Aylardan eylül. Ben yine gece nöbetine kalmıştım. Yine Liverpool yeşil formalıydı. İki tarihi zaferde de yazıyı ben yazdım. O maç gibi başladı her şey. Yine Liverpool tehlikeli gelip atamadı. Ardından bu kez Osimhen asist yaptı, Lemina ağları sarstı. Ama ilk maça nazaran Galatasaray, daha
farklı oynuyordu. akın akın geldi. Belki de daha ilk yarıda turu kopartabilecek skoru elde edebilirdi. Ancak rakip kaleciyi bir kez daha aşmayı başaramadık. Liverpool'da gelmedi diyemeyiz. Galatasaray savunmasını aşmayı başardıkları anda ise kaleci Uğurcan adeta duvar örüp izin geçit vermedi. Özellikle Wirtz'in karşı karşıya yaptığı vuruşta doğru yeri tutarak mutlak bir gole izin vermedi. İkinci yarıda Galatasaray daha çok kontraya döndü. Topu rakibe bırakan sarıkırmızılılar, önde baskıyla kaptığı toplarla pozisyon üretti. Osimhen'in bir golü ise sayılmadı. ardından konuk takımın golü geldi. Tam eyvah dediğimiz dakikalarda VAR devreye girdi ve golü iptal etti. Daha sonra Liverpool yüklenmeye çalıştı. Çalıştı diyorum çünkü artık onlarda da kazanmayacağız düşüncesi oluştu bence.
HARİKA OYNADILAR
Çünkü yaptıkları ataklar cılızdı. Galatasaray ise her geldiğinde tehlike yarattı. Fakat aradığımız, bizi deplasmanda rahatlatacak golü bir türlü bulamadık. 1-0 her zaman tehlikelidir. Fakat Galatasaray, geçmiş senelerdeki gibi değil. Oyuncuların hırsı ve kalitesiyle orada da istediğimiz sonucu alarak çeyrek finale çıkacağına inanıyorum. Barış Alper, Osimhen ve Noa Lang'a parantez açmak gerekir. Üçü de çok koştu, çok yıprattı. Özellikle Barış'ın son haftalardaki yükselen form grafiği milli maçlar öncesinde de beni oldukça sevindirdi. Osimhen maç öncesi açılan pankart sonrası oldukça duygulanmıştı. O da taraftarlara performansıyla teşekkür etti. Sonuç olarak ilk adımı attık. Sıra geldi köprüyü geçmeye.
