Ekranların sevilen yüzü, oyuncu ve sunucu Şoray Uzun, kaleme aldığı ilk kitabı "Uzun Hikaye" ile okurlarının karşısına çıktı. İki yıllık titiz bir editoryal çalışma sürecinin ardından raflardaki yerini alan kitap; Adana'da tır şoförlüğü yapan bir babanın oğlundan, ekranların en çok tanınan yüzlerinden birine dönüşen Şoray Uzun'un hayat yolculuğunu ele alıyor. Yaklaşık 18 yıl boyunca Anadolu'yu karış karış gezerek tüm Türkiye'yi ekranlara kilitleyen başarılı sunucu ile yeni kitabı "Uzun Hikaye"yi, yazım sürecini, 12 Eylül Darbesi dönemindeki çocukluğunu ve ilk imza gününe dair anlamlı planlarını konuştuk.

'KİTAP YAZMAK SAYGIN BİR İŞTİ'
Yıllardır ekranlardasınız ancak ilk kez bir kitapla okuyucu karşısındasınız. Kitap fikri nasıl doğdu, süreç neden iki yıl sürdü?
Açıkçası bizim öğrencilik yıllarımızda kitap yazarları çok büyük, donanımlı ve entelektüel insanlardı. Edebiyatın ya da bilimin temsilcileriydi. Şimdiki gibi suni hikayeler yoktu. Son yıllarda popüler olan herkes kitap çıkarınca ciddi bir "kitap enflasyonu" oluştu. Bu yüzden kitaba pek sıcak bakmıyordum, "Bana düşmez" diye düşünüyordum. Sonra çevremdekiler ve editör arkadaşlar "Kendi hikayeni anlat, matbu bir anı bırakmış olursun" diyerek beni ikna etti. Editör arkadaşımla rahat rahat, sindire sindire çalıştık. İki yıl sürdü ama acelemiÖz de yoktu. Sonunda basılabilir ve okunmaya değer bir eser ortaya çıktığına inandık.
Kitapta okurları tam olarak nasıl bir "Uzun Hikaye" bekliyor? Seyahat programınızdaki anılarınız mı var?
Hayır, bu kitap kesinlikle gezi programımdaki anılardan oluşmuyor. Bu tamamen benim kendi yaşam hikayem. Bulgaristan'dan Türkiye'ye iki bavulla göç etmiş, 5 yaşında buraya gelmiş bir muhacir çocuğunun hikayesi. Adana'da bir tır şoförünün oğlu olarak, kurduğum aykırı hayaller ve o hayallerin gerçekleşme süreci anlatılıyor. Ayrıca 12 Eylül Darbesi olduğunda ben ortaokuldaydım. Yani döneme tanıklığım var. Meslek hayatımdaki ustalarım, büyüklerim ve bu ahalinin bana gösterdiği lütuf ve kıymet var. Tam anlamıyla sonuçsuz bir giriş kitabı oldu diyebiliriz. Yıllarca "Şoray Uzun Yolda" programıyla Anadolu insanıyla iç içeydiniz.
Program bittikten sonra o diyalogların eksikliğini hissettiniz mi?
Program biteli yaklaşık 18 yıl oldu. Haftada binlerce kişiyle muhabbet eden biri olarak tek başıma kalınca çok bocaladım, ciddi bir boşluğa düştüm. Anadolu'nun dağları, ovaları, teyzeleri, amcaları uzun süre burnumda tüttü. Bu kitap benim için ahaliyle, yurdum insanıyla yeniden bir araya gelmek ve kısa da olsa hasbihal etmek için harika bir vesile oldu.
Kitabı elinize aldığınızda neler hissettiniz?
Birçok ünlü isim kitap yazdıktan sonra esas mesleklerinden daha çok heyecanlandıklarını söyler. Ben iletişim ve gazetecilik kökenli olduğum için ilk kez tiyatro sahnesine çıktığımda çok daha fazla heyecanlanmıştım. Ancak bir kitap sahibi olmak gerçekten gurur vericiymiş. Açıkçası bu kadar benimseyeceğimi, ciddiye alacağımı düşünmüyordum. "Kitabım var" diye kendi kendime hava attım, kendime gaz verdim. Kendime bile "Amma ciddiye aldın Şoray" dedim.
DEPREMZEDELERE BAĞIŞLANACAK
İmza günleri takviminiz belirlendi mi? Sevenlerinizle nerelerde buluşacaksınız? İLK imza gününü mutlaka deprem bölgesinde, Hatay'da yapmak istiyorum. Hatta o imza gününden elde edilecek tüm gelirleri depremzede vatandaşlarımıza bağışlamayı hedefliyorum. Benim için en anlamlı başlangıç bu olacak. Ardından ihtiyaç sahiplerine fayda sağlayacak etkinlikler ve tabii ki her yaz vakit geçirdiğim İzmir ve Çeşme'deki okurlarımla buluşacağız.

