve birlik içine girmeleri, toplumun her alanında söz sahibi olarak güçlenmeleri ve toplumun kadınlara dayattığı konumu kabullenmemeleri.


GÜNÜN YAZARLARI
BİZE ULAŞIN