Dünya edebiyatının efsanevi ismi Mark Twain, yalnızca eserleriyle değil, kedilere duyduğu sıra dışı sevgiyle de dikkat çekiyordu. Aynı anda 19 kediyle yaşadığı söylenen yazar, hayatını bu sessiz dostlarıyla paylaşarak alışılmışın dışında bir yaşam sürüyordu. Kimi insanlar köpekleri tercih eder, kimileri ise kedilerle daha güçlü bir bağ kurar. Mark Twain ise bu ikinci grubun en uç örneklerinden biriydi. Öyle ki, hayatının bazı dönemlerinde aynı çatı altında 19 kediyle birlikte yaşadığı rivayet edilir. Edebiyat dünyasında bıraktığı iz kadar, kedilere olan düşkünlüğüyle de tanınan Twain, adeta bir "kedi babası"ydı. Onun hayvan sevgisi basit bir ilginin ötesindeydi. Hatta bazı anlatımlarda, insanlardan çok kedilere yakın hissettiği bile söylenir. Bu özel bağ, kedilerine verdiği sıra dışı isimlerde de kendini gösteriyordu: Sour Mash, Apollinaris, Beelzebub, Zoroaster, Blatherskite ve Bambino... Twain, zor telaffuz edilen bu isimleri seçmesini ise esprili bir şekilde çocuklarının kelime dağarcığını geliştirme isteğine bağluyordu.

PATİLİ DOSTLAR İLE ÇEVRİLİ BİR EV
Twain'in evi sadece bir yazarın çalışma alanı değildi; aynı zamanda kedilerin özgürce dolaştığı bir yaşam alanıydı. Yazı yazarken, dinlenirken hatta oyun oynarken bile yanında mutlaka bir kedi bulunurdu. Anılarından birinde, kedilerinden birinin bilardo masasının köşe cebine yerleşip oyunu izlediğini anlatır. Hatta patisiyle toplara müdahale ederek oyunu bozduğunu söylemesi, kedileriyle kurduğu eğlenceli ve yakın ilişkiyi gözler önüne serer.
BAMBINO'NUN KAYBI
Twain'in en sevdiği kedilerden biri olan siyah Bambino, bir gün kaybolduğunda yazar soluğu gazetede ilan vermekte aldı. Kedisini bulana ödül vadeden Twain, Bambino'yu detaylı bir şekilde tarif etmişti: yoğun siyah tüylü, göğsünde zor fark edilen ince beyaz bir çizgi olan bir kedi. Bu ilan, onun kedilerine ne kadar bağlı olduğunun en dikkat çekici örneklerinden biri olarak hafızalara kazındı. Hayatının ilerleyen yıllarında zor kayıplar yaşayan Twain için kediler yalnızca evcil hayvan değildi; aynı zamanda duygusal birer sığınaktı. Bağımsız ama sadık doğaları, yazarın karakteriyle uyum içindeydi. Bu yüzden onları sadece sevmedi, aynı zamanda derin bir hayranlık besledi.
SIRA DIŞI BİR FİGÜR
Bugün Mark Twain denildiğinde akla ilk olarak eserleri gelir. Ancak hayatına biraz daha yakından bakıldığında, sahnenin arkasında hep bir kedi olduğu fark edilir. Bazen çalışma masasının üzerinde, bazen bir bilardo masasının köşesinde, bazen de kaybolduğunda gazetelere ilan verilecek kadar önemli bir yerde... Kısacası Twain, sadece büyük bir yazar değil; kedilere olan sevgisini hayatının merkezine koyan sıra dışı bir figürdü. Ve belki de onu bu kadar unutulmaz yapan detaylardan biri de tam olarak buydu.

